Âlemde kaybolma!

Her ay dünyanın çeşitli yerlerinde yayımlanan onlarca müzik dergisi, yüzlerce albüm tanıtıyor.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

Her ay dünyanın çeşitli yerlerinde yayımlanan onlarca müzik dergisi, yüzlerce albüm tanıtıyor. Belli başlı dergiler göz önüne alınıp pop müzik piyasasındaki istatistiklere bakıldığında, her ay yayımlanan albüm sayısı 2 bin 500 civarında. Bu rakamın ortaya çıkardığı gerçek, en baba müzik dinleyicilerinin bile en iyi şartlarda tüm piyasanın yalnızca yüzde 8'inden haberdar olduğu (Buna çoğu müzik yazarı da dahil). Sıradan bir dinleyici ise neredeyse olan bitenden tamamen habersiz. The Sunday Times gazetesi 'Culture' eki işte tam da bu noktadan hareketle iki sayıya yaydığı bir rehber hazırladı. Pop çatısı altında yer alan pek çok farklı tarz hakkında bilgileri derleyen yazılar sayesinde pop müzik âleminde kendi zevkinize uygun bir yol tutturabilirsiniz.
Bakan çok, alan yok
Bu konudaki en çarpıcı istatistikler ABD'den.
İnsanların yüzde 90'ı kendilerini müzik dinleyicisi olarak nitelendiriyor. Ancak düzenli olarak albüm satın alanların oranı yüzde 15. Yüzde 60 bir müzik markete girdiğinde eli boş çıkıyor, çünkü aradığı albümü bulamadığını söylüyor. Sevdiği bir sanatçının albümünü satın almış olan kesimin yüzde 70'i bir sonraki albümü almadığını söylüyor. Sebep haberlerinin olmaması. Her ne kadar 'Amerikalı' istatistiklerle karşı karşıya olsak da sorunlar tüm dünya ve Türkiye'deki müzik dinleyicisi için de geçerli. Kısaca müzik dinlemek ve albüm satın almak isteyen ama pek başarılı olamayan
bir modern toplum söz konusu.
Her ne kadar yeni tarzlar ve albümler korkutsa da 60'lı, 70'li ve 80'li yıllarda büyüyen nesillerin kolaylıkla sevebileceği ve benimseyebileceği müzikler bunlar. Çünkü aşağı yukarı aynı kuşağın temsilcileri tarafından üretiliyorlar.
İlk pop star
Pop müziğin çıkış noktası olarak Elvis Presley'in efsanevi keşfedilme öyküsü anlatılır hep. 5 Temmuz 1954'te yapımcı Sam Phillips, Memphis stüdyolarında bir genci denemektedir. Gitarist Scotty Moore ve basçı Bill Black ile saatlerce çalarlar. Adamda hiç de sıradışı bir şey görememiştir Sam. Bir ara kayıtta bir sorun çıkar ve sıkılan genç 'That's All Right Mama'yı söylemeye başlar. Müzisyenler de katılır. Elvis keşfedilmiştir. Aslında rock'n roll önceden de vardı. Ama tavır, duruş ve görünüm de dahil, bir idol yaratma fikri ilk Presley ile oluştu.
Yani o ilk pop star.
Bugün internette herhangi bir müzik sitesine girdiğinizde pop müziğin 200'den fazla türüyle karşılaşıyorsunuz. Rock, rap, hip hop, heavy metal, dance, trance, ambient, chill out, house, garage... En büyük sorun, sıradan müzik dinleyicisi hangi başlığın altında ne bulacağını ilk bakışta kestiremiyor. İşte tarza göre pop rehberiniz...
Electronica
David Bowie'nin Berlin günleri
1976'nın ağustos ayında David Bowie, prodüktör Tony Visconti'yi Paris'e davet ettiğinde Brian Eno ve kendisiyle birlikte çalışmanın inanılmaz keyifli olacağını düşünüyordu, (Bowie yakında çıkacak son albümünü de Visconti ile kaydetti) Öyle de oldu. Albüm kaydedildi: 'Low'. O sıralarda Berlin'de yaşayan Bowie, Los Angeles günlerini unutmaya ve kokaini bırakmaya çalıştığı bir dönemde çareyi buraya taşınmakta bulmuştu.
Bowie ve Eno, Kraftwerk ve Neu gibi Alman gruplarının temsil ettiği kompleks ritimli yeni müziğe adeta tapıyorlardı. Visconti de onlara katıldığında daha çok armonik öğeler ve daha kentli (urban) bir hava veren drum setleri doğdu. Bu kimsenin daha önce duymadığı klostrofobik bir sound'du. Avrupa elektro popunun temelleri işte burada, bu üç isim tarafından atıldı. Depeche Mode, Human League ve Ultravox gibi hepsi de gitarsız sound'lar üreten gruplar, 90'ların elektro popuna damgasını vuran Prodigy de Bowie'nin 'Low' albümünden etkilendi. Daha da yakınlara gelirsek, Aphex Twin ve Moby var. Onlar da albümün 'ambient' etkisinin
mirasını taşıyor.
Progressive rock
Önce Pink Floyd vardı
1968 yılında Pink Floyd, Syd Barret'ın artık gruptan elini eteğini çekmeye başladığı ikinci albümü 'Saucerful Of Secrets'i yayımladı. Bu albüm onları dünyada tanındıkları anlamda Pink Floyd yapacak ilk izleri taşıyordu. Garip bir tarz, çok yönlü, çok sound'lu parçalar... Neticede progressive rock kavramı ortaya çıktı, Pink Floyd'u milyonluk satışlara ve dev konserlere taşıyacak yol açıldı. Bugün progressive rock denince en tanınmış gruplar olarak Yes ve Genesis akla geliyor. Ama görece daha az bilinen isimler King Crimson ve Van Der Graaf Generator neredeyse punk'takine benzer bir hırçınlık ve cesaretle ilginç sound'lar yakaladılar. Bugün herhalde bu tarzın devamı diyebileceğimiz isim Radiohead. 1997 yılında çıkardıkları OK Computer'a kadar belli bir rock sound'unu, en az Pink Floyd kadar deneysel bir anlayışla gerçekleştirdiler. 90'lı yılların rock sound'unu belirlediler bile denebilir. Son iki albüm Kid A ve Amnesiac ise bu tarzda gelinen son noktayı ifade ediyor.
Harbi kadınlar Herkes şarkı söyleyebilir
28 Ağustos 1974'te Patti Smith, New York'un gözde mekânlarından Max's Kansas City'de çalmaya başladı. O zamana kadar şair olarak biliniyordu ve o yıl şarkıcı olarak yeniden doğdu.
O zamanlar harbi kadın vokal dendi mi akla Suzi Quatro geliyordu ama Smith, Keith Richard'ın kız kardeşi görünümünde bir devrim yarattı. 1975 itibarıyla Bob Dylan ve Lou Reed'in ilgisini çekmeye başladı. İlk albümü 'Horses' çıktığında tüm dünya Dylan ve Reed'in zaten bildiği gerçeği öğrendi. Smith 70'lerin rock müziğinin kadın ekolüydü. Sonraları Pretenders'dan Chrissie Hynde, izleyen yıllarda Annie Lennox, Sinead O'Connor, PJ Harvey, Courtney Love, Alannis Morissette kendi tarzlarını bulmak konusunda Smith'i kendilerine örnek aldılar. Smith'in etkisi kadınları aşarak REM'den Michael Stipe'a kadar geliyor. Smith'in turnesine fotoğraflar çekerek katılan Stipe onun için şöyle diyor: "Bana herkesin şarkıcı olabileceğini o söyledi. Neden olmasın, dedim. Ben de yapabilirim."
(Devamı haftaya)