Levent Kırca bugün toprağa verilecek

Levent Kırca bugün toprağa verilecek
Levent Kırca bugün toprağa verilecek
Türkiye'yi güldüren adam Levent Kırca Temmuz ayından bu yana karaciğer kanseri tedavisi gören usta tiyatrocu, önceki gece kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

RADİKAL- Türkiye ’yi güldüren adam Levent Kırca Temmuz ayından bu yana karaciğer kanseri tedavisi gören usta tiyatrocu, önceki gece kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

TÜRKİYE, önemli bir değerini daha yitirdi. Sinema ve tiyatro dünyasının usta ismi Levent Kırca (67), karaciğer kanseri nedeniyle tedavi gördüğü Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Temmuz ayından bu yana kemoterapi gören ve bir hafta önce durumu ağırlaşınca hastaneye kaldırılan oyuncu, önceki gece saat 02.40’ta hayata gözlerini yumdu. Acı haberin duyulmasının ardından Levent Kırca’nın evi, tedavi gördüğü hastane ve tiyatro binası sevenleriyle dolup taştı.

Oya Başar: 'Biz onu çok sevdik!'

Levent Kırca'dan veda gibi mektup

Halkın sesini televizyona taşıyan adam: Levent Kırca


CENAZE TÖRENİ BUGÜN YAPILACAK
Levent Kırca, bugün Levent Camisi’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Usta tiyatrocu için camideki cenaze töreninin dışında bir tören yapılmayacak. Kırca’nın vefatının ardından hastanede soruları yanıtlayan Oğulcan Kırca, babasının isteği üzerine tören yapmama kararı aldıklarını açıkladı: “Babam tören gibi şeyleri sevmezdi. Normal hayatta mütevazı bir insandı. Bize de ‘Tören yapmayın. Boğaz’a karşı oturup bir şeyler için, arkamdan iyi, dürüst adamdı deyin, yeter’ derdi.”

ARKAMDAN ‘İYİ ADAMDI’ DEYİN YETER

Oğulcan Kırca, sözlerine şöyle devam etti: “Dedemi, ninemi kaybedeceğim bir yaştayken babamı kaybettim. Babam ve vefat kelimelerini aynı anda kullanmak bana çok garip geliyor. Ailece acımız büyük. Kendisine durumunun ciddi olduğu söylenmedi ama hissediyordu kötü olduğunu. İnsandan çıkan son şey umuttur. Babam sıradan bir adam değildi. Şimdi herkes arayıp üzüntülerini, taziyelerini iletiyor. Sosyal medyada mesajlar paylaşılıyor. Sizler de burada, yanımızdasınız. Babam nasıl hastanede narkoz alıp rahatladıysa, biz de iyi dileklerinizi duyduğumuzda öyle rahatlıyoruz.” Kırca, sanatçının herhangi bir vasiyeti olup olmadığı sorusuna da şu yanıtı verdi: “Vasiyet gibi şeylerle uğraşmadı. Bizi iyi evlatlar, iyi kardeşler olarak yetiştirdiğini düşünüyordu, vasiyeti herkese iyi davranmamızdı. Son mesajı da insanlara kavga etmemeleri yönündeydi, başka bir vasiyeti yoktu.” Levent Kırca’nın diğer oğlu Umut Kırca ise “Çok üzgünüz. Perişan durumdayız. 10 gündür kardeşlerimle burada, hastanedeyiz. Çok ağır durumdaydı, ona destek olmaya çalıştık” demekle yetindi.

MEKTUPLA VEDA ETTİ

Geçtiğimiz hafta düzenlenen 5. Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda Levent Kırca’ya ‘yaşam boyu onur ödülü’ verilmiş, sanatçı katılamadığı törene oğlu Oğulcan Kırca vasıtasıyla veda niteliğinde bir mektup göndermişti. “1974’te TRT ile girdim hayatınıza. O günden bu yana bayağı bir zamanınızı aldım. 41 yıl. Teşekkür ederim size, anılarınızda bana yer açtığınız için” satırlarıyla başlayıp “Dik durun. Adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. Atatürk ’le kalın, cumhuriyetle kalın, hoşçakalın” cümleleriyle biten o mektup, salondakileri çok duygulandırmıştı.

16’sında sahneye çıktı

Levent Kırca, 28 Eylül 1948’de Samsun’da doğdu. İlk kez 1964’te Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. 1978’de ‘Altınşehir’ adlı filmle sinemaya geçti. 1988’de başlayıp 22 yıl süren “Olacak O Kadar” adlı televizyon programını hazırladı. İlk evliliğini Nur Diner, ikinci evliliğini ise tiyatrocu Oya Başar’la yapan oyuncunun bu evliliklerden dört çocuğu oldu. Televizyon, sinema ve tiyatroya çok sayıda eser kazandıran ve kariyeri boyunca birçok ödüle layık görülen Levent Kırca, yakın dönemde siyasetle de ilgilendi.

Finali güzel yaşamak lazım

Levent Kırca, son röportajını Hürriyet yazarı Ayşe Arman’a vermişti. İşte 13 Eylül’de yayınlanan o röportajdan öne çıkan açıklamalar:

Çok da iyi değilim. Ölecekmişim gibi hissediyorum. Karaciğer kanseri olduğum için böyle hissediyor olabilirim, kim bilir belki de iyileşebilirim. Ama zaten insanın kendini düşünme zamanı mı şimdi, baksana ortalık yangın yeri.
Sadece ben değil ki, hepimiz ölümü yaşayacağız. Ölüm de bir güzellik. Bir müziğin sonu, bir oyunun, bir eserin sonu gibi bir insanın sonu... Finali güzel yaşamak lazım. Ağlayıp sızlayıp dövünüp onu rezil etmemek lazım.
Bir de 65 yaşına gelmişim. Çok rastgele de gelmemişim. Okumuş, yazmış, çizmiş, üretmişim. Hayata katkıda bulunmuşum. İnsanları güldürmüşüm, kendi çapımda eğitmişim. Şanı-şöhreti görmüşüm, bunu taşıyabilmişim, çoluğum çocuğum olmuş, hayatıma birbirinden değerli insanlar girmiş, insanlar beni sevmiş, mutlu olmuşum. E, 65’te ölmezsem, 75’te öleceğim.
65 yaşındayım, ölsem gözüm açık gitmez. Gençler yaşasın, onlara bir şey olmasın. Benim hayatla olan maçım ortada. “Herkes bana dua etsin” gibi lafları sevmiyorum. Yaşanacaksa da yaşarız abi.
Ben hayatın hakkını vererek yaşadım. Gözlerimi kapatırken gönlüm rahat olacak. Bu rahatlığı olmayanlar düşünsün. Ben ölümden korkmuyorum.
“Neden ben?” demek bana bencillik gibi geliyor, kibir gibi geliyor. 18 yaşında çocuk da şehit düşüyor, var mı bunun açıklaması? Yok. Neden o ölüyor da başkaları ölmüyor?