Liberterler ülke kuruyor!

Liberterler ülke kuruyor!
Liberterler ülke kuruyor!
Herkesin ötekileştirdiğini 'sürmek' istediği bu dünyada liberterlere neresi düşecek? Geçen ay temeli atılan bir proje neticesinde Pasifik'te bir 'özgürlük ülkesi' kuruluyor!
Haber: Alpbuğra Bahadır Gültekin - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

Başörtülüler Arabistan’a, komünistler Moskova’ya… Peki, hem sağcıların hem de solcuların hışmına uğrayan liberterler nereye gitsin? Demek ki şu koca dünyada herkese yetecek kadar mutluluk var ama herkese yetecek kadar yer yokmuş. Ama neyse ki bu ‘büyük’ belirsizlik yakın bir tarihte son bulacak. Artık liberteryenlerin de bir ülkesi olacak!

Kural yok, özgürlük çok

Hiçbir yere ait olamama duygusu, PayPal’in ideolojisiyle müsemma kurucusu Peter Thiel’in ruhunda derin yaralar açmış olacak ki adam gözünü dahi kırpmadan 1.25 milyon doları hayali bir projeye yatırdı. Sadece liberterlerin yaşayacağı, özgürlüğün sınır ve kural tanımayacağı bir ülke rüyasına! 

Öyle ki, bu ‘ülke’de hiçbir devletin hukuku işlemeyecek, özgürlüklere ve özel yaşama –muhafazakâr demokrat yapıya ters olsa da- yasalarla kısıt getirilmeyecek. Hayata yön veren tek rüzgâr, serbest piyasanın ‘görünmez eller’i olacak! Her ne kadar kırmızı çizgi başkalarının özgürlüğü olsa da, proje kulağa hoş geliyor değil mi? Gelelim bu rüyanın hikâyesine ve olabilirliğine… 

Kendi ülkesini kurma hayali

Artık Silikon Vadisi’nin havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez ama tüm bunlar eski bir Google çalışanı olan Patri Friedman’ın başının altından çıkıyor. Part-time aktivistliğe de devam eden Friedman’ın ‘kendi ülkesini kurma’ hayali, Thiel’ı da etkiliyor olacak ki, yüklü bir bağışın yanı sıra tanınırlık da elde ediyor. 2008’de kurduğu ‘the Seasteading Institute’ da böyle böyle adını duyurmaya başlıyor. 

Friedman’a göre çare, okyanusta inşa edilecek bir platform. Yani bir devletin 200 deniz mili (370 km) uzağında bir yaşam alanı kurmak kâfi… Neden 200 mil sorusuna gelirsek, BM Deniz Hukuku Konvansiyonu’na göre 200 milden ötesi açık deniz. Kimse kimsenin tavuğuna kış demiyor, münhasır ekonomik bölgesine karışmıyor. Aslında her ne kadar kuralsız bir yaşam amaçlansa da, ütopyamızın temelleri kurallara uygun atılıyor. Hem zaten karşımızda Sealand (Britanya ile Fransa arasında bir platform devletçiği) gibi bir yapı mevcutken, uluslararası hukukun ne önemi var! 

Yapısı nasıl olacak?

Peki, elimizde ne var? Teori kısmı dolu dolu… Son dört yıl adadaki yaşamı mümkün kılan projeler hazırlamakla geçti. Yapılan araştırmalar sonucunda ‘potansiyel vatandaşların’ nasıl bir yaşam arzuladığı irdelendi. Geçen ay ise okyanus üzerinde ‘uygun yer’ araştırması yapacak olan Hollandalı bir şirkete verilmek üzere bağış kampanyası açıldı. Kampanyaya 270 kişi katıldı ve toplamda 27 bin dolar toplandı. 

Pratiğe gelirsek, elde tutulur ilk adımların 2014’te atılması bekleniyor. Her şey yolunda giderse, ada 2017’de kurulacak ve akabinde bağımsızlığını ilan edecek. İlk başta 270 kişinin yaşayacağı bir yer olarak düşünülse de, 2050’ye varmadan binlerce insanın bu mikro devlete yerleşmesi umuluyor.

Şimdilik bir çocukluk hayali gibi gözükse de Enstitü’nün attığı adımlar projenin gerçekleşmesini mümkün kılacak cinsten. Olur da bir yol kazası yaşanmazsa, yakın gelecekte liberteryenlerin de kendi borularını öttürebileceği bir ülkesi olacak! Allah yollarını açık etsin, sonlarını Gül Adası Krallığı’na benzetmesin!

DÜNYADA YER Mİ YOK?

-
Platform üzerine mikro ulus kurma niyeti yeni bir hayal değil. Friedman’ın ders çıkarması gereken çok örnek var geçmişten. İtalya açıklarındaki Gül Adası Krallığı en basitinden…

- İtalyan mühendis Giorgio Rosa, 1967’de Rimini’nin 7 km açığında 400 m2’lik platform inşa etti. Çok geçmeden kendi bağımsızlığını ilan eden Rosa, devletine de ‘Gül Adası Krallığı’ adını verdi. İlandan sonra İtalyan yetkililer, Rosa’nın adada bulunmadığı bir gün ‘denetimi’ ele aldı. Rosa’nın ‘egemenlik ihlali’ telgraflarına karşılığı ise donanma verdi: Krallık, bombalanarak havaya uçuruldu!

- Tabii ‘güçlü’ye boyun eğmeyenler de var: Misal Sealand Prensliği… Bağımsızlığını ilan eden Sealand’e 1978’de konuk olan bir grup Alman, platformu ele geçirmek için bir ihtilal tertip eder. Yanıt ağır olur. Silahlı bir saldırı sonucu Sealand’i alan prens, ihtilali gerçekleştiren Almanları savaş suçlusu ilan eder ve hapseder.

- Diplomatik kriz, Alman bir diplomatın platforma çıkarak bir fidye antlaşması imzalamasıyla çözülür. Bu, iki nüfuslu ama binlerce vatandaşı olan Sealand’in de-facto olarak tanınması olarak gösteriliyor.

- Liberallerin devlet hayali son yılların şakayla karışık dile getirilen projelerin. En son, Mısır ile Sudan arasındaki Bir Tawil bölgesinin (ki iki devlet de hâkimiyeti reddediyor!) uygun olduğu düşünülmüştü.

- Lakin, kimsenin yaşamadığı, Bir Tawil’de ‘liberal diktatörlük’ kurma fikri kolay kolay fiiliyata geçemeyecek gibi. Zira Bir Tawil’in egemenlikten daha büyük bir problemi var: İçme suyu yok!