Lichtenstein modası geçmez!

Lichtenstein modası geçmez!
Lichtenstein modası geçmez!
Noktaların, çizgilerin, aynaların, konuşma balonlarının modası geçmiyor. Tate Modern'de açılan Pop Art'ın efsane ismi Roy Lichtenstein retrospektifi ziyaretçi akınına uğruyor...
Haber: GÜLNAZ CAN / LONDRA / Arşivi

“Puantiye...” diyor Marc Jacobs, “Katiyetle modası geçecek şey değildir.” Bunu yeni kozmetik ürün gamını müjdelemek adına söylüyor. Ancak yine de ve bazı eklemelerle hakkını teslim etmek gerek. Noktaların, çizgilerin, tekinsiz boş alanların, aynaların ve konuşma balonlarının modası geçmiyor. Roy Lichtenstein bu nostaljiyi Londra’nın en kalabalık ve popüler buluşma noktası haline getiriyor.
Tate Modern, popun ustasının 125 eserini, tablolar ve heykellerini geçen hafta açılan retrospektifte sergiliyor. Lichtenstein’ın özellikle 1960’larda ürettiği işlerinde gözlenen eleştirel yaklaşımları, serginin ‘Savaş ve Romantizm’ veya ‘ Sanat Hakkında Sanat’ bölümlerinde öne çıkıyor. Bu dönemde hem öfke, hem büyük beğeni yaratmış sanatçı. Yaşadığı zamanın popüler imge dünyasında, fotoromanlarda, reklamlarda kadının temsilinin parodisi, yuvarlak, mükemmel hatlarıyla çıplak kadınlar, âşık kadınlar yahut tereddütlü kadınlar öne çıkıyor.
Lichtenstein, insanlar arasında hızla yayılan duygusuzluğu portreleme niyetinde olduğunu söylemiş. Savaşın, şiddetin estetize edilmesi eleştirisi de yine sanatçının büyük tuvallerinde. Örneğin 1963 tarihli meşhur tablosu ‘Whaam!’ da bu sergide…
Klasizmden art deco’ya ve kübizme, sanatçının sanatı ele alışı ve keşifleri, maceracı duruşu Lichtenstein’ın geçmişle diyalogu olarak sergileniyor. Lichtenstein, Matisse, Picasso ve Monet gibi sanatçıların eserlerine getirdiği kendine has yorumları ise; “Parodisini açıkça yaptığım her şeye aslında hayranım” diyerek savunuyor. “Yüksek sanatın ucuz sanatmışçasına yeniden sunumu” olarak tanımlanan bu tabloların çoğu provokatif bulunmuş. Tate Modern, aynı zamanda sanatçının tekniğinin de bu provokasyona destekte bulunduğunu anlatıyor.
Lichtenstein’ın, serginin ‘Siyah ve Beyaz ’ bölümünde sunulan, günlük objelere yaklaşımı ise büyüleyici. Gazeteler ve özellikle Amerika ’da yaygın olan satış kataloglarından esinlenerek ürettiği kanvas-objeler, orijinallerinin bilindikliklerini ve yine bu medyumlardaki temsillerini parçalıyor. Çizgilere, partiküllere bölüyor. Tıpkı kendi imgesine yaptığı gibi... Sanatçı 1978 tarihli otoportresinde ayna karşısında kendisini belli belirsiz noktalar halinde resmediyor. Tüm ‘Aynalar’ bölümü, noktaları yansıtan aynalarla dolu ve aslında bu durumda Lictenstein aynanın/tablonun karşısında duran bizleri de aynısına maruz bırakıyor.
Lichtenstein, modern müzelerin ve ziyaretçilerinin favori sanatçılarından biri olarak kabul edilir. Yukarıda sayılanlar gibi 13 temaya ayrılmış serginin Britanya medyasında yoğun bir teşekkür tonu ile anıldığını belirtmek gerek. Böylesi tanınmış ve ürettiği imgelere aşina olunan bir sanatçıyı olabildiğince direkt ve basitçe sergilediği için, Tate Modern’e teşekkür ediyor eleştirmenler. Hakikaten bu yüklü retrospektif, kolay gezimlik ve yalın bir sergi.
Tavsiye, sergiyi bir cumartesi akşamı gezmek şeklinde olacak. Saat 22.00’ye kadar açık Tate Modern ve hafta içi-hafta sonu gündüz yoğunluğundan çok uzak. Sıklıkla göz tarayan büyüklü küçüklü tabloları görmek daha az yorucu. Hem bir cumartesi akşamını Lichtenstein’in ünlü karakterleri Jeff, Brad ve Mickey ile geçirmek de ayrı bir keyif. Sergi, Tate Modern’de 27 Mayıs’a kadar sürecek.