Londra Moda Haftası'ndan kalanlar

Londra Moda Haftası'ndan kalanlar
Londra Moda Haftası'ndan kalanlar
Londra Moda Haftası göz açıp kapayana dek geçti. Sırada Milano var. Ama öncesinde her sezon kendine özgü giyim kodlarının ardında güçlü hikâyelerle var olan Londra'nın sekiz tasarımcısını mercek altına alalım.
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

RADİKAL - 2016 İlkbahar/Yaz koleksiyonları New York’tan bayrağı devralan Londra’da da podyuma çıkarak döngüyü tamamladı ve sözü Milano’ya bıraktı. Sezon trendlerini Londra’nın giyim kodlarıyla harmanlayan İngiliz tasarımcılarına baktığımızda, bu sezon öne çıkan ismin Gareth Pugh olduğu gözlerden kaçmayacaktır. Teatral şovları ve sarsıcı defile styling’leriyle Londra’nın majör oyuncularından biri olan Pugh, casting direktörü Shaun Beyen ile ikinci kez çalıştı ve bu sezon defilesini de birlikte hazırladı. Kabuki’ye benzeyen makyajlı maskelerin ardındaki model seçimleri için “Alışılmışın dışındaki güzellik kavramını sorgulamak istedik. Makyaj artisti Val Garland ve saç stilisti Malcolm Edwards’ın da katkılarıyla Gareth için bunu başardığımızı düşünüyorum” diyor ve ekliyor: “Defilenin başarısının ardında tasarımların yanı sıra, 90’ların couture modelleri gibi davranmalarını istediğimiz modellerin de payı büyük.”

FARKLI ZAMANLAR KARMASI
Son birkaç sezondur hızlı bir başarı grafiği gösteren J.W.Anderson’ın 2016 İlkbahar/Yaz koleksiyonu da modanın sanatla dirsek temasına tanıklık ediyor. Defileyi yakından izleyenler, galaktik baskıların Edward dönemi siluetleriyle karıştığı koleksiyonda kimi zaman Keith Haring pop-art’ı kimi zaman da erken dönem Vivienne Westwood punk’ından ilham esintileri buldu. Kuliste verdiği bir röportajda “Benim tasarımlarım bir kadının seyahati aslında. Tarihin farklı dönemlerinde çıkmış detayları bir araya getirmeye çalışıyorum,” diyen tasarımcı bu koleksiyonuyla çok da haksız sayılmayacağını ortaya koyuyor.

Tıpkı Anderson gibi, Christopher Kane de bu sezon hazırladığı güçlü hikâyesiyle radarına girdiği moda eleştirmenlerini haksız çıkarmadı. Materyal zenginliği ve neon tonlardaki renk skalası ile adeta bir sanat öğrencisinin paletinden fırlayan modeller için İngiliz tasarımcı “Bu sefer çılgınca bir aşk yaşayan kadın tasarladım” diyor. Hayatın son dönemde adeta bir araba kazası gibi olduğunun altını çizen Kane, enkazdan çıkmış görünümü ve kırılmış izlenimi uyandıran formların gündelik giyime taşıyarak bunu ifade çalışıyor. Yakın geçmişte yaşadığı tatsız bir kazada annesini kaybetmiş olmasının da bu bakış açısında payı var hiç kuşkusuz. Ama hayat ona ne sunarsa sunsun, yarattığı hikâyeleriyle Kane’in yıldızı parlayan bir tasarımcı olduğu kesin.

ARKA PLANDA GÜÇLÜ HİKÂYELER
Londra Moda Haftası’nda her sezon mercek altına alınan ve başarı grafiğini yükseltmeye çabalayan bir diğer isim de Mary Katrantzou. 2008 yılında Central Saint Martins’ten mezun olduğundan beri dijital desenli baskılarıyla farklı bir perspektiften modaya bakan tasarımcı bu sezon da kozmik bir çingene yaratarak dikkatleri yeniden üzerine çekmeyi başardı. Son dönemde yaşanan yoğun göçler, mülteci krizleri ve yersiz-yurtsuzlaşmanın etkisinden olsa gerek, floklorik kostümlere ilgi duymaya başlayan tasarımcı Balkanlar, Romanya, Macaristan ve daha doğunun geleneksel kıyafetlerini yakın markaja almış. Geçmişle gelecek arasında bağ kurmaya çalıştığı 2016 İlkbahar/Yaz koleksiyonunun arkasındaki hikaye ne olursa olsun, Mary Katrantzou gerek teknik gerek işçilik anlamında her sezon kendini ispatlayan bir tasarımcı olarak öne çıkıyor. 

İLLE DE TEKNOLOJİ
Londra Moda Haftası’nın başrol oyuncusu Burberry Prorsum yine bu sezon kendisinden beklenen yenilikçi gelişmelere imza attı. Kreatif direktör Christopher Bailey, kurduğu ekiple genç jenerasyona 2016 İlkbahar/Yaz şovunu Snapchat’tan takip etme fırsatı yarattı. Cara Delevingne ve Suki Waterhouse gibi sevilen isimlerin Snapchat hesabını devraldığı defileyi, o gün Hyde Park’ta olmayanlar da Periscope’tan canlı izleme olanağı buldular. Teknolojik yeniliklere olan ilgisi kadar müziği de seven Bailey, modelleri Alison Moyet’nin canlı performansı eşliğinde podyuma yürütmeyi tercih etti. Elbette defilenin tüm parçaları Apple’ın yeni müzik stream servisinde de çoktan yerini almıştı.

Dikkati çeken bir diğer unsur da, son bir yıldır tartışma konusu olan Batı tipli modellerin çoğunluğu oluşturduğu moda haftalarına Burberry de kendince bir yanıt verir gibiydi. Bu sezon Londra podyumunda farklı etnik kökenden modellerin sayısında artış olduğu dikkatlerden kaçmaması gereken bir detay.
Montreal doğumlu tasarımcı Erdem (Moralıoğlu) da bu sezon güçlü bir hikâyeye dayanan koleksiyona imza attı. Tasarımcı her sezon olduğu gibi, şiirsel bir romantizmi öne plana çıkararak, bu sezon da Victoria dönemi silüetlerini 70’li yılların bohem çiçek desenleriyle buluşturdu. Defile prodüksiyonlarında sinematik detaylara ve fotografik öğelere de önem veren tasarımcının defile mekanı da oldukça çarpıcıydı. King’s Cross istasyonunda yürüyen modellere Emily Dickinson’ın melankolik şiirleri eşlik ediyordu.

İZMİR ESİNTİSİ
Hayal dünyasının zenginliğini giyilebilir tasarımlara dönüştürmeyi başaran Erdem gibi öne çıkan bir diğer tasarımcı da elbette Bora Aksu. İzmir kökenli tasarımcı bu sezon son derece optimist bir renk paletine (turunç, limon ve nar) ve dantel, tül ve organzalarla hafif ama güçlü bir silüete imza attı. Yazlarını geçirdiği İzmir’den sürekli ilham alan Aksu’nun desen ve illüstrasyonlarıyla Instagram’da da hatrı sayılır bir prestiji olduğu herkesçe malum. Aksu, Hotiç ile işbirliği yaparak bu desenlerini sezon ayakkabılarına taşıdı.

Son olarak ismi birkaç sezondur duyulmaya başlanan Zeynep Kartal’dan da bahsetmemek olmaz. Tasarım, tekstil, üretim ve pazarlama alanlarında 20 yıllık bir tecrübenin ardından 2013’ten beri Londra Moda Haftası’nda koleksiyonlarını sunan Kartal, 2016 İlkbahar/Yaz koleksiyonunda da zamansız şıklığın kodlarını kullanmıştı.
Little Ladies isimli bir çocuk alt markası da bulunan Zeynep Kartal, bakalım bu zorlu yarışta ismini daha da duyurmaya başlayabilecek mi? Esas soru, dünyanın önde gelen moda haftalarında başka Türk tasarımcıları da görmeye başlayacak mıyız? Temennimiz hep bu yönde…