Londra'da bir Müslüman

Sahnede ve camide türban takıyor. Günün geri kalan kısmında ise kot ve spor ayakkabılarını üzerinden çıkarmıyor.

Sahnede ve camide türban takıyor. Günün geri kalan kısmında ise kot ve spor ayakkabılarını üzerinden çıkarmıyor. Shazia Mirza (Türkçeleştirirsek Şaziye Mirza), kendi dediğine göre dünyanın ilk ve tek Müslüman kadın stand-up'çısı. Sahne onun krallığı. "Hayatımda hiç sevgilim olmadı," diyor ve akşamları esprileriyle Londra pub'larında, "içki sofralarına meze" oluyor.
"Hey, sen eşcinsel misin yoksa!" diye bağırıyor seyircilerden biri. "Hayır ama senin yüzünden olabilirim," diye anında cevabı yapıştırıyor 26 yaşındaki Shazia.
Sahnede konuşurken yüzünde hiçbir kıpırtı olmuyor, hiçbir duygu belirmiyor sesinde. 'Duvar gibi' yani. Bu onun stili. Sahne gerisinde ne kadar heyecanlı olduğunu ise ancak onu orada görenler biliyor. Müslüman kadınlar, hac, Müslüman erkeklerin maçoluğu hakkında; Müslüman olmayanların yanından bile geçmeye cesaret edemeyecekleri espriler patlatarak seyircileri kırıp geçiriyor. "Bütün kariyerimin en zor anı, 11 Eylül'den hemen sonraki ilk gösterimdi. Bana bakarken komedyeni değil, Müslüman'ı gördüler. 11 Eylül kadar ciddi bir olay hakkında espri yapmaya kalkışırsanız, espriniz çok iyi olmalı," diyor. "Adım Shazia Mirza. En azından pilotluk brövemde böyle yazıyor!"
'Tanrım bana bir koca'
"Henüz küçük bir kızken pantolon giymem ve erkeklerle konuşmam yasaktı. Bir parça özgür olduğum tek yer okuldu. En sevdiğim de okuma parçalarıydı. Ne zaman bir metni yüksek sesle okusam arkadaşlarım gülmeye başlardı. Üstelik ne kadar ciddi okursam, o kadar komik buluyorlardı. Bir keresinde karnemde 'Shazia sınıf şaklabanını oynamayı çok seviyor' diye yazıyordu. Çok mutlu etti bu not beni. Sonunda 10 yaşımda yeteneğimi keşfettim," diye hatırlıyor Pakistanlı bir anne-babanın kızı olarak İngiltere'de dünyaya gelen Mirza.
"Keşfettim ve ailemden sakladım. Onlar iyi bir Müslüman kızın komedyen olmasını düşünemiyorlardı bile. Ben de üniversitede mecburen biyokimya okudum. Fakat aklım hep komedyenlikteydi." Hâlâ
sahneye nasıl çıkabildiğine şaşıyor. Ama sıkı sıkıya bağlı olduğu Müslümanlığa aykırı bulmuyor yaptıklarını. "Sadece ve sadece gerçekleri söylüyorum. Başkalarının ister hoşuna gitsin, ister gitmesin."
Shazia o kadar başarılı ki, esas mesleği olan öğretmenliği artık sadece 'yedekten' yapıyor. "Seyircilerimin benim yaşadığım dünyaya ne kadar yabancı olduklarını görmek beni hep şaşırtıyor. Asıl hedef kitlem, hiç dışarı çıkamayan, seslerini duyuramayan Müslüman kadınlar." Televizyon ekranı aracılığıyla onlara umut aşılayabilmeyi umuyor. "Belki içlerinden biri beni görüp, 'Eğer o komedyen olabiliyorsa, o zaman benim de hemen köşedeki büroda sekreter olarak çalışmaya hakkım var' der."
Umut tabii ki var. Babası bile bir süre önce, onun röportajının basılı olduğu bir kadın dergisinden dört adet satın alıp, eşe dosta "Bu benim kızım," diyerek göstermiş. "Ki itiraf edeyim, normalde o tür kadın dergilerini pek okumaz," diye gülüyor Mirza.
Gayet mutlu görünüyor bütün bunları anlatırken. Peki tamamıyla mutlu olması için eksik kalan? ABD'de bir şov ve de kendine gülmesini bilen bir koca. Tabii Müslüman...