Londra'dan Haliç'e 'Artbosphorus'

Londra'dan Haliç'e 'Artbosphorus'
Londra'dan Haliç'e 'Artbosphorus'
Haber: NESLİHAN AKDAŞ / Arşivi

Mart ayının ilk günleri, hava soğuk ve puslu; Londra’dayız. Yani çağdaş sanatın dünyadaki en yoğun merkezlerinden birinde. Son on yılda Londra’daki sanatçı camiası şehrin doğusunu mesken tutmuş. Öncümüz küratör Denizhan Özer. Evet, hava çok soğuk, gökyüzü gri, ancak ziyaret ettiğimiz sanatçılar, stüdyolar, gördüğümüz eserler başka bir dünyanın kapılarını açıyor; renkli, yaratıcı. Samimi sohbetler ortamı ısıtıyor.
Akşam Olympia Grand Hall’deki Art 13 Sanat Fuarı’nın açılışındayız. Avrupa ve Amerika bir yana; Brezilya, Çin, Hindistan, Avustralya’dan çağdaş sanata katkısı az bilinen ama bir o kadar da kıymetli eserleri “Sırada ne var” diye hızla ve merakla inceliyoruz. Uzakdoğulu sanatçıların eserleri ön plana çıkıyor fuarda. Şaşırtıcı, cesur, kışkırtıcı. Bilmediğimiz dünyaların kapısı açılıyor önümüze.
Ve tüm bu ziyaretlerin nedeni 3-7 Nisan tarihleri arasında İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek 6’ncı Artbosphorus Çağdaş Sanat Fuarı. Dünyadaki sanat fuarlarıyla yarışan Artbosphorus öncesi, çağdaş sanat koridorlarında ön hazırlık yapıyoruz.
25 galeri 107 sanatçı
Doğu Londra’da ilk durağımız Hackney bölgesindeki Andor. Galeride şu sıralar Belçikalı Pieterjan Ginckels’ın ‘S.P.A.M Office’ projesi sergileniyor. Her gün gelen “Nasıl kalori yakarsınız, meme büyütme operasyonları, hadi ikramiye kazanın” e-mail’lerini düşünün. Ve bu spam e-mail’lerin klasörlerde toplandığını. İşte tam da bunu yapmış Belçikalı çağdaş sanatçı. Öyle bir ofis ortamı yaratmış ki, her gün en az 8 saat geçirdiğimiz plazaların sıkıcılığını, soğukluğunu ve sığlığını bir kez daha yüzünüze vuruyor.
İkinci durak Avustralyalı iki
görsel sanatçının atölyesi ‘Maslen&Mehra’. Doğa ve insan arasındaki bağı yansıtıyor eserleri ya da koruyamadığımız bağları. Eserlerinde kullandıkları ana madde ise ayna. Atölyelerinde yarattıkları aynadan insan heykellerini bir ormana yerleştiriyorlar. Böylece doğada insanın nasıl yabancılaştığını yansıtıyor aynalar. Sanatçılar Tim Maslen ve Jennifer Mehra, bir eserleriyle de Artbosphorus’ta yer alacaklar.
Küratörlüğünü Denizhan Özer’in yaptığı Artbosphorus’un yabancı katılımcıları arasında İngiltere’nin yanı sıra Fransa, Almanya, İspanya, Belçika, Güney Kore ve Gürcistan’dan da sanat galerileri var. Ve tabii Türkiye ’den katılan sanatçı ve galeriler de. Fuar, ‘Paralel Hikâyeler, Kurgular, Bilinmeyenler’ fikriyle yurtiçi ve yurtdışından 25 galeri ve sanat kurumu ile 107 sanatçıyı ağırlayacak. Fuarların sanat piyasası içinde önemi tartışılmaz. Artbosphorus’un farkındalığını şu sözlerle açıklıyor Denizhan Özer: “Geleneksel kalıplar içinde yol alan, satışa odaklı sanatın dışında; video, performans, dans, enstalasyon, eğitim projeleri gibi çağdaş sanatın yeni sunum biçimlerine de yer veren genç, enerji dolu bir fuar.”
Artbosphorus 2013’ün programında katılımcı galerilerin yanı sıra, heykel bahçesi, video-art programı, enstalasyon projesi, çağdaş dans ve performans gösterileri, çocuklar ve meraklıları için eğitim çalışmaları da yer alıyor. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da fuar alanı ile deniz arasında kalan kordon boyunda Heykel Bahçesi gezilebilecek. Fuarlar, ‘sanatın pazarlandığı’ mekânlar olarak eleştiriliyor. Bazıları için ise yaratıcı bir şekilde pazarlanan sanat böylece daha geniş kitlelere ulaşıyor.
En hızlı büyüyen pazar
The European Fine Art Foundation’ın raporuna göre sanat dünyada en hızlı büyüyen ilk üç pazar arasında. 2011 yılında dünyada sanat pazarının ekonomik büyüklüğü 46.1 milyar euroya ulaştı. Artprice’ın yıllık raporlarına göre ise çağdaş sanatın dünya haritasındaki pazar dağılımda en büyük payı Çin alırken onu Amerika, İngiltere, Fransa, Tayvan, Almanya, Türkiye izliyor. Ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında sanat alanında köklü bir geleneğe sahip olan İtalya’nın Türkiye’den sonra gelmesi dikkat çekiyor.