Maalesef hepsi bu!

Maalesef hepsi bu!
Maalesef hepsi bu!
Post-punk'ı dirilten ekip The Strokes, yeni albümleri 'Comedown Machine'le, onların efsanevi 'Is This It' zamanlarını özleyenlerin ağzına bir parmak bal çalmakla yetiniyor.
Haber: BANU ÖĞÜT / Arşivi

‘Is This It’in ‘discman’lerimizde dönmeye başladığı dönemler… 80’lerde doğanlar için yeni bir dönem, New York sahnesini ise yeniden şekillendirecek bir akım başlamak üzere... Saçları yana doğru taranmış, retro kravatları, ‘skinny’ pantolonları ve utangaç tavırlarıyla sahnede beş adam o an ileride onların yolundan ilerleyecek gruplardan habersiz bir şekilde yeni şarkılarını ortaya döküyor... Post-punk ruhunu dirilten, New York sahnesini ateşleyen, kendine özgü gitar ve vokallere sahip ‘Is This It’ kabul etmek gerekir ki ardı ardına patlayan, her dinleyişte yeniden keşfedilen parçalarıyla daha o zamanlarda kült albümler listemize girmeye hak kazanmıştı. Grubun 80’lere dair farklı türlerde izler taşıyan dördüncü albümü ‘Angles’ ise grubun farklı bir şeyler denemek istediğine işaret etmeden öteye geçemeyen bir albüm olarak hatırlarda kalmış ve haliyle de beklentileri karşılayamamıştı.
Grup geriye dönüş adına yer yer Is This It tadında parçalar serpiştirse de son albümü ‘Comedown Machine’ ile tartışmasız 80’lerin ablukası altında. Garage rock öğelerinden çok şey kaybetmeyen albüm çoğu parçanın girişindeki elektronik öğelerle kendini ele veriyor. Albümün çıkış parçası All The Time, ilk bakışta Strokes’un farklılaşma sevdasını atlattığına dair bir fikir akıllara getirmişti. Fakat albümün geri kalanı new wave ve pop öğelerin yoğunlukta olduğu parçalarla bu ilk izlenimi yalanlıyor. Albümün ilk dinleyişte göze çarpan parçalarından ‘Tap Out’ ve ‘One Way Trigger’ bu anlamda hem güçlü gitarlardan hem de Julian Casablanca’nın duymaya alışkın olduğumuz buğulu vokalinden yoksun.
‘All The Time’ haricinde bir nebze olsa da ‘Is This It’ zamanlarına geri dönmek isteyenlerin yedinci parçaya atlama gibi bir seçeneği var. Zira ‘50/50’ gitarların güçlü bir şekilde duyulduğu, rock vokallere sahip, daha net olmak gerekirse ‘Last Nite’ı aratmayan bir parça. Bu haliyle The Strokes, birkaç parça ile eski dinleyicilerine göz kırpmış, ağızlara bir parmak bal çalmış gibi görünüyor. Bu da grubun eski zamanlarını özleyenlere ‘Hepsi bu kadar mı?’ sorusunu sormaya itebilir. Evet, maalesef hepsi bu kadar.


    ETİKETLER:

    New York

    ,

    skinny

    ,

    Rock