Mahcup İskoç Peter Higgs

Mahcup İskoç Peter Higgs
Mahcup İskoç Peter Higgs
60'larda gözden düşmüş teorinin peşine takıldığında Nobel alacağını tahmin etmiyordu. Higgs, teorisine adının verilmesini yadırgayan, ateist olmasına rağmen 'tanrı parçacığı' sözüne "dindarları incitebilir" diye karşı çıkan bir tuhaf fizikçi.
Haber: KEREM CANKOÇAK* / Arşivi

İngiliz babayla İskoç annenin çocuğu olarak 29 Mayıs 1929’da dünyaya gelen Peter Higgs’in çocukluğu II. Dünya Savaşı’nın zorlu günlerinde geçer. Babası BBC’de ses mühendisi olarak çalışmaktadır. Savaş nedeniyle ilkokul döneminin büyük kısmını evde aldığı derslerle tamamlar. 1941–46 arası Bristol’de Cotham Grammar School’da lise eğitimine devam eden Peter Higgs, üniversiteye King’s College London’da devam eder. Peter Higgs nasıl bir öğrenci olduğunu kendi sözleriyle şöyle anlatıyor: “İnek bir öğrenciydim; bu mazur görülüyordu çünkü astımım nedeniyle hiçbir oyuna katılamıyordum.” Gittiği bütün okullardaki deneysel çalışmalarda başarısız olan Higgs’in önünde tek bir seçenek vardı: Teorik fizikçi olmak. 1950’de lisans eğitimini dereceyle bitirdikten sonra 1954’de doktorasını moleküler fizik alanında alır. Daha sonra Edinburgh Üniversitesi’nde öğretim görevliliği kadrosuna geçen Peter Higgs aynı zamanda Imperial College London ve University College London’da da dersler verir. 1996 yılında emekli olana kadar Edinburgh Üniversitesi’nde kalan Higgs, halen bu üniversitede ‘Emeritus Profesör’ olarak çalışmalarına devam etmektedir.
1960’ların başında o zamanlar gözden düşmüş bir konu üzerine çalışmaya başladığında Peter Higgs, 50 yıl sonra Nobel alacağını şüphesiz hiç aklına getirmemiştir. Zaten 52 yaşına kadar hiçbir fizik ödülü almadı. Ama 1960’larda başladığı çalışmalar bugün Standart Model dediğimiz kuramın temelini oluşturur. O yıllardaki en büyük fizik problemlerinden birisi şuydu: Her şey ‘Büyük Patlama’yla bir boşluk halinden başlamışsa nasıl oluyor da kütle ortaya çıkıyor? İşte Peter Higgs’in 1964’te çözümüne katkıda bulunduğu problem budur. Problem üzerine çalışmaya başlamasını Higgs kendi sözleriyle şu şekilde açıklıyor:
“Edinburgh’da ders vermeye başladığım ilk yılın sonunda Yoichiro Nambu’nun makalelerini okumaya başladım ve problemi Nambu’nun formüle ettiği şekliyle ele almak gerektiğine ikna oldum. Temel parçacıkları alan kuramlarıyla formüle etmenin en doğru yolu buydu ve ben de bu yönde çalışmaya karar verdim.” Zaten Peter Higgs, ‘Higgs Alanı’ terimine de karşı: “Bunun adı Higgs alanı olmamalıydı” diyor ve devam ediyor: “Eğer birinin adı verilecekse Goldstone alanı denilmeliydi bence. Nambu 1960 yılında kısa makalesini yazdıktan sonra, Cambridge’ten Jeffrey Goldstone kavramsal olarak Nambu’ninkine yakın ama daha bir model içeren makalesini yayımladı.”
İşte Higgs’in katkıları burada devreye girer ve Nambu’yla Goldstone’un başlattıkları çalışmayı sonuna kadar götürerek “Evrende neden kütle var” sorusunun cevabını Standart Model çerçevesinde açıklar. İlk zamanlar diğer fizikçiler bu mekanizmaya hemen ikna olmamışlarsa da, zaman içinde Standart Model’i kurtarmanın başka yolu olmadığını görüp artık Higgs mekanizmasını kuramın temeline yerleştirmeye başlarlar. Böylece Peter Higgs’e de ödüller yağmaya başlar: 1981 Hughes madalyası, 1984 Rutherford ödülü, 1997 Paul Dirac ödülü, 2004 Wolf ödülü ve diğerleri. 

‘Tanrı parçacığı’ problemi

1990’lardan sonra artık dünyanın bütün deneysel parçacık fizikçileri “Higgs parçacığı avına” çıkmışlardı. CERN, Fermilab, SLAC vb. gibi dünyanın başlıca parçacık fiziği laboratuvarlarında Higgs parçacığını saptamak için büyük deneyler tasarlanıyor ve gerçekleştiriyordu. Ama Higgs parçacığını bulmak samanlıkta iğne aramaktan daha zordu; hatta milyarlarca samanlıkta bir iğne aramak diye özetlenebilir. Sonunda, 50 yıl süren yarışı geçtiğimiz yıl CERN deneyleri kazandı. Şüphesiz CERN’deki ATLAS ve CMS deneylerinde Higgs parçacığı bulunmasaydı Higgs ve Englert Nobel ödülünü alamayacaklardı. Higgs parçacığının keşfi Higgs ve Englert’in kuramlarını doğrulamış oldu.
Peter Higgs CERN’i ziyaret ettiğinde kendisine gösterilen ilgiden sıkılacak kadar alçakgönüllü bir insan. CMS ve ATLAS deneylerine katılan binlerce fizikçi kendisine tezahürat yapınca, “Bu kutlamaların şahsıma yapıldığını düşünmedim hiçbir zaman” der. “Kendi takımlarını kutluyorlardı, tıpkı futbol takımı taraftarları gibi.” Peter Higgs’in arkadaşları kendisinin her zaman ilgiden sıkılan bir kişiliği olduğunu vurguluyorlar.
Higgs politikadan uzak kalan fizikçilerden değil. Nükleer Silahsızlanma Kampanyası’nda (Campaign for Nuclear Disarmament –CND) aktivist olarak çalışmış. 2004 yılında kendisine İsrail’de bir ödül verildiği zaman, İsrail hükümetinin Filistinlilere yaptıklarını onaylamadığı için gitmeyi reddetmiş. Ayrıca Higgs kendini sıkı bir ateist olarak tanımlıyor ve “Tanrı parçacığı” deyimine “dindar insanların duygularını incitebileceği” için karşı çıkıyor. 10 Nisan 2013 tarihinde BBC çalışanı Kenneth Macdonald’a verdiği röportajda, kendi adıyla anılan Higgs parçacığına “Tanrı parçacığı” denilmesini haklı olarak eleştirdi ve durumdan memnun olmadığını belirtti. Peter Higgs, “Tanrı parçacığı” lafının bir şaka olarak başladığını ama kötü bir şaka olduğunu söylüyor. Şakanın kaynağı yine Nobel ödüllü bir fizikçi olan Leon Lederman. 1988 yılı Nobel ödülünü Schwartz ve Steinberger ile paylaşan Lederman yazdığı bir popüler kitapta “tanrının belası parçacık” deyimini kullanmak ister. Çünkü bu parçacığı deneysel olarak saptamak çok zordur, ama öte yandan Higgs mekanizması olmadan da Standart Model’i kurtarmanın yolu yoktur. Ancak kitabın editörü ABD ’de böyle bir deyim kullanmanın kitaba olumsuz etkileri olacağını düşünür ve onun yerine “Tanrı parçacığı”nı önerir. Böylece Lederman’ın kitabının adı ‘Tanrı parçacığı’ olur. Son yıllarda belki de Dan Brown’ın ‘Melekler ve Şeytanlar’ kitabının da etkisiyle CERN deneylerine ilgi artınca medya “Tanrı parçacığı” lafını çok sever. Sanki Higgs parçacığı bütün bilmecenin anahtarıymış gibi yansıtılır kamuoyuna. Evet, Higgs parçacığı Standart Model için önemlidir ama her şeyin anahtarı olmaktan uzaktır. Standart Modelin kendi sorunları vardır, Higgs parçacığı tek başına hiçbir şekilde her şeyi açıklayamaz. Nitekim CERN’de (ve dünyanın başka yerlerinde) Standart Model ötesi fizik arayışları devam etmektedir, ama Higgs parçacığının üstüne bu “Tanrı parçacığı” etiketi yapışmıştır bir kere, Peter Higgs’in kendisi bundan rahatsız olsa bile uzun yıllar bu isimle anılacaktır.
* İTÜ Fizik Bölümü