Mart geldi, hormonlar hareketlendi ama bizde tık yok!

Mart geldi, hormonlar hareketlendi ama bizde tık yok!
Mart geldi, hormonlar hareketlendi ama bizde tık yok!
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ
Mart ayının gelmesiyle, bilindik klişeler yaşanmaya başlandı. Sokaktan gelen sesler kulağımı tırmalıyor. Hayır, bizim de birşeyler hissetmemiz gerekiyor herhalde, ama ne? Kiraz’da da bende de tık yok. Dışarıdan böğürmeler, çığlıklar başladığında birbirimize bön bön bakıyoruz. Gidip kulaklarıma pamuk tıkamak istiyorum.
En siniri de adam. Bana “Hadi Pişo, hadi oğlum, göster kendini” falan gibi manasız lakırdılar ediyor. Sen git kestir kedinin bir tarafını, sonra böyle tezahürat yap. Ben de geceleri dayanacağım kapıya “Haydi haydi” diye bakalım ne yapacak...
Kadının tükettiği çikolata miktarına bakılırsa, o cenapta da durum farklı değil. Sinirleri de tepesinde. Telefonla konuşurken de herkese tıslamaya başladı. Bu hiç hayra alamet değil. Yanlışlıkla bir bankanın call center’ından kredi mıredi için aramaya kalksınlar veya bir cep telefonu operatörü yeni bir kampanyayı tanıtmak için arasın, cinleri tepesine toplanıyor. Ama geçenlerde ben bile hak verdim. Gece adamın Kıbrıs’tan dönmesini bekliyoruz merakla. Kadının telefonuna mesaj geldi. Hoplayarak koştu, adamdandır diye. Bilmemne bankasından promosyon haberiymiş. Hatırlatırım, zaman geceyarısı. Öyle okkalı bir küfür savurdu ki, bizim bile yüzümüz kızardı. Yani çıldırmakta haklı zaman zaman.
Konu dağıldı biraz ama anladınız siz. Baharın gelmesi iyi ama bir yandan da hormonlar hareketlendiği için (Bizimkiler hariç) enerji fışkırmaları ve duygusal hezeyanlar kapıya dizilmeye başladı. Geçen haftasonu, adamın toplantısı olduğu için, kadın bir arkadaşının düğününe yalnız gitti. Geldiğinde sinirleri tel tel olmuştu. “Ben artık düğüne müğüne gitmek istemiyorum” diye haykırdı. Herkes dans ederken masada yalnız kalmış da, arkadaşlarının kocaları acıyıp dansa kaldırmışlar da falan filan. Adam zar zor teselli etti “Tamam bir dahaki sefere birlikte gideriz” diye. Yani daha mart ayındayız, bunun temmuzu, ağustosu var. Bakalım bu yazı atlatabilecekler mi? Yakında kadın, “Birlikte tatile gidebilecek miyiz?” stresine de girer. Yandık yani. Kadını düşününce kendi derdimi unuttum valla. En iyisi ‘kestirmek’ belki de. Oh, hormonal dengesizlikler yok, duygusal iniş çıkışlar yok. Homini gırtlak, tombi yatak yaşıyoruz. Oh, oh, aman bağırıp dursunlar dışarıdaki hemcinslerimiz. Benim başım rahat!..
***
Bu hafta bir duyurum var. Yakında dükkânı büyütüyoruz. Bu köşeyi yazmaya başladıktan sonra kaçınılmaz olarak ben de bir evrim geçirdim ve bazı konularda bilincim açıldı. Sizlerden gelen mailler sayesinde bu ülkede ‘kalbi sokakta atan’ birçok ‘kedi’ olduğunu gördüm. Zamanını, maddi ve manevi olanaklarını zor şartlardaki kedi ve köpekler için sarfetmeyi seçen oldukça büyük bir nüfus mevcut. Birçoklarının düşündüğü gibi, ‘kafayı kedilere köpeklere takmış üç-beş deli kadın’dan çok daha fazlası. Ben de sevgili yayın yönetmenimin desteğiyle köşeyi büyütüp, yeni bir haberleşme mecrası açacağım. Böylece iyiyi de kötüyü de burada duyurup birlikte harekete geçme zemini oluşturmaya çalışacağım. Maillerinizi bekliyorum.