Maske ve Tırmık'la bir hafta sonu kaçamağı

Maske ve Tırmık'la bir hafta sonu kaçamağı
Maske ve Tırmık'la bir hafta sonu kaçamağı
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ
Siz bu satırları okurken ben bir hafta sonu kaçamağı yapıyor olacağım. Güneye, Bayır’a gideceğiz, geçen yıl gibi. Kadınla baş başayız. Adam Ankara’da. Onu şimdiden özledik. Kiraz ‘Evde Tek Başına’yı icra ediyor. Ameliyatsız olduğundan onu bu gezilere götüremiyoruz.
Misafir olacağımız evde bir dişi, bir erkek kedi var; Maske ve Tırmık. Maske kibirli ama zararsız. Tırmık ise çok eğlenceli. Hatta bir kere mektup göndermişti hatırlarsınız. Geçen sene arkadaş olduğumuz dünya tatlısı boksör Joy ise geçen ay ‘gökkuşağı köprüsü’ne gitti, Pisi Pisi’nin yanına. Ben çok iyi tanımazdım ama kadın Bayır’a gidip Joy’un yokluğuna alışmanın zor olacağını söylüyor. Ne de olsa 10 senedir geniş ailenin bir parçasıydı. Ermiş bir hayvandı. İnsan dilinden de, kedi dilinden de, kuş dilinden de anlardı (Her birinden evde birkaç tane vardı zaten).
Kuş dedim içim gıcıklandı yine. Bu bahsettiğim evde kuşlar ve bir de balık havuzu var. Ama onlar da ailenin bir parçası olduğu için ‘gıda’ olarak bakmak yasak. Bu benim için kolay olmayacak.
Bir de ben oraya gittiğimde, börtü böcek olaylarına giriyorum, fena oluyor. Bahçede çeşit çeşit kokuları takip ederken, o haşere senin bu kelebek benim, kendimi kaybediyorum. Kadın beni eşek arısı sokacak diye çok merak ediyor. Zaten eşek arılarıyla aşk-nefret ilişkisi sürdürüyor. Nereden çıktı anlatayım...
Geçen ay Gökçeada’dayken her sabah odanın penceresinde bir eşek arısı belirip dışarı çıkmak için yırtınıyordu. Adam da arının ve kadının vızıltılarına dayanamayıp pencereyi açıp arıyı yolluyordu. Arı da arı yani, kafam kadar. Bu dört gün boyunca her sabah devam etti. Arı sabah çıkıyor sonra eve nereden giriyorsa ertesi sabah yine pencere önünde beliriyordu. Ancak beşinci günün sabahı arı gelmedi. Adam kadının rahat edip uykusuna devam edeceğini düşünürken kadın “Arı niye yok? Ay başına bir şey mi geldi?” diye başlamasın mı! Adam “Pes yani” dedi. İşte böyle hafif kafayı sıyırmışlarla yaşıyorum. Beni arı soksa artık bana mı, arıya mı üzülür emin değilim. En iyisi hepsinden uzak durmak.
İyi hafta sonları...

Acar muhabir Pişo’dan haberler 
* Kedili bir web dergi
Yeni bir aylık kedi kültür e-dergisi keşfettim: www.kedimveben.com. Onlar yeni mi bilmiyorum ama ben yeni keşfettim. Çok eğlenceli, içinde kedilerle ilgili akılınıza gelebilecek her şey var. Ekip kendisini şöyle tanıtıyor: “Kedili bir kasabada yaşıyoruz. Ara sıra kente kaçsak da ‘taşralı ruhumuzu’ ve kedili toprağımızı seviyoruz. Kediler ve peynirli kek, hiçbirimizin vazgeçemediği :) Boşanıyoruz, evleniyoruz, ayrılıyoruz, hastalanıyoruz, iyileşiyoruz, aldatılıyoruz, tekrar aşık oluyoruz, ağlıyoruz, gülüyoruz ve yine gülüyoruz. Her sabah penceremizi yeni bir güne açıyoruz. Ve müzik... Bilge Karasu Üstad’ın ‘kedisiz ve kitapsız’ yaşanmayacağı sözüne bir de müziği eklemeliyiz...”

* Sanal müzede kedi ve köpekler
Canım sıkıldıkça internetten müzeleri gezmeyi seviyorum. Mesela CatArt diye arandığında çıkan MFA’nın (Museum of Fine Arts, Boston) sanal müzesinde çok güzel kedi ve köpek resimleri var. Ben en çok Japon sanatçıların yaptıklarını beğendim. 

* Kediler neden erkeklerden daha iyidir?
Bu bölümü yukarıda bahsettiğim www.kedimveben.com’da buldum. Hepsini yazmayacağım ama en sevdiklerimi koyuyorum. 

* Bir kediyi eğitmek için en azından bir şansınız vardır.

* Kediniz eve ne getirirse getirsin, memnun olmuş rolü oynamanıza gerek yoktur.

* Kedinizin en yakın arkadaşınıza kur yapması sorun yaratmaz.

* Parti verdiğinizde kedinizin fazla yemekten şişme ihtimali yoktur.

* Bir kedi üzerinize atlarsa başını okşamanız ona yeterli gelecektir.