Mavinin tonlarına bir gezi

Cevat Şakir Kabaağaçlı, nam - ı diğer Halikarnas Balıkçısı denince, akla Bodrum dışında gelen bir şey daha var; mavi yolculuk.
Haber: MELİS ÇELEBİ / Arşivi

Cevat Şakir Kabaağaçlı, nam - ı diğer Halikarnas Balıkçısı denince, akla Bodrum dışında gelen bir şey daha var; mavi yolculuk. Bugünkü mavi yolculuğun ilk rotası 'Balıkçı'nın 50'li yıllarda Bodrum'da yaşarken Yatağan adlı kayığıyla gezdiği yerler. Ondan sonra bu geleneği devam ettirmek için bayrağı eline Sabahattin Eyüboğlu almış. O günden beri de mavi yolculuk keyfi insanları cezbetmeye devam etmiş.
Kızı Hande'nin ismini verdiği guletin sahibi İsmet Sena Bayyurt aslında makine ve yüksek endüstri mühendisi. Uzun yıllar mesleğini icra etmiş. Ancak en sonunda içindeki deniz tutkusunu daha fazla bastıramayacağını anlayıp 1997 yılında tekne ehliyetini almış. Bu arada yelkene başlayıp önce Marmara'da, sonra da Akdeniz'de gezmeye başlamış. Sonra Fransa'dan Türkiye'ye tekne getiren Bayyurt, geçen yıl Marmaris'ten Mısır, oradan İsrail ve en son Türkiye rallisine katıldığından bahsediyor.
Mavi yolculuk genelde Bodrum'dan başlayıp Antalya'ya kadar giden sahil şeridinde yapılıyor. Hande ile üç farklı rotadan birine yelken açabilirsiniz. Bodrum'dan başlayan tur Gökova Körfezi'ni dolaşıyor. Marmaris çıkışlı rotalardan biri Hisarönü, diğeri ise Göcek. Antalya'dan çıkan tekne de Kaş'a yol alıyor. En fazla Göcek'in rağbet gördüğünü söyleyen Bayyurt, buna rağmen dehşetle Gökova'yı tavsiye ediyor. El değmemiş doğasıyla tanınan Gökova'daki İngiliz Körfezi, Turgut Özal'ın da favorileri arasındaydı.
Roma kalıntılarını ziyaret
Tur sadece denize girip güneşlenmekle, kağıt oynayıp yıldızları seyretmekle geçmiyor. Birçok kişi demir atılan koylarda kıyıya çıkıp Roma İmparatorluğu'nun kalıntılarını geziyor. Maya, Knidos, Olimpos, Noel Baba'nın doğduğu varsayılan Demre ve Kale uğrak yerler arasında. Yani kültür turizmi de turlardan nasibini alıyor. Bayyurt, Hande ile mavi yolculuğa katılanların çoğunun İtalyan olduğunu belirtiyor.
2001 Mayıs'ında denize atılan 24 metrelik yelkenli Hande'nin yedi kabini var. Bunların biri mürettebata, diğerleri ise müşterilere ait. 12 yolcu kapasitesi olan teknede her kabin iki kişilik ve her birinin içinde kendine ait tuvaleti ve duşakabini var. Gelecek ekip 12 kişiden az olursa gezi pek hesaplı olmuyor. Tekne yelkenli olduğu için istenirse yelkenlerini açıyorlar. Deniz meraklıları bunun keyfini tahmin edebilirler ama bu konuda herkes hemfikir olmayabiliyor. Genelde kadınlar "Biz buraya yelken yapmaya gelmedik," diye su koyuveriyorlarmış. İtalyanlar'ın denize tutkun bir millet olduğunu söyleyen Bayyurt, tekneye çıkar çıkmaz ilk yaptıkları şeyin yelkeni açtırtmak olduğunu söylüyor.
İster getir, ister avla
Genelde mavi yolculuklarda köfte ve makarna ikilisi yenir. Hande'de ise durum farklı. Buraya ne getiriyorsanız onu yiyorsunuz. Siz kumanyanızı getiriyorsunuz, pişirmesiyle servisini aşçıya bırakıyorsunuz. Bu zaten hizmete dahil. Eğer tatilden önce alışveriş yapma imkanınız ya da isteğiniz yoksa, o zaman ekstra bir ücret ödüyorsunuz ve kumanya toplama zahmetinden kurtuluyorsunuz. En çok balık yeniyormuş. Bayyurt gittikleri koylardan aldıkları balıkların dışında, misafirlerin kendi tuttukları balıkları da yediklerini söylüyor.
Geçen yıl Alaçatı'ya gidip sörf dersleri alan Bayyurt, turlara katılıp ikinci kaptanlık yaptığı zamanlarda isteyenlere bildiği kadarıyla rüzgar sörfü dersleri de veriyor. Ayrıca denizin altında dolaşmak isteyenler için basit dalış takımları; balık tutmak isteyenler için oltalar ve turlamak isteyenler için de bir joker botu var.
Tel: (216) 360 41 49
info@spotyachting.com