Medea'nın Amy hali

Medea'nın Amy hali
Medea'nın Amy hali
Keşke fırsat olsa da çağın parlak yönetmeni Kryzstof Warlikowski'nin Amy Winehouse esinli 'Médée' (Medea) yorumu için 'koltuktaki kadınımızı' ayağa kaldırmanın da ötesinde sevinçten coşturabilseydik.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Strawinski’nin “Bahar Ayini”nin ilk çalındığında yuhalandığı, ünlü Theatre Champs-Elysées’teyim. Amaç, radikal bir ‘Médée’ (Medea) izlemek... Beklentim zaten yüksek ama işin nasıl şahane boyutlara gelebileceğine ancak temsil sonrası ayıyorum. Geçen hafta seyrettiğim bu ‘Médée’ yorumu, son yıllarda sahne sanatları dünyasında adından çok bahsedilen, opera ve tiyatronun yeni parlak yönetmeni Kryzstof Warlikowski’nin bir rejisiyle de ilk tanışmamdı aynı zamanda.
Cherubini’nin ‘Médée’si, ilk kez 1797’de Fransa’da sahnelenmiş. 19. yüzyıldan sonra bir süre unutulmuş, ta ki ‘50’li yıllarda Callas yeniden ele alıp muhteşem yorumuyla opera repertuvarına tekrar armağan edene kadar. Bir dönem hep İtalyanca olarak sahnelenen opera, son yıllarda hep orijinal haliyle, Fransızca olarak sahneye taşınıyor. Cherubini’nin operasının librettosu Euripides’le Corneille’in oyunlarının bir birleşimine dayanıyor. Konu malum: Kral Kreon’un kızı Dirce, kahraman Jason’la evlenmek üzeredir. Jason’ın eski karısı, iki oğlunun annesi Medea çıkagelir ve Jason’la yeniden beraber olmak ister. Tam şehirden sürülecekken, kral Kreon çocuklarıyla bir gün daha geçirmesine izin verir. İntikam hırsıyla dolu Medea, hediye ettiği zehirli gelinlikle Dirce’yi öldürür ve iki oğlunu bıçaklar.
Çok iyi bir eğitim ve birikim sahibi, Ingmar Bergman, Peter Brook gibi isimlerle çalışmış, repertuvarında çoğu klasik 30’dan fazla eser bulunan Warlikowski, konusunu antik Yunan’dan alan bu barok operayı, antik ve barok dönemlerin moderniteyle yakın ilişkisinin altını çizerek yorumlamış. 20. yüzyılın farklı dönemleri arasında gidip geliyor reji, küçük detaylarda kâh 20’ler, kâh 70’ler, kâh günümüz oluveriyor. Hiçbir şeye takılmayıp, her şeyi birçok farklı boyutuyla göstermek yönetmenin imzası gibi. Médée’yi (muhteşem derin ve yoğunlukta, kocaman bir sese sahip soprano Nadja Michael) kurban, cadı, piskopat ve sıradan bir kadın kimliklerinin hepsine değinerek yorumlamış. İlk sahneye çıktığında, tarzı arı kovanı saçı ve dövmeleriyle bir Amy Winehouse Médée. Sonra bir sürü başka kimliğe de bürünüyor.
Mekân kullanımından oyunculuklara, sinema ve gündem referanslarından müziğe, özgün koro kullanımından detaylardaki özene, uzun yıllardır izlediğim, beni en heyecanlandıran, vizyon sahibi ve farklı opera rejilerinden biriydi Warlikowski’nin Médée’si. Kendisine şapka çıkararak yerlere kadar eğilmeyi bir borç biliyorum. Keşke ‘reyting’ kadınımızı ayakta alkışlarken bir de tepindirebilseydik!