Mehmet Tez'den Orhan Gencebay'a çağrı

Mehmet Tez'den Orhan Gencebay'a çağrı
Mehmet Tez'den Orhan Gencebay'a çağrı
Milliyet'in müzik yazarı Mehmet Tez bugün yayımlanan yazısında Orhan Gencebay'a çağrı yaptı. Tez, Gezi'ye destek veren sanatçıların konserlerinin bir bir iptal edildiğini söylerken, Başbakan Erdoğan'a "Müzik sektörü bitti" diyen Gencebay'a da "Eğer samimiyse bu konuya da eğilsin" teklifinde bulundu.

Milliyet müzik yazarı Mehmet Tez, bugün yayımlanan yazısında Gezi Eylemleri'ne destek veren sanatçıların konserlerinin iptal edilmesine değindi. "Müzik bitti" diyen ve bu düşüncesini Başbakan Erdoğan 'a ileten Orhan Gencebay'a bir çağrı yapan Tez, "Eğer müzisyenler konusunda gerçekten endişeliyse lütfen şu bilgileri de iletsin" dedi. Tez'in yazısı şöyle:

Haber şöyleydi: Heyetlerin raporları sunmasının ardından söz alan Orhan Gencebay, “Müzik sektörü bitti, tükendi. İnsanların sanata ihtiyacı var. Lütfen bu konuya dikkat çekin, ilgilenin sayın başbakanım” dedi. Gencebay’ın bu sözlerine başbakan, “Bu konuda ne yapılabilir diye düşüneceğiz” diyerek not aldı. (“Müzik sektörü bitti başbakanım”, 28 Haziran, Milliyet)
Başbakanımız ve ekibi müzik konusunda ne yapacaklarına karar verdiler mi emin değilim, ne notu aldılar onu da bilemem. Ama bir şeyler oluyor şu ara...

Gelir umudu, meyve-sebze festivalleri

Belediyeler tarafından organize edilen etkinliklerden Gezi destekçisi sanatçılar tek tek ayıklanıyor. Konserler organize ediliyor, konsere birkaç gün kala bir telefon geliyor: “Kusura bakmayın konseri yapamıyoruz.” Bir ulvi telefon, bir ilahi dokunuş, bir tür açıklanamayan doğa olayı bu konserleri bir bir iptal ediyor, yerlerine farklı isimleri yerleştiriyor.

Dört yıl kadar önce hükümet caz ve klasik müzik yayını yapan TRT 3 frekanslarını “iç bölgelerimizden” almış, sahil bölgelerine vermişti. Neden olarak da bizzat Bülent Arınç tarafından “kim hangi tür müzik dinliyor araştırdık, frekansları ona göre ayırdık” şeklinde özetlenecek açıklama gelmişti. Yani müzikte ayırım o zaman başlatılmıştı. İç Anadolu insanı caz dinlemez, dinleyemez, dinleyen varsa da başka yere taşınsın demekti bu. Herkes aynı müziği dinleyecek demeye gelen bu homojenleştirme uygulamasını o zaman da eleştirmiştik. Şimdi bu ayrılaştırma, ayırma hareketi farklı kollardan ilerliyor sanki.

Diyeceksiniz ki belediye konserine mi kaldı iş... Evet maalesef müzik dünyası o kadar kötü yönetiliyor ve Türkiye ’de müzik o kadar büyük yolsuzluklar ve manipülasyonlarla içten içe kemiriliyor ki sanatçıların gelir elde etme umudu belediye konserlerine, muhtelif meyve  sebze festivallerine kalıyor.  Yazları yurt sathında bir sürü biletsiz, halka açık konser düzenleniyor ve bu konserleri
ya büyük markalar ya da belediyeler finanse ediyor.

İddia ediyorum her gün gazetelerde “şu kadar kişiye konser verdi” diye şişkin rakamlarla haberleri verilen sanatçıların birçoğu ücretli konser verseler 30 bilet satamazlar. Onlar da bu konserlere muhtaçlar.  Yani şanslı olanlar özel markaların sponsorluğunda turluyor, daha az şanslı olanlar belediyelere mahkum diyelim. Durum buyken, bu denli zorken, müzisyenler için bir de Gezi ayıklamasının sonuçlarını düşünün.

Müzisyenin, bestecinin, icracının sözcüsü olmalı

Gezi’nin intikamı alınırken insanlar işsiz güçsüz bırakılıyor. İsimlerini bildiğiniz sanatçılar, şarkıcılar yine en az etkilenenler. Benim için asıl vahim olan müzisyenlerin, icracıların durumu (teknik ekipleri ve bu işten ekmek yiyen prodüksiyon çalışanlarını da unutmayalım).

Geçenlerde bir müzisyen arkadaşımla konuştum. Üç aydır ilk kez bir belediye konserinde bir pop şarkıcısının arkasında çalacakken konserin iptal edildiğini öğrenmiş. Sebep sanatçının Gezi’ye destek veren tweet’ler atması.

Memlekette ne yaparsa yapsın “çalgıcı” gözüyle bakılan, hor görülen müzisyenlerin dramı bitmek bilmiyor yani. İstediği kadar konservatuar bitirsin, dünya çapında eğitim alsın, beğenmediği bir popçunun arkasında çalmak durumunda geçinmek için. Üstelik şu an onu bile yapamaz haldeler.

Her fırsatta başbakanın ellerine yapışıp “müzik bitti başbakanım” diye dert yanan, yardım dileyen Orhan Gencebay, eğer gerçekten müzisyenler konusunda endişeliyse ve samimiyse bu konunun takipçisi olmalı. Yapımcıyı zengin eden telif sistemimizi cilalamaktansa müzisyenin, bestecinin, icracının hakkını korumalı, onların sözcüsü olmalı. Müzisyenlere ideolojik ayıklama yapıp onları maliye müfettişleriyle, belediye konserleriyle ezen, bunaltan uygulamaya itiraz etmeli. (Hiç işi gücü yok Orhan babanın kalkıp, bunu dile getirecek. Benimkisi de fantezi işte...)