Melankolik dönemlerimde kapanıp şiir okurum

Melankolik dönemlerimde kapanıp şiir okurum
Melankolik dönemlerimde kapanıp şiir okurum

Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

'Mahmut ile Meryem'in Meryem'i olarak karşımıza çıkan Eva Dedova, Rus bir ailenin Türkiyeli çocuğu. Altı yaşından beri İstanbul'da yaşayan ve Kadir Has Üniversitesi'nde tiyatro okuyan Dedova tam bir şiir tutkunu.
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

Kimdir Eva Dedova, biraz tanıyabilir miyiz sizi? 
Kazakistan’da, Almatı’da doğdum. Ailemle 1998’de İstanbul ’a yerleştik. 21 yaşındayım. Anadolu Meslek Lisesi’nde grafik tasarım ve fotoğrafçılık okudum. Lisede oyunculuğa merakım vardı. Reklamlarda ve ‘Kavak Yelleri’ dizisinde oynadım. Geçen senemi yetenek sınavlarına hazırlanarak geçirdim. Bu sene Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne girdim, hazırlıktayım.
Anneniz ve babanız Rus değil mi? 
Evet. Annem ve babam ben altı yaşındayken vesilesiyle Türkiye ’ye gelmiş. Annem hukuk mezunu, lojistik işiyle uğraşıyor. Türkiye’ye hiç Türkçe bilmeden geldim. Okula bir yıl geç başladım. Yaşım da küçük olduğu için sokakta, okulda duyarak, Türkçeyi rahatça öğrendim. Çocukluğum güzeldi, sakin bir yerde yaşıyorduk. Annem “Türkiye’ye taşınacağız” dediğinde yaşayacağımız yeri ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı. Hiç unutmuyorum, uçaktan indiğimde annemin anlattığı ve hayal ettiğim yer aynıydı. İstanbul’u çok seviyorum. Her sokağında farklı bir kültür var. En çok da Beyoğlu’nu seviyorum.
Aksansız bir Türkçeniz var... 
Artık annemle bile Türkçe konuşuyoruz. Türk gibi oldum. Rusça daha zor geliyor. Annem kızdığında Rusça konuşur. Türkiye’de Rus ismine sahip olmak değişik bir şey. Olumlu şeyler de duyuyorum, kötü şeyler de. Ama ikisine de kulak asmıyorum.
İlk filminiz ‘Mahmut ile Meryem’in senaryosunu okuduğunuzda Meryem ile ilgili ne düşünmüştünüz? 
Meryem karakteri bana çok zor geldi. Dönem işi olduğunu ve çok büyük bir proje olduğunu biliyordum. İçine girince daha da büyük bir korku oluştu. Ama zor şeyler beni zinde tutuyor. Meryem son derece saf ve masum bir kız. Bu açıdan sevdim... Yönetmen herhangi bir çalışma yapmamı istemedi. Ben de hazırlanmak için ormanda vakit geçirdim, toprağı hissettim. Teknoloji çağındayız; televizyondan, internetten uzaklaşmak beni o dönemin ruhuna soktu.
Filmdeki aşk fantastik öğeler taşıyor. Ulvi aşklara inanır mısınız? 
Bu bir Doğu masalı. Ben böyle bir aşkın olabileceğine inanmıyorum. Aşka inanırım ama kendini dağlara taşlara vuran bir aşkın varlığına inanmıyorum. Meryem de Mahmut da çaresizlik içerisinde. Bundan kurtulmaya çalışıyorlar ve birbirlerine ulaşmak için bir yola çıkıyorlar. O yol ikisini de olgunlaştırıyor.
Sosyal medyada aktif birisiniz... 
Sosyal medyayı kullanmayı seviyorum. Kendimle ilgili şeyler yazmıyorum, şarkı ve şiir paylaşıyorum.
En çok hangi şairi seviyorsunuz? 
Nâzım Hikmet’i çok severim. Benim için en büyük şairlerden biridir. İyi bir şiir okuyucusuyumdur. Bazı günler kendimi bir odaya kapatıp şiir okuyup ağlarım.
Depresif bir yanınız var gibi... 
Aslında çok enerjiğim. Depresif olarak görmüyorum kendimi ama bazen benim de melankolik dönemlerim oluyor. Edip Cansever’i, Can Yücel’i okuyarak melankolik dönemlerimi geçiriyorum.
İnternete isminizi yazınca genelde güzelliğinizle ilgili yorumlar çıkıyor... 
Bu güzel bir şey ama sadece güzel olarak bakılmak hoşuma gitmiyor. İleride hakkımda ‘Çok iyi oyuncu’ yazılmasını da isterim.