Memleket rengârenk bir bahçe...

Memleket rengârenk bir bahçe...
Memleket rengârenk bir bahçe...
Kardeş Türküler, 20'nci yaşını önceki akşam Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda, 'Memleket Sahnemiz' adını verdiği rengârenk bir konserle kutladı. Radikal ekibi olarak kuliste ve konserdeydik...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Konserden önce ilk heyecan kıpırtısı: Sahnede rengârenk bir merdiven! Kardeş Türküler, 20. senesini kutlayacağı ‘Memleket Sahnemiz’ adlı konserini ‘memleket sokakları gibi’ renklendirmeye, sahneden başlamış işte...
Solistler, müzisyenler ve dansçılardan müteşekkil 60 kişilik kadrosuyla tüm gece boyunca, türküleriyle bize köşe bucak memleket turu attıracak olan Kardeş Türküler, beyazlara bürünmemiş bu kez. Rengârenk kıyafetler seçmişler. Geceyi Arapça ezgi ‘Ah! Ya Reem Al-Ghuzlaan’ ile açıp, ‘Uyu Deme’ ile binlerce insanı “Uyu deme, uyuyamam/yürü deme, yürüyemem/sus deme, susamam!”a eşlik ettirdikten sonra bu ‘gökkuşağı halinin’ sebeplerini kendilerinden dinliyoruz.
Feryal Öney, “Gezi Parkı’dan memleketin tüm parklarına yayılan bu ruh eşitliğe, özgürlüğe, kardeşliğe ne kadar ihtiyacımız olduğunu gösterdi. Bunda silahların susmasının ve kalıcı barışın temellerini atılmasının büyük payı vardı... Bu memlekete savaş uğramasın!” derken, Fehmiye Çelik “Genelde beyaz giyeriz. Bu akşam renkli giyindik, ‘Memleket Sahnemiz’ dedik, sahnemiz de memleketin sokakları gibi renkli olsun dedik” diyor. Vedat Yıldırım ise “Keşke hükümet özgürlükçü adımlar konusunda bu kadar cimri davranmasa, anadilimizi pazarlık meselesi yapmasa. Gaz yerine aşk, iş özgürlük...” diye veriyor ilk ‘mesajı’. Konuşmalar, tribünlerden yükselen ‘Her yer Taksim, her yer direniş!’ sloganlarıyla aralanıyor sıkça...
Kardeş Türküler gece boyu Arapça, Türkçe, Kürtçe, Rumca, Ermenice, Süryanice, Lazca, Romanca türküleriyle, Fehmiye Çelik’in bahsettiği ‘bahçede’ topladı hepimizi: “Balkanlarda farklı kültürler bir arada yaşar. Her şey kalabalıkla güzel, derler. Herkes kendi köşesine giderse bahçenin neşesi olmaz. Bu akşam şakılarımız bahçenin neşesi için...”
Diğer konserlerde olduğu gibi türkülere danslarıyla eşlik eden Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu ve Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü dansçıları dışında iki de ‘konuk’ isim vardı sahnede. Yazar Pakrat Estukyan ve tiyatrocu Ayşe Selen, Didem Madak, Cemal Süreya, Şerko Bekes şiirleri seslendirdi. Dans ekibi rengârenk kostümleriyle ‘çapulcu’ edasıyla belirip, Gökçe Gürçay öncülüğünde şovlarına başladığında seyirciyi önce ‘Penguen yürüyüşü’, sonra da parmak şıklatıp bedenlerini ‘çalmak’ suretiyle sahnedeki sese ses katmak gibi eğlenceli bir görev bekliyordu. Akabinde ise üç ‘kırmızılı kadının’ dansıyla Gezi Direnişi’ne bir selam daha yollanıyordu. Dansçılar hemen hemen tüm türkülere, yöresel dansları yorumlayarak eşlik etti: Sirtaki, Zeybek, horon, halay, Alevi semahı... Titizlikle hazırlanmış koreografisiyle, konserin de ötesinde, bir BGST performans gecesi izledik demek lazım belki de...
Kardeş Türküler ekibi polis şiddeti altındaki Tuzluçayır’a da selamlarını yolladı, ‘azınlık statüsü’ mücadelesi veren Süryaniler’i de andı, kadına yönelik şiddete, HES’lere “Hayır” da dedi. Öney’in Neşet Ertaş’ı “İyi ki bu dünyadan geçti...” sözleriyle andıktan sonra giriş yaptığı ‘Yanıyorum’da ise Harbiye bir anlamda gerçekten yanıyordu!
Final Selen’in sesinden Cemal Süreya ile: “Biz kırıldık daha da kırılırız. Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza...” dizelerine üç ekrandan ‘sokak görüntüleri’ eşlik ediyordu: İşçiler, Aleviler, kadınlar, Kürtler, Barış Anneleri, öğrenciler... Emek Sineması, Lice, Rojava eylemleri, yeryüzü sofraları, barış zinciri, kürtaj hakkı yürüyüşleri, Gezi Direnişi kareleri... Aklınıza gelebilecek her türlü barışçıl hak arayışı yürüyüşü. “Ne kadar çok kırıldıysak” yani, ne varsa o...
Sloganlar ve alkışlar birbirine karışırken ekip sahneden ayrılıyordu ama tüm memleketin ağırlığını üzerimize bırakıp gitmek gibi bir fenalık yapmadılar tabii ki... Biste ‘Kara Üzüm Habbesi’, üstüne de Gezi Direnişi esnasında ürettikleri ‘Tencere Tava Havası’yla kurtlarımızı -Radikal ekibinin halaya karıştığı doğrudur- ve öfkemizi dışarı taşırmamızı sağladılar. Sağ olsunlar. İyi ki doğmuşlar. Tadı damadığımızda kaldı. Evlere dağılırken Hatay, Armutlu’dan 22 yaşında bir başka güzel gözlü çocuğun yaralandığı, sabah gözümüzü açtığımızdaysa, can verdiği haberini aldık. Neşemiz kursağımızda kaldı...