Mert Çiller, yeni İzzet Çapa olabilir mi?

Gece hayatının yeni ikilisi, Uğur Karabayır ve Mert Çiller'in isimlerini İzzet Çapa'dan daha sık duyabiliriz. Mekan değil sokak alan çift aynı sokakta beş mekanla Asmalı'nın yeni muhtarları


Kahramanlarımızı tanıyalım: Uğur Karabayır, en amiyane tabirle ‘piyasa mekan’ gurusu, sicilinde Suite, Marca gibi zamanın popüler kulüplerini bulunduran, gece hayatının genç işletmecilerinden. Ortak, Mert Çiller hakkında çiziktirmeye gerek yok. Kimilerine göre hâlâ, ağabeyi Berk’le beraber ‘Jet-ski’ skandalının başkahramanı.

İki ortak, Mar Group çatısı altında, Asmalımescit’e ucundan girip boydan boya fethetme hesapında. Köşede Canım Ciğerim’le başlayan Minare Sokak üzerinde yürüyün. Sokağı bitirip, yukarı doğru, bir diğer sokak Jurnal’a çıkarken peşi sıra, iki adım mesafede, beş farklı Mar Group mekanı göreceksiniz. İşin ekonomik boyutu da bol sıfırlı olunca, Mar Group ekonomi dergilerinin kapağından düşmüyor. Son yazılan çizilenlere göre 2011 başında sayısı 5’e ulaşacak bu mekanlarda haftada 5 bin kişiyi eğlendirmeyi hedefliyor. Karabayır, “Arsa ya da kira bedeli hariç böyle bir mekan açmak en az 200 bin dolara mal oluyor” demiş. Hardal, Up Lounge, Tor-ro, Oktoberfest ve Vigatoni. Beş mekandan düz hesap, çıkan fatura 1 milyon dolar.

FIKRA GİBİ İŞ
Yayılma politikası Temel fıkrası gibi: “Bir gece, bir İtalyan, bir Alman, bir de İspanyol’un yolu Asmalımescit’e düşer” cümlesiyle başlıyor her şey. ‘Dünyalı’ Hardal’ı bir tarafa koyalım. İspanyol uyruklu olan, mutfağında paellası, tapası, barında çeşit çeşit sangria’sı ‘Tor-ro’ tabelasıyla açmış dükkanını. Sırada Alman var. ‘Bira&hot dog’ ikilisi üzerine kurulu, mönüsünde bira kokteyli bol Alman pub’ının adı Oktoberfest. Bütün kol böreği satan börekçinin adı Sarıyer Börekçisi; her mahalle manavının da ‘Şen Manav’ olması gibi, Oktoberfest’te de bir orijinallik yok. Oktoberfest haftaya açıldıktan sonra sıra grubun İtalyanı Vigatoni’ye gelecek.

KİM HANCI KİM YOLCU?
Karabayır’ın Marca’sı nasıl zamanın Buz’u olamadıysa, peşi sıra açılan Mar Group mekanlarından bir Otto, bir Babylon çıkmayacağı aşikar. Sebep belli: Hancı değil yolcu olmayı ilke edinmiş, bol harcayan, çabuk tüketen kitleye hitap etmek. Asmalı’nın havası gün gelip söndüğünde ‘hancı’ kitle, hâlâ Babylon’da konserine gidip Otto’da shot’ını yuvarlarken, Hardal ya da benzeri bir mekanda ayaküstü bira içerek eğlenen genç ise fellik fellik “Kampüsün popüler çocukları nereye dadanmış?” sorusuna yanıt arayacak, spor otomobilini park edecek yeni ‘in’ mekan arayışında olacak. Boğaz hattına şişe üstüne şişe açan, “Locanın büyüklüğü kadar konuş” diyen bir kitle söz konusu.

Evet, parlak fikirleri var, araştırıyorlar, konsept merakları çok. Özellikle Karabayır’ın genç yaşına rağmen isminin önüne kazınmış “gece hayatının piri” unvanı havadan gelmemiş. Yine de sırtında ‘piyasa’ etiketi, popüler çocukları avlama peşindeki zihniyet, Asmalı’nın yerli turistlerini çeken, kuru kalabalığa, markaya boğulmuş tribünlere oynayan, belli bir yaşam stiline ait olmayan bir eğlenceden öteye geçemiyor.

Başlıktaki sorunun cevabına gelince… Beğenin, beğenmeyin ama Çapa mekanlarının savunduğu bir fikir, tutunduğu bir felsefe var. İnsanın hem gözünü hem de gönlünü fena halde yorsa da belli bir altmetni olan, ortak paydada toplanıp, parantez içine alınabilen bir mekan kardeşliği söz konusuyken , Mar mekanları şimdilik, gözü pastanın kremasında, sağlam ve popüler konseptlere tutunarak, zamanın işlek bölgesi nereyse oraya savrulan bir imaj çiziyor.


    ETİKETLER:

    ekonomi

    ,

    İspanyol

    ,

    spor