Mest eder zencefil kokusu

Kemal Kurçer diye çok akıllı bir işletmeci var.
Haber: EMRE PEKEL / Arşivi

Kemal Kurçer diye çok akıllı bir işletmeci var. Kendisi Havana'nın ortalığı kasıp kavurduğu günlerde, vitrinin gerisinde kalmayı ama en ince detayına kadar uğraşmayı sürdürüyordu. Sahiden de bir dönem Pasha bomboş olduğunda Havana tıklım tıklımsa, Kurçer'in buradaki başarı payı yadsınamaz.
Ayşem Van gece hayatı işine girmek istediğinde, bunu bir ortakla yapabileceğine karar verip Kemal Kurçer'i bulmuş. Havana ekibi dağılıp bir kısmı İstanbul Doors adı altında, Emre Ergani ise bağımsız hareket edince, Kurçer geçen yaz Bodrum'da çok ama çok ses getiren Ginger'ı kurmuştu. Bodrum'da televole tayfasının pek rağbet etmediği bir prestij kulübüydü Ginger. Tabii yaz bitince miadını da doldurdu.
İşte Ayşem Van, Ginger projesini İstanbul'da gerçekleştirmek için Kurçer'le anlaşmış ve derhal mekân aramaya koyulmuşlar. Kurçer'in İstanbul pazarında en dikkat ettiği şey 'trendler ötesi bir semt'miş. Yani Beyoğlu ya da Etiler gibi, kısa sürede belli bir grubun aniden ilgi gösterip sonra sıkılacağı bir yer yerine, açacakları mekânın daha merkezde olmasına özen göstermişler.
Boğaz'a hâkim nefis manzara
Sonunda Balmumcu'da eski Garden 74-Farfara olan villayı bulmuşlar. Hafızalarda tam bir kâbus burası. Köprünün ayağından Boğaz'a hâkim villanın etrafı mavi naylonlarla örtülmüş, bir taşra gazinosuna uygun olarak tepeden solmuş sarmaşıklar sallandırılıp, beyaz demirden minderli iskemleler yayılmıştı
etrafa.
Kurçer ve Van burayı alınca, binanın durduğu dört sütun dışında her yeri yıkıp tepeden tırnağa yenilemişler. Eskinin o şıklığa erişemeyen kitsch havasından eser kalmamış. Dekoratif objelere özel bir merakı olan Kurçer, her şeyle tek tek ilgilenmiş.
İstanbul Ginger'da üst kat gayet ağırbaşlı, şık ama fiyatları ürkütmeyen, yere kadar camlarıyla muazzam köprü-deniz manzarası sunan bir restoran. Yemekten önce masaya gelen ve Ayşem Van'ın kendi bağlarında yetişen zeytinlerden yaptığı zeytinyağı muhteşem bir kere. Yemekler de her beğeniye hitap edecek şekilde. Kuzu sırtı da var, mekânın spesiyali pırasalı tart da.
Ama Kurçer'in bugünlerde aktif olarak uğraştığı bir yemek restorasyonu projesi var: Fusili. 'Nuh'un Ankara' geleneğinin burgu makarna diye adlandırdığı, İtalyan mutfağının en zor çeşitlerinden birini Türk restoran mönülerine sokmaya kararlı. Bu uğurda kalamata zeytinlerinden oluşan muazzam bir fusili yapmış hatta. Üzerindeki kızarmış hellim peynirleri de harika... Fusili talep yok gerekçesiyle birçok restoranın mönüsünden dışlanmıştı. Şimdi belki bu sayede geri döner!
Giderek İstanbul'un en önemli duraklarından biri olacak olan Ginger'ın birtakım avantajları da var: Yılın 12 ayı açık. Öğlen başlayıp sabah saat 4'e kadar hizmet veriyor ve bu sürede mutfak hiç kapanmıyor. Gecenin bir yarısı gidip karın doyurabiliyorsunuz. Tatlıları da muhteşem, ekip özel olarak ilgilenmiş. Mekânın adına uygun zencefil lezzeti ise creme brulee'de. Bir de, giderseniz karabiber öğütücüye dikkat edin!
Tel: (0212) 274 20 45-46