Mevlana'nın Shakespeare'den neyi eksik?

Mevlana'nın Shakespeare'den neyi eksik?
Mevlana'nın Shakespeare'den neyi eksik?
'Amerika ve İngiltere'de Shakespeare nasıl bütün okullarda okutuluyorsa, Mevlana da İslam dünyasında her seviyedeki okulda okutulmalı'

İSTANBUL - Singapur Milli Üniversitesi Malay Araştırmaları Bölüm Başkanı Sosyolog Dr. Seyyid Ferid el-Attas, ''Mevlana İslam dünyasında popüler kültüre mal edilmeli, bunun yolu da onu müfredata sokmak. Amerika ve İngiltere'de Shakespeare nasıl bütün okullarda okutuluyorsa, Mevlana da İslam dünyasında her seviyedeki okulda okutulmalı'' dedi.

''Yüceltme ve Reddiye Arasında Medeniyeti Anlamak'' başlıklı uluslararası sempozyuma katılmak için geldiği İstanbul'da AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Attas, ''İslam dünyasının birleşmesi gerektiğini söylüyoruz. Doğru. Ancak birleşmememiz gereken unsurlar da var. Ben, modern iletişim imkanları ve paranın gücüyle yeniden hayat bulan ve sesi herkesten çok çıkan aşırı akımlarla birleşmememiz gerektiğine inanıyorum'' ifadesini kullandı.

''Aşırı akımlar İslam medeniyetine ölümcül tehdit''

Aşırı akımların Güney Doğu Asya'da da ciddi bir etkinlik kazandığını belirten Attas, ''İslam'ın din olduğu kadar, bir kültür, bir yaşam biçimi de olduğunu unutan; edebiyata, şiire, sanata, entelektüel geleneğe sığ bir bakışla yaklaşan akımlar, İslam medeniyetinin gelişmesine yönelik ölümcül bir tehdit teşkil ediyor'' diye konuştu.

Attas, ''Aşırı akımlar İslam'ın ilk günlerinden beri var. Ancak günümüzde, petrolün getirdiği zenginlik sayesinde ve Vahhabilik örneğinde olduğu gibi devlet desteğiyle, zaman zaman da Amerika Birleşik Devletleri'nin yardımıyla, her zamankinden daha güçlü bir sese kavuştular'' dedi.

Aşırılığın panzehiri tasavvuf

''Bugün sufiler bana göre bu aşırı akımlara direnen başlıca odak'' ifadesini kullanan Attas, ''Çünkü sufiler İslami hayata ve düşünceye, zahir ile batın arasındaki dengeye dayalı olarak yaklaşıyorlar. Bir yanda maneviyat, diğer yanda kurallara ve düzenlemelere riayet var. Bu da İslam'dır zaten. Sufizm derken aslında İslam'ın bir cephesinden değil, kalbinden söz ediyorum. Sufiler İslamlaşmada, İslamın Orta Asya'ya, Hindistan'a, Güney Asya'ya, Afrika'ya yayılmasında da büyük rol oynadılar'' şeklinde konuştu.

Malay dünyasında da aşırı akımlar ile sufizm arasında kültürel ve entelektüel bir çatışma yaşandığını belirten Attas, şunları kaydetti:

''Aşırılar sufizmi, yerel kültürleri eleştiriyor. Pekçok şeyi bidat olarak görüyorlar. Sesleri de daha fazla çıkıyor. Ancak Malay dünyasında tasavvuf da yeniden hayat bulmaya başladı. İnsanlar aşırı akımların yaklaşımından mutlu değil. Vahhabi dini eğitimi maneviyattan mahrum buluyorlar. Farklı birşey arıyorlar ve sufizmi buluyorlar. Bölgede tarikatlar büyümeye, güçlenmeye başladı. Bu, Cemaat-i İslami, Vahhabi ve Selefilerin katı ve şekle dayalı yaklaşımlarına bir tepki.''

''Mevlana yeterince okunmuyor''

Tasavvufa yönelişin sadece tarikatlara girmekten ibaret kalmaması gerektiğini savunan Attas, ''Bunun bir de entelektüel boyutu var. Burada Mevlana gibi, Feriduddin Attar, Abdülkadir Geylani gibi büyük sufiler devreye giriyor. Dini eğitimde bence bu şahsiyetlere daha büyük yer ayrılmalı. Mevlana bu açıdan özel bir konumda. Hem bir alim, hem de bir şair, her düzeyden insan tarafından anlaşılabiliyor. Felsefe, ilahiyat bilmeyen sıradan insana da hitap ediyor, en derin alime de. Ancak maalesef Mevlana, İslam dünyasında yeterince okunmuyor'' diye konuştu.

Mevlana'nın İslam dünyasında, mesela bir Shakespeare'in Batı dünyasında gördüğü ilgiyi görmediğini anlatan Attas, ''Mevlana, İslam dünyasında popüler kültüre mal edilmeli, bunun yolu da onu müfredata sokmak. Amerika ve İngiltere'de Shakespeare nasıl bütün okullarda okutuluyorsa, Mevlana da İslam dünyasında her seviyedeki okulda okutulmalı'' ifadelerini kullandı.

'' Türkiye demokratikleşmede en başarılı örnek''

Türkiye'nin son 10 yılda Güney Doğu Asya'ya ilgisinin arttığını vurgulayan Attas, şunları söyledi:

''Güney Doğu Asya'daki insanlar da bu dönemde Türkiye'nin uluslararası arenadaki rolünün farkına vardı. Türkiye'nin Müslüman kimliğinin yeniden doğduğunu gördüler. Bu yeniden doğuşun bir parçası da Türkiye'nin Osmanlı geçmişine dönüp bakması, buradan ilham alması. Osmanlı tarihine ve kültürüne bu bakıştan, Güney Doğu Asya halkları da istifade ediyor. Güney Doğu Asya'da da Türkiye'ye yönelik ilgi var. Bunun sonuçları turizmde bile görülebiliyor. Güney Doğu Asya'dan Türkiye'ye artık daha fazla turist geliyor.''

Türkiye'nin tam demokratikleşmeyi görece yakın bir zamanda gerçekleştirdiğini belirten Attas, ''Türkiye, İslam kültürünü ve deneyimini koruyarak demokratikleşme konusunda en başarılı örnek. İnsanlar bunu böyle görüyor'' şeklinde konuştu.

Ferid el-Attas kimdir?

Dr. Seyyid Ferid el-Attas Malezya'nın önemli ailelerinden birine mensup. Türkiye açısından ilginç yönü, büyük büyükannesinin, Sultan II. Abdülhamid tarafından Malezya'daki Johor hanedanına hediye edilen bir Çerkez cariye olması. Malezya'da 3 evlilikten 10 çocuğu olan Rukiye hanımın (1864-1904) ikinci evliliğinden gelen torunlarından Hüseyin el-Attas, Malay dünyasında kolonyal etkiye entelektüel başkaldırının öncülüğünü yapan isim olarak biliniyor. Hüseyin el-Attas'ın kolonyalistlerin yerli halkı aşağılayan propagandalarına karşı kaleme aldığı ''Tembel Yerli Efsanesi'' (1977) kitabı, Edward Said tarafından ünlü 'Oryantalizm' kitabında ele alınan eserlerden de biri. Ferid el-Attas, Hüseyin el-Attas'ın oğlu. Ferid el-Attas'ın amcası Seyyid Nakib el-Attas da yine Malezya'nın önemli düşünürlerinden biri. Nakib el-Attas ''İslam ve Sekülerizm'' adlı, bilgi felsefesi kitabıyla tanıyor. (AA)