Mimar Sinan'ın hazineleri

Mimar Sinan'ın hazineleri
Mimar Sinan'ın hazineleri
Yıllardır kapalı kapılar ardında kalan Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi'nin benzersiz koleksiyonu, restorasyon çalışmaları süren 5 No'lu Antrepo'daki müze binasında seçkiler halinde sergilenmeye başlandı. 15 Mart'a kadar görülebilecek sergide 76 eser yer alıyor. Türk sanatı için yol gösterici niteliğindeki sergide öne çıkan 10 başyapıtı inceledik, ortaya ilginç ayrıntılar çıktı.
Haber: Oğuz Erten / Arşivi

1)Osman Hamdi Bey,
Cami Önünde Tartışan Hocalar, yaklaşık 1890, tuval üzerine yağlıboya, 140x105.5 cm.
Tek Türk oryantalist ressam Osman Hamdi Bey, neredeyse her resminde karşımıza çıkan otoportreleriyle de meşhurdur. Sanatçı bu resimdeki üç figürde de aslında kendi suretini yansıtmakta. Resim iki özelliği ile dikkati çeker. İlki, dini bir konu üzerinde Batılı tavrı olan tartışma sahnesini konu edinmesi, aydınlığa giden yolun özgür düşünce olduğu vurgusunu yapmasıdır. İkincisi ise erken tarihli bu resimin Osman Hamdi’nin sonraki yıllarda üreteceği şark giyim kuşam, mimari ve eşyalarının içinde bulunduğu ilk resim olmasıdır.
2)Osman Hamdi Bey,
Çocuklar Türbesinde Derviş, 1908, 124.5x94 cm.
Kimi zaman yanlış bir şekilde ‘Şehzade Camii Türbesi’ olarak da adlandırılan bu resmi Osman Hamdi’nin tıpkı bir puzzle gibi Türk–İslam sanatına ait çeşitli obje ve eşyaları bir araya getirerek oluşturduğunu biliyoruz. Bu resmin de sanatçının en meşhur tablosu olan ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ gibi iki ayrı versiyonu vardır. 1903 tarihli ilk versiyon İRHM Koleksiyonu’ndakinden neredeyse dört kat daha büyüktür ve Paris’in en önemli müzelerinden biri olan Musee d’Orsay’ın ziyaret salonlarında şu an sergilenen tek Türk ressam olma özelliğiyle de dikkat çeker.
3)Fatihli Mustafa,
Yıldız Sarayı Bahçesinden Bakış, 72.5x91.5 cm.
Fatihli Mustafa’nın bu resmi, primitifler olarak adlandırılan ressamlardan sadece bir örnektir. Resimlerdeki naif özelliklerden dolayı Osman Hamdi, Şeker Ahmet Paşa gibi sanatçılardan daha önceki yıllara ait olduğu düşünülen bu resimlerin II. Abdülhamit’in fotoğraf arşivinden yararlanılarak yapıldıkları 1980’lerin başında fark edildiğinde bu olay sanat dünyasında büyük yankı uyandırmış ve bu buluş Türk resim tarihinde kronolojik bir değişime neden olmuştur.
4) Şeker Ahmet Paşa, Ormanda Oduncu, 139.5x177 cm.
Türk resim sanatında ilk resim sergisini 1873 yılında düzenleyerek sanatın saraydan kamuya açılmasında önemli bir değişime imza atan Şeker Ahmet Paşa, tarihsel süreçte olduğu kadar ‘Orman’ isimli resmiyle de bir dönüşüme tanık olmamızı sağlar. ‘Orman’, Osmanlı’nın yüzyıllardan beri kitap resminde –minyatür- kullandığı Batı tarzı perspektif kurallarına aykırı olan uzaklığı yakına getiren bakış açısını akla getirir. Resim bu anlamda geleneksel sanatlardan Batı anlayışındaki tuval resmine geçişin en önemli sembollerinden biridir.
5)Hüseyin Avni Lifij, Pipolu Otoportre, 1908-09, TÜY, 65x46 cm.
Lifij’in 22 yaşındayken hiçbir sanatsal eğitim almadan yaptığı bu resim, sanatçının Osman Hamdi tarafından Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kabul edilmesini sağlar. Resim, Osman Hamdi aracılığıyla sanatla yakından ilgilenen Şehzade Abdülmecid’e gösterilir. Abdülmecid resme karşı ciddi bir yeteneği olduğuna kanaat getirdiği Lifij’e burs vererek Paris’te eğitim almaya gönderir. Böylece Türk resminin hayranlık uyandıran sembolist ismi Lifij, 41 yıl sürecek kısa hayatında önemli yapıtlar üretme fırsatı bulur.
6)Abdülmecid Efendi,
Haremde Beethoven,
1915, 155.5x211 cm.
Osmanlı hanedan ailesinde resme ilgisi olan kişilerin en başında Abdülmecid gelir. Avni Lifij’in Paris’e eğitim için gönderilmesi, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurulması ve ilk sanat dergisinin yayın hayatına geçmesinde büyük rolü olan ve kendisi de bir ressam olan Abdülmecid, ‘Haremde Beethoven’la sarayın günlük hayatından bir kesiti gözler önüne serer. Duvarda asılı olan Ayvazovski resmi ve hemen altındaki Beethoven büstüyle keman, piyano bir şehzade sarayının Batı’lı bir saraydan farkı olmadığının da kanıtı gibidir. Piyanistin arkasında bir kaide üzerinde duran heykel ise babası Sultan Abdülaziz’e ait, Türkiye ’de bir padişahın yaptırdığı ile ve tek heykel olma özeliğine sahiptir.
7)Hikmet Onat, Siperde Mektup Okuyan Erler, 1917, 146.5x120 cm.
1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nın en karanlık döneminde gerçekleştirilen bu resim savaşın farklı gerçekliklerini gösterme özelliğine sahiptir. Savaşın en acımasız zamanlarında evlerinden ve sevdiklerinden uzakta olan askerleri konu alan bu resim, aynı zamanda devletin sanatı bir propaganda aracı olarak kullanmasının Türkiye’deki ilk örneğidir. Müttefik Almanya’da gerçekleştirilecek ‘Savaş Resimleri Sergisi’ için Şişli’de Enver Paşa himayesinde kurulan resim atölyesinde üretilen savaş resimleri, Almanya’da Osmanlı’nın askeri kabiliyet ve gücünü göstermeyi arzulamaktadır.
8)Ömer Adil, Kızlar
Atölyesi, 1921, 81x118 cm.
‘Kızlar Atölyesi’ resmi, Osmanlı’nın modernleşme sancılarının tuvale yansımasını birebir şekilde izleyene sunar. Resim, II. Meşrutiyet’le özgürlük havasının estiği 1914 yılında kurulan Sanayi-i Nefise Mektebi atölyesini göstermekte. Kadının sanat üretiminde yer edinmesinin ilk adımını betimleyen ‘Kızlar Atölyesi’, Ömer Adil’in en ünlü eseridir. Resmin arka planında görülen kadın heykelleri, canlı modelin yasak olduğu dönemde kullanılan antik örneklerdir. Kadın resmi yapmaktan sıkılan kızlar, müdüreleri Mihri Müşfik’e Arkeoloji Müzesi’nden çıplak erkek heykeli getirmek için baskı yapar. Fakat bu olay polise yansır. Mihri Hanım, kızların heykele peştamal bağlayıp çalışma yaptıklarını söyleyerek polis soruşturmasından kurtulur.
9) MaurIce UtrIllo, Ağaçlar Arasında Kilise, mukavva üzerine yağlıboya, 38x46 cm.
İRHM Koleksiyonu’nda bulunan Fransız ressam Maurice Utrillo’nun resmi, ardında Türk resim sanatının ilk sanat tüccarlığı macerasını gizler. İstanbullu bir antikacı olan Selahattin Refik Sırmalı, 1937 yılında gittiği Paris’ten bu kez antika yerine Utrillo, Andre Derain, Pierre Bonnard ve Albert Marquet gibi bugün dünyaca ünlü sanatçıların resimlerini 1500 lira gibi o gün için çok yüksek bir rakama satın alır. İstanbul ’da bu resimleri daha yüksek fiyata satacağını düşünür ama Türkiye’ye dönmesinden sonra aylar geçmesine rağmen vermiş olduğu yüklü parayı nakite çevirmekte zorlanır. Bu resimleri kimse almaz. Son çare aynı yıl açılan İRHM’ye başvurmaktır. İRHM resimleri Sırmalı’nın satın aldığı fiyattan alır. Böylece hem Sırmalı resme yatırım yapılmadığı bir dönemde resim almanın acısından kurtulur hem de 1970’lere kadar yurtdışına çıkmakta zorlanan akademi öğrencileri yabancı resmi sadece kitapta görme boşluğunu aşmış olur.
10)Namık İsmail, Harman, 1923, 165x201 cm.
Türk resminin oluşum sürecinde saraydan halka yayılan bir özellik vardır, bu yüzden de ilk yapılan resimlerde daha çok saray ve erkânını görmek mümkün olur. Köy hayatı ise Türk resmine sonradan giren bir konudur. Namık İsmail’in Harman isimli yapıtı bu türün ilk örneklerindendir. Batı resminin Gustave Courbet ile yaşadığı bu sosyal gerçekçi dönüşüm, Türkiye’de 1930’lu yılların sonunda vereceği meyvelerden ilkini 1923 tarihli Namık İsmail’in İRHM’deki dev boyutlu eseri ile ortaya koyar.