Moda yine çadıra girdi

Moda yine çadıra girdi
Moda yine çadıra girdi

Zeynep Erdoğan

25-28 Ağustos'ta İstanbul bir kez daha modayla hemhal olacak. 20 tasarımcı ve markanın bir moda çadırında 21 defile sunacağı İstanbul Fashion Week'in öne çıkan katılımcılarına yakından baktık
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

20 tasarımcı ve marka, 21 defile, bir tasarım yarışması, bir moda çadırı: İstanbul Fashion Week (IFW) başlıyor... 25-28 Ağustos tarihlerinde, İstanbul Üniversitesi Taşkışla Binası’nda düzenlenecek moda günleri bir kez daha genç ve deneyimli tasarımcıların işlerini peş peşe dizecek.
Açılış, 24 Ağustos akşamı Taşkışla Kampüsü’nde, bu yıl 19. kez düzenlenecek Koza Genç Moda Tasarımcılar Yarışması’nın finaliyle... Ardından moda çadırından izleyici koltuklarına geçecekler arasında, ‘şifa veren’ çizgilerden imajın piksel piksel peşine düşen tasarımlara, makasa varmadan önce mikroskoba uğrayan tasarım fikirlerinden tasarımlara eşlik edecek şiirli sözlere ve rap ritmine; yok yok...
HATİCE GÖKÇE: Geçen sefer ‘kargalardan’ toplamıştı ilhamını, şimdi tarih sayfalarına dalmış. Gökçe’nin tasarımlarında ‘Jön Türkler’ dokunuşu olacak. Konseptin işlere nasıl yansıdığını anlatma konusunda ketum davranıyor, minik ipuçlarını bile esirgiyor. Yine de birkaç kelamı var: “Türk moda tasarımcılarının son 20 yıldır sergilediği yoğun çabalar nihayet meyvelerini vermeye başladı. İstanbul’un modayı devşiren değil yaratan bir kent olarak dünya moda gündeminde belirmesine şahit oluyoruz. İstanbul’un sırf moda şehri olarak algılanması haksızlık olur ama tüm diğer güzelliklerinin yanı sıra bir moda kenti olarak anılması da güzel olur. İstanbul Fashion Week’in hem bu bağlamda hem de Türk modacılarının uluslararası platformda söz sahibi olabilmesi açısından belirleyici olduğunu düşünüyorum. Jön Türkler ise benim yoğun bir tarihsel mirastan moda için bir yorum alanı üretme girişimim. Gerisi sürpriz olsun.”
RANA & BERNA CANOK: Karma defileye katılacak olan tasarımcı ikiz kardeşler, podyumdan ‘Yürüyen Heykeller’ geçirecek. Koleksiyon, giysi ve aksesuvar üzerinde üç boyutlu estetik biçimler yaratmayı amaçlayarak ve görselliği güçlü şekilde ifade ederek hayata geçirilmiş. Canok kardeşler, yarattıkları formlarla cesaret verici motive edici bir ruha erişmeyi, hayatı bire bir yakalayıp dışa vurmayı dert edinmiş. Koleksiyonun özüne ‘umutlarını anlatmak’ meselesini yerleştiren ikili, kumaşlara da bu niyetle form vermiş.
TUVANA BÜYÜKÇINAR DEMİR: ‘Zamana Karşı Keşif’ adlı yeni koleksiyonuyla unutulmaya yüz tutmuş değerlerin peşinde. Orta Asya’dan Anadolu ’ya gelerek yerleşik hayata geçen Türkler’in, Anadolu’ya yerleşene kadar geçtiği bölgelerin kültüründen etkilenerek hazırladığı tasarımların öne çıkan dokusu da, unutulmaya yüz tutan bir kumaş olan ‘kutnu’. Vaktiyle padişahların kaftanlarının dikildiği kutnu kumaşından oluşan koleksiyona farklı coğrafyalardan ipekler, organik kotonlar ve tüller eşlik ediyor. Karma defileye katılacak Demir’in uçuşan ipeklerinin, volan ve tüllerinin, bedeni saran korselerinin renkleriyse safran sarısı, krem, uçuk pembe ve pudra tonları...
ZEYNEP ERDOĞAN: Yaşama dair el izlerinin mistik ve ironik taraflarından esinlenerek hazırlanan koleksiyonuna ‘Touch Me’ adını veren genç tasarımcı, konsepti kırık bir kalbin hikâyesinden esinlenerek oluşturmuş. Mini büstiyerler, kalıplı, üste oturan elbiseler, yüksek belli, bol paçalı 70’ler pantolonları pastel ve kum renkleriyle buluşacak...
GÜL AĞIŞ: Genç tasarımcı, podyuma ‘iyi huylu bakteriler’ salacak... Ağış’ın ‘Bakteri’ adlı koleksiyonunun çıkış noktası, tek hücreli mikroorganizmalar olan bakterilerin kendi aralarında çoğalma biçimleri... Bakterilerin yayılma hızını, modanın bir anda tüm dünyayı sarma hızıyla özdeşleştiren ve farklı formlara sahip bakterilerle, yaratıcılığı örtüştüren tasarımcı, konseptini “Zaten moda da hem onu yaratan hem de yaşatan için, ruhlara girmiş iyi huylu bir bakteri değil midir?”  diye sorarak özetliyor. ‘Bio couture’ olarak adlandırılan akımdan etkilenerek ortaya çıkardığı koleksiyonunun, hem öğretici, hem de deneysel ve eğlenceli olduğunu söyleyen Ağış, hazırlık aşamasında gerçek bakterilerle mikroskobik çalışmalar da yapmış. Çizdiği bakteri formlarının yer aldığı desenleri de İtalya ’da organik kumaş ve boyaların kullanımıyla teknolojik kumaşlara bastırmış. Islak efekt, kabarık ve amorfik yüzeylerden oluşan bakteri desenlerine bej ve krem tonlar, siyah, küf yeşili, beyaz ve mavi renkler hâkim.
BAHAR KORÇAN: İsmi ‘Dinle’, formatı ‘art-show’... Ünlü modacının şiir ve felsefe üzerine oluşturduğu diğer koleksiyonlarına benzer olarak ‘Dinle’, 17 parçadan oluşacak. Müzik, şiir ve tasarım iç içe geçecek. ‘Dinlemek’ konseptiyle oluşturulan performansta, kostüm tadındaki her bir kıyafet hem göze, hem kulağa hitap edecek. Performansın müzik altyapısı rap’çi Fuat ve DJ Mr. Pink’ten. Kostümler, aksesuvar ve ayakkabılar da şiirin mısralarıyla bir olup kendi kelimeleriyle podyuma taşınacak. Korçan’ın ‘sanat şovu’ tadındaki defilesinin mekânı, diğerlerinden farklı olarak Radyo Evi.
ÖZGÜR MASUR: İpek krepler ve bedene sarılmış tülleri vücut anatomisine göre farklı farklı yorumlayan Masur, koleksiyonuna ‘Ten Dökümü’ adını vermiş. Yarıtıcısı koleksiyonunu “İsyankâr kadınlarım, verdikleri savaş sonrası, yaşamlarında tecrübe edindikleri her şeyden sıyrılma noktasında” diyerek özetliyor, “Bazen yaşanmış saydığımız hayat, tecrübelerimiz bizi olgunlaştırır ve zaman zaman her şeye verebilecek bir cevabımız olduğunu fark ederiz. Bu benim kadınlarımda artık doygunluk anıdır. Artık kendilerine sunulmuş hayatın dışında, bambaşka bir yaşam için ‘Ten Dökümü’ zamanıdır” diyor.
NİYAZİ ERDOĞAN: Sokak modasını podyuma taşıdığı duyurusuyla gelen Niyazi Erdoğan, erkek koleksiyonuyla moda takipçilerinin karşısında. Tasarımcı koleksiyonu ‘Piksel’le imajın hücresini çıkarıyor. Amaç, tüm pikselleri bir araya getirip bütüne ulaşmak. Koleksiyonunda en büyük etki, 50’li yılların değişmeye başlayan sosyal yapısında şekillenen şıklık anlayışı... Pamuk kumaş ağırlıklı koleksiyonun tonları pembe, mavi,
gri ve bej.
ÖZLEM KAYA: ‘Herkesin biraz şifaya ihtiyacı var’ diye çıkmış yola, son koleksiyon ‘Şifa’ dökülmüş ellerinden. Özlem Kaya şifanın ruhsal, bedensel kırılmalarının, bozulmalarının yansıtıldığı koleksiyonuyla IFW’de. Esin kaynağı şifa arayanlar, şifa verenler, bitkisel karışımlar, enerji ve duaların yansıması. Malzemeleri ipek, keten, vual, triko, viskon ve deri. Krem, vizon, zeytin yeşili ve sarı renklerle...