Modanın katili ara sezon mu?

Modanın katili ara sezon mu?
Modanın katili ara sezon mu?

Chanel, kış modasının ayak sesi pre-fall koleksiyonunu Paris te tanıttı.

Pierre Cardin, ara sezon için tasarım hazırlamanın cinayet olduğunu söyledi. Üç ayda bir yeni tasarımlar sergilemenin gerekliliğini tartışılırken, kış modasının öncüsü 'pre- fall' koleksiyonları görücüye çıktı
Haber: ASLI BARIŞ - asli.baris@radikal.com.tr / Arşivi

Bu hafta, kış modasına hazırlık kıvamındaki ‘pre-fall’ koleksiyonları sergilendi dünyanın dört bir yanında. Tory Burch, Calvin Klein, Jason Wu gibi markaların çoğu, masraftan kaçmak için olsa gerek, son çalışmalarını sanal âlemde tanıttı. Ancak ‘ağır toplar’ Oscar De La Renta ve Chanel, defile yaparak paraya kıydılar. Özellikle Paris Métier d’Arts’da ayın 7’sinde sergilenen Chanel’in ‘Bizans’ esintisi taşıyan tasarımları büyük ses getirdi. Bilgisayarımın başına kurulmuş, iştahla Chanel‘pre-fall’ koleksiyonunu inceliyordum ki, modayla pek arası olmayan bir iş arkadaşım ekranıma bakarak sordu “Kışın bunları mı giyeceğiz?” Bilmişlikle yüzümü buruşturdum: “Hayır, bu sadece ara sezonun koleksiyonu, sonbahar/kış modası değil. Kış defileleri şubatta olur” dedim. Cevabım, ikimizin de kafasını karıştırdı. Eğer kış modası için şubatı bekleyeceksek, ‘pre-fall koleksiyonlarının amacı neydi?
Pierre Cardin’e göre ‘ara sezon’ koleksiyonları modanın katili. Cardin, iki hafta önce yaptığı açıklamada “Moda dünyası gereğinden fazla değişiyor. Hesaplı kapsül koleksiyonları, ara sezon tasarımları derken ortada moda namına birşey kalmadı. Moda öldü” dedi. Tasarım dünyasının dahi çocuğu Alexander McQueen, geçen şubat ayında intihar ettiğinde de, trajedinin faturası yine modaya kesilmişti. Vivienne Westwood, tasarımcının sürekli çalışmaktan yorulduğunu, onun için annesinin ölümünden aşırı etkilendiğini iddia etti. Donna Karan da ara koleksiyonların indirim sezonlarını zamanından önceye çekerek, endüstriye zarar verdiğini söyledi. Tüm tasarımcılar ‘zorlayıcı çalışma koşulları’ndan bu denli şikayetçiyken nasıl oldu da, ara sezon modasına ihtiyaç duyuldu? Karl Lagerfeld 2002 yılında Paris’te ilk ‘pre-fall’ koleksiyonunu sergilerken, bu hareketi yaratmasının nedenlerini şöyle açıkladı: “ Modayı bir sanat dalı olarak görenleri anlamıyorum. Bence tasarımın en önemli fonksiyonu sürekli değişken olmasıdır Herkes yeni giysilere, aksesuvarlara kavuşmak için sabırsızlanıyor. Bu durum yaratıcılığımı engellemiyor, aksine arttırıyor”
Oscar Wilde’in ünlü bir sözüdür; “Moda o kadar sıkıcı bir şeydir ki sürekli kendisini yenilemek zorundadır” Bu sözü takip eden ve pre-fall koleksiyonunu yaratan Lagerfeld’in ‘modanın katili’ olup olmadığını uzmanlara sordum.

Tasarımın uzmanları bu konuda ne diyor?
Özgür Masur: Bu tip ara koleksiyonlar kesinlikle yaratıcılığı kısıtlamaz. Sezonun trendlerini belirleyici rol oynar, modanın ana hatlarını gösterir ve bu durum tüketiciyi heyecanlandırır. Rekabetin bu denli zorlayıcı olduğu bu dönemde, çok doğru bir strateji olduğunu düşünüyorum. Zaten ben de pre-fall olmasa da, yaz sezonuna göndermeler yapan ‘cruise’ koleksiyonu hazırlıyor ve piyasaya sürüyorum. 15 parçalık exclusive koleksiyonlar da hazırlıyorum, özel müşterilerime sergiliyorum. Beğeniliyor ve son derece etkili oluyor.

Yıldırım Mayruk: Tasarımcıların çoğu bu ara koleksiyonlar yüzünden senede dört koleksiyon hazırlıyorlar. Hatta onunla da yetinmiyorlar, Jean Paul Gaultier’nin Hermes’te yaptığı gibi başka modaevlerinin de tasarımcılığını üstleniyorlar. Ama ortada bir yaratıcılık varsa, etkilenme söz konusu olmaz. Karl Lagerfeld sadece kendi tasarımlarını değil, Chanel’in ve Fendi’nin koleksiyonlarını da hazırlar. Bunun yanı sıra ‘pre-fall’ ve ‘cruise’ koleksiyonlarını da tasarlar. Pierre Cardin ‘çalındığı için’ bir daha tasarım yapmayacağını açıkladığında yine en güzel cevabı Lagerfeld vermişti; “Bu suçlamalar hamile bir kadının menopoz oldum demesine benziyor” demişti.

Gamze Saraçoğlu: Modacılar, sırf bu yüzden üç ayda bir yeni bir koleksiyon hazırlamaya başaldı. Bunun ana sebebi ekonomik açıdan getirilen zorunluluk. Rekabet ortamının zorlayıcılığı yüzünden modacılar da, tüketiciler de ne yapacaklarını şaşırmış durumda. Zara ve H&M gibi ‘fast fashion’ mağazaları yüzünden müşteriler sürekli yeni bir şeyler görmeye alıştılar. Bunu lüks markalardan da bekliyorlar. Ayrıca ara koleksiyonların maliyetleri daha düşük olduğu için daha hesaplıdır. Tüketiciler bu durumdan kârlı çıkıyor, ancak tasarımcılar için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz.

Başak Fransez: Yaratıcılık alanında bu durum büyük bir baskı yaratıyor. ‘Pre-fall’ ve ‘resort’ koleksiyonları yüzünden üç ayda bir yeniden bir şeyler hazırlamak, kolay bir durum değil modacılar açısından. Tasarım dünyasıyla iç içe olduğum için şunu da rahatlıkla söyleyebilirim ki, indirim sezonları da rekabet odaklı bir anlayışın ürünü. Ancak bu durumun müşteriye de bir katkısı yok. Çok çabuk yeni ürünlerle tanışıp, çabuk tüketiyor, çabuk sıkılıyorlar. Modayla olan ilişkileri de tüketim merkezli oluyor. İş tamamen ticarete dönüştü ve bu konuda yeni düzenlemelere gidilmesi şart.


    ETİKETLER:

    sanat

    ,

    Jean Paul

    ,

    hamile