Modanın sivri dilli çarı

Adı, Franz Beckenbauer ve Boris Becker gibi yaşayan ünlü Almanlarla birlikte anılıyor.
Haber: YEŞİM KASAP / Arşivi

Adı, Franz Beckenbauer ve Boris Becker gibi yaşayan ünlü Almanlarla birlikte anılıyor. Hep at kuyruğu yaptığı bembeyaz saçları, elinden düşürmediği yelpazesi ve kara gözlükleriyle Alman modacı Karl Lagerfeld...
'Lagerfeld'i nasıl bilirsiniz?' dense herkesin bir çırpıda ağzından çıkacak cevaptır bu. Ne var ki Karl Lagerfeld'i öyle birkaç kelimeyle tarif etmek imkânsız. Bir kere on parmağında on marifet olan bir adam. Bizde çoğunluk onu sadece modacı olarak tanısa da, fotoğrafçı olarak meziyetleri de yabana atılacak cinsten değil. Sonra sayıları onu geçen kitapları, ticari zekası, star kokusuna duyarlı burnu, vs., vs...
Yol gösterici anne modeli
Varlıklı bir ailenin tek çocuğu olarak 2. Dünya Savaşı'nın içine doğup, ilk gençliğini savaş bitiminde yaşayan tipik bir savaş sonrası Alman genci. Savaşın acı ve kasvetine
inat, hırslı, yaratıcı ve renkli.
"Doğduğumda annem 42 yaşındaydı. Eğitim denen şeyle sıkmadı beni. Sadece 'Sinirimi bozarsan yatılı okula yollarım' diye tehdit ederdi. Ben de her istediğimi yapar, kafama estiğinde okula giderdim. Zaten annem de, 'Bağlantıları öğren yeter, gerisi ansiklopedilerde yazılı' derdi. Okul arkadaşlarım bu yüzden benden hep nefret ettiler."
14'ünde, doğup büyüdüğü Hamburg ona yetmemeye
başlayınca, annesinin "Hamburg, dünyaya açılan kapı. Ama sadece kapı. Ne işin var burada?" sözüne uyup Paris'e gitti. Üç yıl kadar Pierre Balmain'e çıraklık ettikten sonra, iş ortamına ısınamadığı gerekçesiyle oradan ayrılıp muhtelif modaevlerinde çalıştı. Su götürmez yeteneği sayesinde, kısa zamanda haklı bir ün edindi. Kariyer merdivenlerini koşar adım çıkmasını sağlayan Chloe oldu. Birkaç yerden sonra nihayet Chanel'e geçti. Bu arada Claudia Schiffer'ı keşfedip star yaptı. Hâlâ da Chanel için çalışıyor.
Düşman başına
Ama yabancılar pek bilmese de Almanların yakından tanıma şerefine nail olduğu, Lagerfeld'i Lagerfeld yapan bir özelliği var ki, o da sivri dili! Onun bir şekilde tepkisini çekmiş kişilere dokundurmalarına şahit olup da, "Allah düşmanımın başına vermesin," demeyen yoktur herhalde. Üstelik bir kere 'moda çarı'nın (Almanlar ona böyle diyor) öfkesini kabarttınız mı, siz ondan ünlüymüşsünüz, bir yanlış anlama olmuş; vız geliyor. Buna en iyi örnek de Claudia Schiffer.
Bir zamanlar elinden tutup dünyaya tanıttığı
'manevi kızı'yla arası açılan Lagerfeld, Schiffer'a etmediğini bırakmadı. Bir de rakibi modacı Wolfgang Joop için söylediklerine kulak kabartın. Gazetecinin biri soruyor: "Sayın Lagerfeld, Joop'un son kreasyonu All About Eve parfümünü nasıl buluyorsunuz?"
"O parfümü kullanan kimse tanımıyorum. Nasıl kokuyor ki?"
"Biraz çocuk şampuanını andıran bir kokusu var."
"Pedofillerin cirit attığı bir dönemde böyle bir parfüm çıkarmak akıllıca bir iş tabii."
Sadece tasarlamak...
Karl Lagerfeld'i bilen, tanıyan neredeyse herkes onun bir dahi mi yoksa çatlak bir terzi mi olup olmadığı konusunda tereddütte. Bir megaloman mı yoksa insanlarla dalga geçen biri mi? Hayalperest mi yoksa fazla mı gerçekçi? Çar kendini şöyle anlatıyor:
"Oldum olası karşı konulmaz bulurum kendimi. İstediğim her şey benim olur. Hayatta tek korktuğum hastalık çünkü kontrol edemeyeceğim yegâne şey. Ama siz beni asıl gençliğimde görecektiniz! Kendimi kutsal bir varlık olarak görür, savaş sonrası Almanyası için fazla bulurdum. Eskisiyle karşılaştırdığımda, çekingen ve mütevazı olduğumu bile söyleyebilirim."
İnsanların hakkında düşündüklerdiyle de pek ilgilenmiyor: "Yaptığım her şeyi otomatik olarak unutuyorum. Beni tek ilgilendiren şey giysi tasarlayıp bunları hayata geçirmek. Diyebilirim ki giysilerimin sergilendiği defileler bile ilgilendirmiyor aslında beni."
Tabii ünlü modacının son dönem şapka çıkartılacak cinsten başka bir başarısından da söz etmek gerekiyor bu arada. (Yoksa bize de kızabilir!) 12 ayda tam 42 kilo verdi. Gitti şişko adam, geldi çakı gibi delikanlı. Ona kalırsa, kilo vermek hiç de öyle zor bir iş değil. Bir diyet uzmanı, bu uzmanın yazdığı diyet reçetesine harfi harfiyen uymak ve haftada üç kez 15 dakika jimnastik yapmak yeterli.
Derdi Dior kostümleri
Şimdi kimse Lagerfeld'in daha seksi görünmek için böyle bir rejime kalkıştığını sanmasın:
"Kilo vererek daha erotik görüneceklerini sananlar yanılıyorlar. Benim tek derdim o çok sevdiğim Dior kostümlerinin içine sığmaktı. Çok şükür artık sığıyorum."
Ama bu kadarla kalmıyor. Moda çarı deneyimlerinden dünya âlem istifade etsin diye, diyet uzmanıyla birlikte, rejim yapanlara nasihatler içeren 3D (design, diyet, doktor) isimli bir kitap çıkarmaya hazılanıyor.
Bu ilk kitabı da değil üstelik. Piyasaya çıkmış kitaplarının sayısı onu geçiyor. Henüz hazırlama aşamasında olan üç tane kitabı daha var. Kitaplarla ilişkisi ise çok özel: "Hayatımda daha hiçbir kitabı atmadım. Okul kitaplarımı bile hâlâ saklarım. Bir de deli gibi kitap toplarım," diyen Lagerfeld, herhalde bu nedenle 230 bin kitaptan oluşan
'mütevazı' bir kütüphaneye sahip.
Peki hiç bir kitap okuyup da hayatı değişmiş mi? "Elbette. Nibelungen'i okumasaydım ben ben olmazdım. Thomas Mann fanatiği olmamama rağmen, ilk romanım olan Buddenbrook Ailesi'ni hâlâ ezbere bilirim."



"Düğüne çağrılmadım, boşanmaya katılacağım"
Claudia'yı ünlü yapan sizdiniz. Düğününde ne giydiniz?
Birincisi ben düğüne davetli değildim, ikincisi davetli olsam da gitmezdim zaten. Düğünlerden nefret ederim. Ben boşanmaya kadar bekleyeceğim.
Bir iğneleme hissediyor gibiyim...
Hayır, Claudia için her şeyin en iyisini istiyorum. Biri evlendiğinde ona iyi dilekte bulunmakta adettendir, değil mi ama? Fakat elbette evlenmemiş olanlara da iyi dileklerde
bulunuyorum. Zaten parmakta o pranganın hiçbir önemi yok.
Matthew Vaughn, Claudia için doğru insan mı?
Claudia ile görüşmediğimiz için o adamın onun için doğru kişi olup olmadığını bilemem tabii. Biraz Tom Cruise ve Nicole Kidman gibiler: Büyük kadın, küçük erkek. Kısa boylu erkekler her zaman uzun boylu kadınlardan hoşlanırlar. Çok var uzun boylu kadınlarla birlikte olan kısa erkeklerden. Yani bunun bir önemi yok artık zamanımızda.
Matthew'dan bir önceki sevgilisini, David Copperfield'ı daha iyi tanıyordunuz.
İlişkileri neden yürümedi?
Doğruyu söylemek gerekirse, şu sihirbazı, David Copperfield'ı ben aslında severdim.
İlginçtir ama gerçekte hoş bir insandı. Tanımayınca biraz Dracula gibi görünebilir ama tanıyınca onun gerçekten de sevimli olduğunu anlarsınız.
Peki Tim Jefferies'in nesi vardı?
Tim'i Claudia'dan çok çok önce tanıyordum. Yakışıklı bir çocuk ama evlenilecek biri değil. Açık olmak gerekirse boş biri bile denilebilir onun için. Ama kadınlar ona bayılıyor.
Claudia ve Matthew herhalde çarçabuk çocuk da yaparlar. Bebeğin vaftiz babası olur musunuz?
Ne münasebet! Ben Karl Amca değilim! Ne baba Karl ne de amca Karl olmak gibi bir niyetim var! Akrabalık bağına inanmam.
Claudia Schiffer'ı siz mi dünya starı yaptınız?
Ben olmasaydım da o yolunu bulurdu. İlginç bir sihri var onun. Gayet utangaç biriydi. Birçok meslektaşına kıyasla çok çalışkan ve disiplin sahibiydi. Ama diğerleri daha çok eğlendi.
Kocası film yapımcısı. Claudia'nın oyunculuk yeteneği var mı?
Bilemem. Şimdiye kadar onu sadece televizyon reklamlarında gördüm.
Reklamlarda nasıl buluyorsunuz?
İnsanları anlamsız şeyler almaya ikna ederek onları soymuyor sonuçta...
(Bunte'den)