Modern hayatın mucidini ne kadar tanıyoruz?

Modern hayatın mucidini ne kadar tanıyoruz?
Modern hayatın mucidini ne kadar tanıyoruz?
Bugün 157'nci yaşını kutlayan Nikola Tesla, hayatımızın her yerinde. 'Mikrodalga' fırında yemeğimizi ısıtırken, 'radyo' dinlerken, trafikte 'radar'a yakalanırken, hatta ve hatta trafik cezasından önce kontağı ateşlediğimiz anda bile yanımızda. 300'ün üzerindeki buluşun mucidi bu tuhaf dehayı anmak istedik...
Haber: SEDEF KARAOĞLAN / Arşivi

Alternatif akımdan mikrodalgaya, motorların ateşleme sisteminden floresana ve elektron mikroskobuna kadar 300’ün üzerinde buluşu olmasına rağmen 86 yaşında, bir otel odasında yalnız ve parasız halde kalp yetmezliğinden ölen, öldüğü bile üç gün sonra fark edilen bu çatlak mucidin hayatı tuhaflıklarla dolu. En iyi arkadaşı güvercinler olan bu dâhiye 150 yıldır verilmesi gereken payeyi, yeni yeni vermeye başladık. Hâlâ pek çok insan tarafından ‘radyonun mucidi’ olarak bilinen Marconi’den alınan ‘Kablosuz iletişim tekniği’ patenti bile ölümünden sonra kendisine verildi. Adına bilim vakıfları kuruldu, 2006 tarihli sinema filmi ‘The Prestige’de David Bowie tarafından canlandırıldı.
Nikola Tesla, 10 Temmuz 1856’da Hırvatistan’da papaz bir baba ve okuma yazma bilmemesine rağmen pratik ev aletleri mucidi olarak bilinen bir annenin beş çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babasının papaz olmasını istediği Nikola’daki dehayı fark eden annesi, Tesla’nın okuması için destek oldu. Genç Nikola Graz’daki Politeknik okulunda ve Prag Üniversitesi’nde eğitim aldı. Çocukken doğanın enerjisini kullanma fikri zihnini kurcalıyordu; bir deneyinde 16 tane mayıs böceğini iki çubuğun uçlarına yapıştırdı ve böceklerin dönüşlerini çarklara geçirerek enerjilerini kullanmaya çalıştı. İleride aynı zihin, Niagara Şelalesi’nin enerjisini kullanılabilecek bir forma sokmak isteyecek ve ilk hidroelektrik santralını kuracaktı. Asıl amacı ise Güneş ve Dünya arasındaki enerji transferini insanlığın kullanabileceği bir forma sokup bedava elektrik sağlayabilmekti. Lakin çalışmaları karalama kampanyalarına maruz kaldı.
Tabiatı itibariyle insanlardan farklıydı. Fazlaca zeki bir ‘tutunamayandı’. Parayla haşır neşir olmayan, asosyal, aseksüel biri. İnsanlarla yemek yemeyi, uyumayı sevmiyor. Mikroskopla fazlaca haşır neşir olurken mikrop fobisi, insan saçına ve yuvarlak nesnelere dokunamayışı, 3 rakamıyla ilgili takıntısı obsesyonlarından birkaçı... Zihninde, ‘ışık patlamaları’ olarak tanımladığı, zaman zaman çakan şimşekler var. Bir fikir zihninde canlanıyor, önce koyu mavi bir fon beliriyor, sonra görüntüler, ışıklar akmaya başlıyor. Zihninde defalarca çalıştırdığı düzeneğin sorunlarını deneme-yanılmayla çözmektense problemli yeri gözlerini kapayıp canlandırarak bulma taraftarı. İlk denemesinde sorunsuz icat ettiği pek çok düzenek var. Lakin çoğu kez icatlarının üstünde durmuyor. Oysa misal; Wilhelm Röntgen’in adıyla anılan X ışınları, ilk kez Tesla’nın laboratuvarında tanımlanıyor. 

Edison’la ‘akımlar savaşı’ 

Bütün bunlardan önce, genç mühendis Tesla, 1882’de Edison’un Paris şirketlerinden birinde çalışmaya başlıyor. 1884’ün haziranında elinde Paris’teki patronunun Edison’a yazdığı bir referansla New York’a geliyor ve temel elektrik mühendisliği yapmak üzere Edison tarafından işe alınıyor. O yıllarda Edison, doğru akımla Pearl Caddesi’ni aydınlatıyordu. Ancak dağıtım sistemi yetersizdi. Edison, doğru akım dinamolarını yeniden tasarlaması için Tesla’ya 50 bin dolar (günümüz şartlarında 1.1 milyon dolar) teklif eder. Tesla, sorunu çözer ancak Edison bu meblağı ödemez. Genç mühendis, ilk karşılaştıkları dönemlerde, Edison’a alternatif akım sisteminden de bahsetmiştir. Edison ise Tesla’yı teoriye vakit harcamakla suçlamıştır. Bunun üzerine parasını da alamayan Tesla, istifa eder. Böylece günümüzde hâlâ onun sisteminin kullanılmasıyla Tesla’nın galibi olacağı ‘akımlar savaşı’nın tohumları atılmış olur.
New York’ta bir yıl parasızlıkla boğuşan Tesla bir arkadaşı aracılığıyla bir firmanın sahibiyle tanışır. Bu işadamı Tesla’ya laboratuvar kurması için finansman sağlar. Broadway’deki laboratuvarda geliştirdiği sistemin verimliliği onaylanır. Patenti, 1 milyon dolara Westinghouse firmasına satılan alternatif akım, Edison’un karalama kampanyasına maruz kalır. Lakin Tesla’nın hidroelektrik santral fikri bu rekabeti de geride bırakacaktır: 1890’da Niagara’dan üretilecek elektrik, 50 km uzaklığa iletilecekti ve bu doğru akımla başarılabilecek bir şey değildi. Sonuçta sistem iletim hattı Tesla’nın yöntemiyle kurulur.
1898’de ise Tesla, suyun üzerinde yüzen bir botu uzaktan hareket ettirerek, uzaktan kumanda sistemiyle herkesi şaşırtacaktı. Dünya çapında telsiz sistemi ve iyonosfer tabakası ile ilgili çalışmaları çağının çok ötesindeydi. Buluşlarını sihirbaz gibi şovlarla tanıtıyordu. Asıl amacı ise enerjinin kablosuz transferi üzerineydi. 20 ampulü kablosuz yakabildiği kayıtlara geçtikten bir süre sonra çalışmaları gözden düşmeye başladı. 100 yaşına gelince zihnindeki her şeyi insanlarla paylaşacağını söyleyen ve sınırlı sayıda not tutan deha ne yazık ki 100 yaşına kadar yaşayamadı.
Son dönemlerinde borç içindeydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında, buluşlarının kitle imha silahlarına dönüşmesinden korkuldu. Bedava elektrik sağlama fikri, dünya için fazlasıyla ütopikti. İnsanlarla iletişimini sınırladı, iyice bitkin düşmüştü... 7 Ocak 1943 günü, -o esnada tüm dünyada olduğu gibi- kendi bulduğu sistemle aydınlatılan New Yorker Oteli’nde odasındaki ışık söndü. Odasından pek çıkmadığı için, öldüğü üç gün geç fark edildi. Tıpkı bizlerin onun dehasını geç fark etmesi gibi... Odasındaki her şeye ABD hükümeti tarafından el konuldu. Uzun yaşamı bile fikirlerini istediği gibi paylaşması için yeterli değildi. Sonraki dönemlerde yarım çalışmalarından, durmaksızın bahsettiği fikirlerinden, notlarından esinlenilerek pek çok buluş gerçekleştirildi...