Monarşinin kaybı

İngiliz Kraliyet Ailesi'nin sevmeyeni boldur. Ancak Ana Kraliçe'yi sevmeyen de yoktur.

İngiliz Kraliyet Ailesi'nin sevmeyeni boldur. Ancak Ana Kraliçe'yi sevmeyen de yoktur. Kraliyet belki de tarih boyunca şimdiye kadar en çok sempati duyulan mensubunu kaybetti. Şu dünyada bir yüzyılı devirdi, bir yenisine adımını attı, savaşlardan geçti ve geçen aylarda kaybettiği kızının ardından yaşamak ona artık dayanılmaz geldi. Belki de halkın huzuruna en son Prenses Margaret'ın cenazesinde çıkışı bu yüzdendir.
Bu ailenin tüm üyeleri için 'görev' anahtar kelimedir ama Ana Kraliçe için 'görev'in ayrı bir yeri vardı. O görevden, vatanseverlikten ve hizmetten derin bir haz duyuyordu. Tanıştığı herkesi iyiliği ve espri yeteneğiyle büyülerdi. Monarşiyi dağılmaktan kurtaran da yine onun kuvvetli iradesidir. Prenses Diana'nın da ailede kendini en yakın hissettiği insanın Ana Kraliçe olduğu söylenirdi.
Kim bilir, belki de son zamanlarına merdiven dayayan monarşi de, aynen Ana Kraliçe'nin kızının yokluğuna dayanamadığı gibi, onun yokluğuna dayanamayıp çöker. Ne de olsa Kraliyet, evinin direğini yitirdi.