MSN'e veda vakti!

MSN'e veda vakti!
MSN'e veda vakti!
Bir aralar en sık kullandığımız sanal iletişim platformu 'MSN Messenger' tarihe karışıyor. MSN ile birlikte hayatımızdan silinecek yedi klişeyi de hatırlayalım istedik.
Haber: Alpbuğra Bahadır Gültekin - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

Önce ICQ vardı. Rengârenk yapraklı çiçeğimizin yeşile dönmesini bekledik. Sonra ICQ yerini MSN Messenger’a bıraktı. Bu sefer de dönüşü Seymenleri andıran iki adamın karşılıklı dansını izleyerek online olmayı umduk… Şimdi artık hayatımızda ‘Facebook Chat’, ‘WhatsApp’, ‘iMessage’ var; MSN ise tarihe karışıyor. Microsoft, “zaten çoktan ölmüştü de gömeni yoktu” dediğimiz MSN’e, bugünden itibaren erişimi kısıtlıyor. Firma, uygulamanın 300 milyon kullanıcısını, 8 Nisan’a kadar Skype’a yönlendirecek... Bir zamanlar hayatımızın olmazsa olmazı sayılan MSN internet çöplüğünde yerini almaya hazırlanırken, hafızalarımızda yer alan 7 MSN klişesini de bir hatırlayalım dedik.
Burası kasıyo MSN var mı?: Yonja, Orkut, Facebook gibi sosyal platformlarda tanışılan kişiyle daha da samimi olma niyetini belli ederdi bu kilit cümle. Devamında uzun sohbetlere, açılan kameralara, telefon numarası takaslarına ve belki de randevulaşmaya açılan ilk kapıydı bu hatta.
Nick’ler ferforje: MSN’in hayatımıza girdiği ilk yıllarda ‘cool’ gözükmenin bir belirtisiydi. Nick’iniz ne kadar alevli, yanarlı dönerliyse o kadar ilgi çekiciydi. Tüm noktalama işaretlerinin ve parantezin içine serpiştirildiği rumuzlar kimi zaman ferforjeye bile benzerdi. Tabii sonra sonra o da ‘lame’ oluverdi…
‘Kişisel iletiler’le göndermeler: MSN’de ‘kişisel ileti’ kısmı, kişiliğin de aynasıydı aynı zamanda. Listemizdekilerin günlük ruh halini buradan öğrenirdik. Hatta atacağımız adımları da buna göre tartardık. Çünkü karşımızdaki önce lafa bakardı laf mı diye, bir de söyleyene bakardı adam mı diye…
‘Ne dinliyorum’ bilsin istiyorum!: MSN’in en garip ama en işlevsel özelliklerinden biriydi. Ne dinlediğimizi kamuoyuna duyurma görevini üstlenen bu ayrıntıyla yeri geldi platonik aşkımıza hislerimizi anlattık. Yeri geldi bizi çekemeyenlere laf soktuk, nispet dolu göndermeler yaptık.
MSN paralı mı olacakmış?: MSN, aynı zamanda en verimli ‘spam’ yoluydu. Zira haftada birkaç kez “Bu mail’i bin kişiye yollamazsan MSN paralı olacak, nick’indeki güller solacak, ocağının alevi sönecek, hayatın felakete dönecek” tadında mail gelirdi. Ne var ki MSN tarihe karıştı, Patricia Teyze de haksız çıktı!
Kıpır kıpır titredik: Eski ‘selam naber’, oldu sonra ‘slm nbr’... Ardından hayatımızda kelimelere de yer kalmadı, muhabbete titreşimle başlar olduk. MSN ile tarihe karışacak bir diğer detay da titreşim seçeneği. Malum, kimisi limitini aşacak kadar bağımlısıydı bu zamazingonun…
Öpücem dedim sana!: Bilgisayarınızın karşısındasınız. Hoop! Islak bir ses efektiyle ekranınızda beliren koca bir dudak! MSN bağımlısı olduğu vakitlerde, ‘emoticons’ dediğimiz bu hareketli gif’lerle karşımızdakini selamlardık. Çok şükür ki, bu sulu şakalar da çıktı gitti hayatımızdan…