'Muhafazakâr sanatta kalite sorunu var'

'Muhafazakâr sanatta kalite sorunu var'
'Muhafazakâr sanatta kalite sorunu var'
Haber: HACER BOYACIOĞLU / Arşivi

Usta Ressam Mehmet Güleryüz, ‘Çizginin Ucunda’ sergisiyle kasım ayı sonuna kadar Tepe Prime’da yer alan “m1886’da” galerisinde Ankara ’ya konuk oluyor. Serginin açılışı için Ankara’ya gelen Güleryüz’e ilk sorumuz “Ankara size ne anlatıyor” oldu. En son 2008 yılında başkente geldiğini belirten Güleryüz, “1963-64’te Arena tiyatrosuyla birlikte geldim. İlk sanatsal gelişimdi ve o zamanlar Ankara izleyicisi bizler için ‘sınav’ niteliğinde olurdu” diyerek sözlerine başladı. Ankara’nın bugün ise çok büyüdüğünü ve yayıldığını anlatan Güleryüz, “ İstanbul , Ankara’dan çok göç aldı. Ama Ankara’ya bu nitelikte bir göç olmadı. Ankara’ya gelenler, bir başka deyişle yeni şehirliler yaşadıkları şehrin kültür sanatına aynı enerjiyle katılmamaya başladılar” diye konuştu.
Güleryüz’e son dönemde sıkça gündeme gelen ‘muhafazakâr sanat’ tartışmalarıyla ilgili görüşlerini de sorduk. Muhafazakârlığın geçmiş değerleri koruma ve zamanın değerlerine eklemlendirme olduğunu belirten Güleryüz, “Ama üstüne çıkma değildir. Üstüne çıkarma gericiliktir” değerlendirmesini yaptı. Bugün muhafazakârlık adına mimaride, dekorasyonda ve diğer alanlarda yapılanlarla geçmişte yapılanlar arasında topografya farkı olduğunu belirten Güleryüz, “Muhafazakâr sanatı ortaya koyanlar, o sanatın ritmini, oluşunu, felsefesini görebilir kalitede değiller. Çok ciddi bir kalite sorunu var. Bugüne kadar olan örneklerden de haberdar değiller. Bunu mesela mimaride çok açık görüyoruz. Çok büyük minarelerle ecdatlarıyla buluşacaklarını düşünüyorlar. Edep muhafazakârlıkta çok önemli. Edep, izan sahibi değiller ki, bu muhafazakârlığı da zederler” dedi ve muhafazakârlıkla ilgili açıklamalarını “Ben muhafazakâr mıyım diye soruyorum kendime. Ben onlardan çok daha muhafazakâr olabilirim” sözleriyle bitirdi.
Güleryüz, muhafazârlık tartışmalarına paralel olarak resmi de günah haline getirmeye çalışan bir anlayış olduğunu belirterek “Bu tezi savunanlar fotoğraf da çektirmesinler, pasaport da çıkartmasınlar. Şimdi de figüre karşılar. Soyut sanat gönüllerine yatıyor, çünkü ‘figür günahtır’ inanışındalar. Bunu yapanlara tutuculuğa karşı Osmanlı zamanlı en büyük karşıtın Saray olduğunu anımsatmak isterim” diye konuştu. Figüre karşı sansürün hep olduğunu söyleyen Güleryüz, “Çünkü resimden her zaman korkulmuştur” dedi.