Muhteşem Yüzyıl Kösem başladı!

Muhteşem Yüzyıl Kösem başladı!
Muhteşem Yüzyıl Kösem başladı!
Yılın en uzun ve en merakla beklenen dizisi Muhteşem Yüzyıl Kösem nihayet start aldı. Sosyal medyada büyük fırtına koparan diziyle ilgili ilk izlenimleri Ekranella yazarlarından aldık  

Hülya Avşar bugüne kadar yüzüne bıçak sürdürmemesinin ödülünü bu diziyle aldı

ÖZGE DOĞAN

Muhteşem Yüzyıl Kösem’i neden izleyelim derseniz; sayılacak çok neden var. Her şeyden önce Muhteşem Yüzyıl’ın yapım kalitesi olarak koyduğu çıtayı Kösem’le daha da yükselteceği belliyken, Türkiye televizyonlarında uluslararası alanda benzerleriyle yarışan bir yerli dizi izlemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, biraz popüler tarih dersi almak fena olmayabilir, izlerken Google’dan kim kimin oğlu, hangisine aşinayız, kimin oğlu içkiyi yasaklamıştı, Zitvatoruk Anlaşması neydi diye Osmanlı soy ağacına göz gezdirmek zevkli bile denebilir.

“Hiç aklımda yokken tahta çıktım” diyen, “tahtın altında ezilen” gencecik bir padişahın yalnızlığını, korkularını, endişesini, insanlığını, değişimini, aşkını, zulmünü görmek, iktidar denen illetin binbir yüzüne tanık olmak da ilginizi çekebilir. Evet, şimdilik, insanın içinin yağlarını eriten Meryem Uzerli gibi bir Hürrem ve aksanlı Türkçe’sini her duyduğunuzda içinizi cız ettiren Okan Yalabık gibi bir Pargalı yok. Padişah olarak herkesin önüne çıkmadan önce kulağına cesaret üfleyen Derviş Mustafa’dan (Mehmet Kurtuluş) umudumuz bu konuda yüksek.

Muhteşem mi, Kösem mi? Reytingler ne söylüyor?

Oyuncular için ise şimdilik iki çift laf etmek yetecek: Ekin Koç omuzlarına bu diziyle büyük bir yük almış ve altından kalkmasını da bilmiş. Bir anda kendini iktidarda bulan, kardeşinin katlini içinde yara gibi taşıyan, akıllı, yetenekli ama deneyimsiz, çok ama çok genç bir padişahı oynayan Ekin Koç’dan elbette Halit Ergenç gibi davudi bir ses değil, her adımında tereddüt hissedilen kırçıllı bir ses duyacaktık. Bu yüzden onu koruyup kollama isteğimizi durduramıyoruz. İkincisi ise; başındaki magazin haresinin parlaklığından kimsenin bu diziye bir türlü layık görmediği “Avşar kızı”. Hülya Avşar bugüne kadar yüzüne sürdürmediği bıçağın ödülünü bu diziyle aldı; tüm yaşanmışlığı, tüm göz altı çizgileri ve hala tüm güzelliğiyle inandırıcı bir Safiye Sultan. Hala içimizde ufacık da olsa “şimdi şımarıkca gülüp sırtına attığı tenis raketiyle arabasının yolunu tutacak” kuşkumuz olsa da ortamın ağırlığı, elbiseler, taçlar, uçuşan perdeler, havalanan etekler buna izin vermiyor. Eh, büyük prodüksiyon dedikleri de bu olsa gerek.

Kösem’in ve Ahmed’in aşkının başlangıcı

ASUMAN TURHAN

İlk tanıtımı Muhteşem Yüzyıl’ın final bölümünde yapılan ve merakla beklenen bu diziden sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla herkesin beklentisi başka başkaydı. ‘Ecdadımız böyle değildi’ciler, ille de Muhteşem Yüzyıl’la kıyaslayıcılar, yabancı dizilerle kıyaslamazsa öleyazanlar, bir de tabii ki hiçbir şeyi beğenmeme timleri. Her şeyin en iyisini tabii ki halkımız bildiği için (!) öyle olmazdı böyle olurdu seslerini bolca duyduk dün akşam. Naçizane benim için kriterler çok başkaydı. Seyrederken “öfff amma da uzattılar” dedirtmiyorsa o iş olmuştur. İş bu yazının Total izleyicisi benim yani sevgili okur.

Hikâyenin Osmanlı’nın 1. Ahmed döneminde, saray entrikalarının daha yoğun olduğu  zamanlarda geçmesi ve odağında da kadın karakterin oturması hasebiyle Muhteşem Yüzyıl’daki Kanuni etkisiyle aynı paralelde gitmez diye düşünüyorum. Ve dahi dizinin dün akşam yayınlanan ilk bölümünde jenerikte gördüğümüz üzere biz ‘başlangıç’ ı seyredeceğiz. Ana yemek daha sonra yani.

Bir gençlik dizisi ile ekran yolculuğuna başlayan Ekin Koç’u bu dev prodüksiyonun baş köşesinde seyretmekten çok keyif aldım. Hikayenin açılışında “Ben Ahmed…” diyerek başladığı monoloğu dahil, cülus esnasında dizlerinin titremesini, korkudan nefesinin kesilmesini eminim televizyon başında seyreden herkese hissettirmiştir. Total izleyici bu ilk başrolünde Ekin’i sevdiyse (ki dizinin alacağı reytingden bunu anlarız zaten) dizinin sırtı zinhar yere gelmez. 1. Ahmed senaryo gereği erkenden ölecek maalesef. İşte oradaki ince çizgide Ekin Koç dizide ne kadar kalacağını kendi performansıyla belirleyecek bana göre. Yine Muhteşem Yüzyıl’dan hatırladığımız gibi öldürülmeye kıyılamayan bir Pargalı İbrahim yahut Şehzade Mustafa vakası daha seyredersek kimse şaşırmasın. Genç Kösem olarak seyrettiğimiz Anastasia Thsilimpou’nun sempatikliği Meryem Uzerli’nin Muhteşem Yüzyıl’ın ilk bölümlerdeki sempatikliği ile kafa kafaya gider bana göre. Başrollerin birbirleriyle uyumu da çok güzel olduğu için dizi seyirci gözünde 1-0 önde başladı.

İlk bölümde olması gerektiği gibi hikayenin tüm spotları Ahmed ve Mahpeyker’in üzerindeydi. Hülya Avşar, Mete Horozoğlu, Tülin Özen, Mehmet Kurtuluş, Kadir Doğulu gibi isimler canlandırdıkları karakterlerle geçit töreni yapar gibi oldular lakin dediğim gibi hikaye Kösem’in ve Ahmed’in aşkının başlangıç hikayesiydi. İlerleyen bölümlerde tabii ki kurgu içinde her birini daha çok seyrederiz.

Kalite olarak Muhteşem Yüzyıl’dan daha iyi bir yapım izledik. Dekorlar, aksesusarlar, görsel efektler kesinlikle daha iyiydi. Anastasia’nın saç renginin ormandaki kaçış – dövüş sahnesinde birdenbire koyulaşması ilk bölüm nazarlığı olsun. Perşembe gününün erkek dizisi hükümranlığını, Tarihi bir kadın karakterin ele geçirişini heyecanla izleyeceğimi söylemekten mutluluk duyuyorum.

New York’ta Kösem dedikodusu

ELÇİN YAHŞİ

Muhteşem Yüzyıl Kösem’in ilk bölümünü izlerken iki-üç yıl önceki bir New York seyahatim düştü aklıma. Sipariş üzerine tırım tırım arayıp bulduğum bir mahalle ‘bakkalı’ Türk olduğumu öğrenince hemen Muhteşem Yüzyıl dedikodusuna girişmişti. O seyahatte farklı yerlerde bir kaç kez daha açıldı Muhteşem Yüzyıl meselesi. Okuldaki tarih dersleri epey geride kaldığından o zamanlar ne düşündüğümü hatırlamıyorum ama New York’ta “Vay be Sultan Süleyman, sahiden Cihan Padişahı’ymışsın,” dediğimi hatırlıyorum.

Çıtayı öyle yükseltti ki Muhteşem Yüzyıl, haliyle merak ediyordum MY Kösem’i ama daha ilk anlardan belli oldu ki teknikse teknik, dekorsa dekor, kostümse kostüm. Daha iyisini yapmışlar resmen.

Esas karakterlerden Ekin Koç, yeteneğini alnında taşıyan oyunculardan. Kendisini izleyip de etkilenmemek imkansız. Ancak her an ölüm korkusuyla tir tir titrerken kendini tahtta buluveren ve dakika bir gol bir ‘teamüllere’ aykırı hareket edip ortalığı karıştıran bir ergeni (mükemmelen) canlandırmakta henüz.

Hülya Avşar. İnşaat şirketi, araba, banka reklamında, tenis oynarken, talk şovda konuk ağırlarken, Ricky Martin’in poposunu ellerken, o hep Hülya Avşar. Safiye Sultan rolünde de Hülya Avşar. Kötü mü? Haşa! Ama o bir marka, o bir Hülya Avşar.

Yani kısaca, beğenerek izlediğim bu ilk bölümde benim için tek eksik, peşinden gideceğim kahramanımı bulamamak oldu. Ama elbette umudumu kesmedim, sabırla bekliyorum. Bundan sonraki ilk New York seferinde de Kösem Sultan’ın dedikodusunu yapmaya hazırlanıyorum. 

 

 

Muhteşem Yüzyıl bir anlamda Külkedisi masalı

DEFNE AKMAN

Güzel, zengin, güçlü ve bol vukuatlı insanların hikâyeleri daha ilginçtir. Muhteşem Yüzyıl Kösem, güçlü oyuncu kadrosu, kostümleri, mücevherleri, dekoru, müziği, efektleri ve tüm parçalarıyla yine iddialı ve görkemli.

 

Muhteşem Yüzyıl Kösem’i diğer tarihi dizilerden ayıran belki de en önemli özelliği Hürrem Sultan’dan başlayarak, Nurbanu, Safiye ve kadın saltanatının zirveye ulaştığı Kösem ile ilerleyen Kadınlar Saltanatını anlatmayı seçmesi.

Çocukluğumuzdan itibaren prensler, prensesler, krallar ve kraliçelerle dolu masallar dinleyerek, filmler izleyerek büyürüz. Tüm çocuklar kendilerini özel, kıymetli ve çok önemli hissetmek ister. Bu yüzden hayallerimizin en derininde ve bilinçaltımızda kral/kraliçe arketipi yer alır. Böylesine bir şaşaa gördüğümüzde gözümüzü alamamak da şaşırtıcı olmamalı.

Bir anlamda izlediğimiz Külkedisi masalı sayılabilir. Bir tüccarın kızı olan Kefolonyalı Anastasia’nın Osmanlı sarayına gelmesi, yaşadığı değişim, dünya hükümdarının karısı ve sultan olmasını izleyeceğiz çünkü.

Bazen insan, elektrik faturasını yatırırken, çocuk bezi alırken, metrobüste giderken milli piyangoyu kazandığını, ünlü olduğunu, padişah soyundan geldiğini hayal eder. Bu arzuların bedellerinin ne olduğunu hesaba katmadan, para ve gücün tüm sorunların üstesinden gelmeye yeterli olduğunu düşünür. İşte Muhteşem Yüzyıl tam da bu arzuları karşılamak için var.

Beşikten mezara kadar bir hanedanın hikâyesini izlerken, onların düğünlerine, cenazelerine, hastalıklarına, doğumlarına katılıyoruz. O ailenin bir parçası oluyoruz. Bize ne kadar benzediklerini görüyoruz ve bu yüzden haklarında hep daha fazlasını bilmek istiyoruz.

Krallıklar, hükümetler topluma düzen, barış ve bolluk getirmek için vardır. İdeal olarak yurttaşların refahı için çalışırlar. Belki de Muhteşem Yüzyıl’a bu denli hayran hayran izlememizin bir başka nedeni de böyle özlemlerden kaynaklanıyordur, kim bilir?

Kaynak: EKRANELLA


Kösem Sultan 'Anastasia Thsilimpou'nun hikayesi

Kösem Sultan'daki aslanın sırrı ne?

Genç Kösem Sultan Anastasia Thsilimpou kimdir?

Hülya Avşar'ın Kösem Sultan yasakları

Kösem Sultan'ın bir bölümü için 600 kostüm hazırlandı

Kösem Sultan kimdir?

Sultan Ahmet kimdir?