Mumla aranan güzel günler

Mumla aranan güzel günler
Mumla aranan güzel günler
Kimilerine göre kariyeri uzun süre önce biten Robbie Williams, tatlı tatlı çabalasa da artık 'çok geç kaldığını' yeni albümü 'Take The Crown'la ilan ediyor.
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

1990’dan beri bu işi yapıyor. Kuşkusuz, müzik endüstrisinin gördüğü en büyük yıldızlardan. Çevresindeki yalakalardan gözünün önünü göremeyecek kadar körleşmesi için yaklaşık 15 yıl geçmesi gerekti. 2005’te yayımlanan ve Hollywood Hills’deki evinin yatak odasında kaydettiği ‘Intensive Care’ albümü, dönemi için olağanüstü sayılabilecek bir satış rakamı yakalasa da, onun için bir dönemin kapanışıydı. Bir yıl sonra gelen konsept albüm ‘Rudebox’ ise kimilerine göre Robbie’nin kariyerinin sonu oldu. William Orbit, Pet Shop Boys ve Mark Ronson gibi isimlerle kaydettiği bu şarkılarla kimselere yaranamayınca çareyi Xanax bağımlığında buldu. Tedaviyi kabullendi. Kurtuldu. 2009’da yayımladığı son stüdyo albümü ‘Reality Killed the Video Star’ direksiyondaki Trevor Horn’un ağırlığını koymasıyla ona saygınlığını yeniden kazandırdı. Ama aradığını tam olarak bulamadı. Arkasına bile bakmadan kaçtığı Take That ile flört etmeye başladı. İkinci baharını yaşayan grup sayesinde yeniden popüler oldu. Artık tacını yeniden ele geçirmesi gerekiyordu. İşte sonuç: ‘Take The Crown’. Kısaca Robbie Bey yeniden solo olarak boy gösteriyor.
Trevor Horn’un boşalttığı koltuğa hızla yerleşen prodüktör Jacknife Lee’yi daha önce R.E.M., Bloc Party, Editors ile yaptığı işlerden hatırlamayı deneyebilirsiniz. Bu küçük ipuçları albümün üzerinde yol almaya çalıştığı zemin hakkında da size fikir verecektir kuşkusuz. İkinci Take That sürecinde bir kez daha kankaya bağladığı İngiliz televizyonlarındaki yetenek yarışmalarının sivri dilli, patlangaç jüri üyesi Gary Barlow’dan aldığı iki şarkıdan biri zaten albümün çıkış şarkısı olmuştu. ‘Skins’ dizisiyle büyük patlama yaşayan yeni ‘it girl’ Kaya Scodelario’nun boy gösterdiği akıllıca klibiyle makul bir patlama yaşayan ‘Candy’, Eylül ayının ilginç sürprizlerinden biriydi. Yeni bir albümün lokomotifi olabilmek için yeterli güce sahip olmadığını düşündüğüm bu zayıf Brit-pop şarkısına pek bayıldığımı söyleyemiyorum. Tamam, çok eğlenceli ama yine de ne olduğunu bulamadığım bir şeyler eksik bu şarkıda. Barlow imzalı diğer prodüksiyon ‘Different’ ise buram buram Robbie’nin eski tatlı günlerinden estirmeye çalışıyor. Tatlı bir çaba ancak çok geç.
Radyo kanallarının kısa zamanda yakın arkadaş olabileceği diğer yandan aynı hızla hafızalardan silinmeye mahkum şarkılarla bezenmiş olan ‘Take The Crown’un Robbie’ye çaresizce aradığı tacını yeniden geri vermesi ihtimali ne yazık ki çok güçlü değil. 11 şarkı arasında benim kulağım hızla ‘All That I Want’ adlı hareketli pop/dans şarkısını yakaladı. Üzülerek diğer şarkıların kulaklarımdan kayıp gittiklerini söylemek zorundayım. Türk asıllı eşi Ayda Field sayesinde hızla milli damat ilan ettiğimiz Robbie Williams eski güzel günlerini daha uzun süre mumla arayacak gibi. ‘Take the Crown’, ne yerden yere vurulabilecek ne de göklere çıkarılabilecek bir albüm. Farklı tas, aynı hamam. Bir kez daha bu suyla yıkanmak isteyen varsa buyursun. Robbie’den daha yaratıcı işler bekleyenler ise tek ayak üzerinde yüzünü duvara dönsün.