Mutluluk Kapadokya'da mı?

Mutluluk Kapadokya'da mı?
Mutluluk Kapadokya'da mı?
Tarlaların arasında şenlikli bir sete konuğuz. Senaryosunu Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı Tolga Çevik, Ezgi Mola ve Erkan Can'lı 'Patron Mutlu Son İstiyor'un çekimleri Kapadokya'da sürüyor. Oyuncularla set molası sohbetindeydik...
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

TOLGA ÇEVİK

Film için oyuncular arasında romantik komedi diyenler var…
Ne romantik komedisi canım bildiğiniz komedi. Ben romantizme inanmam bir kere!
Her zaman komedi olur mu romantizm de olmalı…
Ben komedi yapmayı çok seviyorum. Örneğin bir alışveriş merkezine gittiniz. Bir komedi bir de ağlak bir romantik film var hangisini tercih ederdiniz? Gerçi yanlış soru siz kadınsınız.
Evet ben ağlak olanı seçerdim…
Ama yüzde 90 komedi sever. Arkadaş grubunda slov bir şarkı koy hemen herkes değiştirmek ister. Çünkü insanlar zayıf yönlerinin açığa çıkmasını istemezler.
Bu filmin yaptığınız diğer komediler arasında nasıl bir yeri var?
Filmin çok güzel bir senaryosu var. Şimdi ilk yazıldığı halinden biraz değişti. Benim oynayacağım belli olunca Yılmaz Erdoğan’la oturup ortak kararımızla senaryoyu değiştirdik. Ocak ayında çok kaliteli bir komedi geliyor.
1 Ocak’ta vizyona girmesi ortak bir kararla mı oldu?
Film hem 2014’ün hem de sinemanın 100. yılının ilk filmi.
Komedyenlerin yazıp yönetip oynadığı filmleri görüyoruz. Sizin öyle bir niyetiniz yok mu?
Ben o taşın altına elimi sokamam. Ben işimi yapmak istiyorum. Herkes okuduğunu bildiğini yapsa her şey çok güzel olurdu. Bu aynı zamanda güvenle de ilgili. Evlilik gibi… Çok güvendiğiniz birini bulunca kendinizi emanet istersiniz ve evlenirsiniz. Oyuncu da evlenebileceği, kendini teslim edebileceği birini bulunca gönül rahatlığıyla oynar. Bulamayanlar kendi filmlerini çekmek istiyorlar. Ben şu anda Kıvanç’a sonuna kadar güveniyorum. Beni en iyi şekilde kullanacağını biliyorum.
Araba merakınız olduğunu biliyorum…
Eskiden daha çok ilgilenirdim. Şimdi daha çok uzun yol yapmayı seviyorum. Araba sahibi olmak ve kullanmak yaşım yetmediği dönemlerde çok büyük bir hayalimdi. Geçmişteki bu hayalimden kaynaklı böyle bir merakım var.

Mutlu son mümkün mü?

Senaryosunu Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı Kıvanç Baruönü’nün yönettiği ‘Patron Mutlu Son İstiyor’ bir senaristin hikâyesi. Mutlu sonla biten bir senaryo yazması istenen Sinan, aradığı hikâyeyi bulabilmek için Kapadokya’ya gider. Senarist Sinan’ı Tolga Çevik canlandırıyor. Ona Kapadokya’da otel işleten Eylül rolünde Ezgi Mola, diğer rollerde ise Erkan Can, Ersin Korkut, Murat Başoğlu, Ayşenur Yazıcı eşlik ediyor.

EZGİ MOLA

Eski Yeşilçam starları gibi oldum
Filme nasıl dahil oldunuz
?

Ben BKM Atölye açıldığında ilk oyuncularındandım. Sonrasında onlar devam etti ben de televizyonda başka işler yaptım. Ama bağımızı hiç koparmadık. Zaten ilk oynadığım film ‘Organize İşler’dir. Gayet tanıdığım ailem gibi olan bir ekip. Bu senaryo da ben onlarla çalışıyorken yazılmış bir senaryo. Senaryo yıllar içerisinde gelişti. Yılmaz Abi’nin böyle rafta olan 50 tane senaryosu var. Bu da o raftan çıkardığı hikâyelerinden biri. Yılmaz Abi aradı anlattı. Tolgay’la da tanışıyorum yıllar öncesinden. Bir anda kendimi filmin içinde buldum iyi ki de buldum.
Komedi oynamayı daha mı çok seviyorsunuz?
Aslında hem dram hem komedi oynuyorum. Geçen yıl Uğur Yücel’in Soğuk filminde oynadım ardından oynadığım Kötü Yol dizisi, Dedemin İnsanları, Hayatımın Kadınısın bunun gibi pek çok dramda da oynadım. Ancak bu yıl yaptığım son iki işim komedi olunca yine komediyle daha çok anılır olmam normal. Aslında ben komediden çok keyif alıyorum. Öğrenciyken hele sürekli Shakespeare komedileri oynardık.
Bu setlerde klasik bir söylem olan “Çok eğleniyoruz” lafı doğru mudur?
Bu, filmin komedi ve dram olmasına göre değişiyor. Film dram olunca oyuncular da kendi köşelerine çekilip kendi oynayacakları sahneye odaklanmaya çalışıyorlar. Bu ekibin enerjisiyle çok yakından alakalı. Önde eğlenceli bir şey yapıyorken sahne kesildiğinde bir de birisi üzerine bir espri patlatınca sette eğlenceli bir ortam oluşuyor. Bu, işin enerjisiyle paralel ilerleyen bir şey.
Sizi son yıllarda her sezon birkaç sinema filminde görür olduk. Bu konuda kendinizi şanslı hissediyor musunuz?
Öyle oldu valla. Geçen ‘kaç filmim oldu?’ diye düşünürken yakaladım kendimi. Eski Yeşilçam starları gibi oldum unutuyor insan bazen. (Gülüyor) Bununla birlikte 13. filmim oldu. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Son 3-4 yıldır aralıksız film çekiyorum. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Beyazperde de izleyebileceğim işlerde yer almaktan büyük haz alıyorum. Oyunculuğun her türlüsü beni çok heyecanlandırıyor. Sinema ekstra olarak motive ediyor.

ERKAN CAN

At tavrını koyar, bizler koyamıyoruz

Filmde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?
Atçı Arif’i canlandırıyorum. İstanbul ’dan göçmüş, yalnızlığı seçmiş bir karakter. Çok derin yazılmamış bir karakter ancak oynayarak derinleştirmeye çalışıyoruz. Biraz da bu tarz hafif, eğlencelik bir filmde yer alayım dedim. Necati Abi’yle Yılmaz benim arkadaşlarım. Oyuncu her tarzda filmde oynamalı.
Ata binmeyi biliyor muydunuz?
At binmek zor bir iş. Atın seni tanıması lazım. Eskiden çok iyi binerdim ancak yıllar geçmiş eski performansım kalmamış. Örneğin bir sahnede atın koşması gerekiyordu ancak inat etti koşmadı. Hayvan bir şeyden rahatsız olduysa ona asla istediğini yaptıramazsın. Hayvan tavrını koyar.
Oyuncular da atlar gibi tavır koyabilir mi?
Biz onlar kadar rahat tavrımızı koyamıyoruz tabii ki.
Sendikada setlerdeki koşullarla ilgili mücadele veriyorsunuz. Bu setteki koşullardan memnun musunuz?
Bu setten çok memnunum. Şartlarda çok olumlu değişim var. Artık dizilerde de görüyorum, koşullar çok daha iyi. Bu işler elbette ki dünden bugüne değişmez, bunlar süreç işi. Çalışmalarımızın işe yaradığını görmek çok güzel.
Size göre nasıl bir sürecin içinden geçiyoruz?
Bence artık topa basıp durumu okumamız gerekiyor. Sağduyulu yaklaşmamız gerek. Düşünerek hareket etmemiz ve dolduruşlara gelmememiz gerekiyor. Biz 80 öncesinde de sinemalar kurarak, sergiler açarak çalışmalar yapardık.
O dönemlerle şimdiyi karşılaştırdığınızda ne görüyorsunuz?Şimdi her şeye daha sert yaklaşıldığını görüyorum. Daha ileride daha neler olacak kim bilir…