Müziğin sonu yoktur

Müziğin sonu yoktur
Müziğin sonu yoktur

Klasik müzikle hiçbir ilgisi olmayan bir işçi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen İngiliz piyanist Paul Lewis, Berlin Oda Orkestrası eşliğinde bu akşam 20.00’de İş Sanat’ta sahne alacak. İlk kez İstanbul ’a gelecek olan Lewis konser öncesinde sorularımızı yanıtladı.

Müzik eleştirmenlerince ‘günümüzün en iyi Beethoven yorumcusu’ olarak nitelendiriliyorsunuz… 
Aslına bakarsanız çaldığım her eser büyük bir çalışma sürecinin küçük birer parçaları gibi benim için. Dolayısı ile müziğim ve stilim de bu doğrultuda değişiyor ister istemez. Müzikte Nirvana’ya ulaşmak mümkün değil. Müziğin sonu yoktur, her zaman kimsenin daha önce bulamadığı, göremediği bir şeyleri keşfedebilirsiniz müzik yaparken.

Siz henüz daha çocukken evinizde müzikle alakalı hiçbir şeyin olmadığını biliyoruz. Müziğe çello ile başlayıp 14 yaşında piyano çalmaya karar verdiniz. Biraz bu değişimden bahseder misiniz? 
İşçi sınıfı bir aileden geliyorum ve o zamanlarda plak almak ve dinlemek kolay değildi. Ben de o zaman yaşadığımız yerde, Liverpool’da müzik kaydı yapılan bir halk kütüphanesine gidip plakları orada dinliyordum. Yeni keşfettiğim bir şey olduğundan sanırım beni sarıp sarmaladı. O plakları dinleyerek büyüdüm ve bir enstrüman çalmam gerektiğini düşündüm. O zaman okulumuzun tek enstrümanı olan çello ile müziğe başladım ama piyanodan çıkan ses beni öylesine etkiledi ki 14 yaşında piyano öğrenmeye karar verdim ve şimdi de buradayım işte.

Kayıtlarınıza baktığımızda Beethoven ve Schubert’in eserlerini yorumlamayı sevdiğiniz anlaşılıyor. Bu iki bestecinin sizin repertuvarınızdaki yerinden bahseder misiniz? 
Bu iki önemli besteci repertuvarımın yapıtaşını oluşturuyor. Eserlerini çaldığım her seferde yepyeni şeyler keşfediyorum. Tüm yaşamım boyunca sürekli ziyaret edeceğim iki muhteşem insan olarak görüyorum onları. Olağanüstü bir zekâ ve matematik ile bize kazandırdıkları muhteşem eserleri her seferinde farklı duygularla yorumlamaya devam edeceğim.

İstanbul’a ilk defa geliyorsunuz, daha önce şehir hakkında neler duydunuz? 
Daha önce İstanbul’a gelen birçok arkadaşım oldu. Hepsinden de şehrin farklı bir büyüsü olduğu şeklinde yorumlar aldım. Otantik, mistik ve bir o kadar da metropol. İstanbul’un seçkin bir klasik müzik dinleyicisine sahip olduğunu da duymuştum. İlk kez İstanbul’da sahne almanın heyecanını yaşıyorum. Umarım arkadaşlarımın bahsettiği yerleri görebilmek fırsatım da olur.