Müzikler de eskisi kadar 'Manyak'

Müzikler de eskisi kadar 'Manyak'
Müzikler de eskisi kadar 'Manyak'
Haber: SERDAR GÖKÇEOĞLU / Arşivi

Çağdaş müziğin kaotik ve deneysel yapısıyla dinleyicilere korku sineması müziklerini çağrıştırması şaşırtıcı değildir. Şüphesiz bestecilerin ve çağdaş müziklere ilgi duyanların bu benzetmeyi ciddiye alması beklenemez ama korku sineması müziklerine farklı bir gözle bakmaya davet eden bir çağrı vardır bu benzetmede. Müzik araştırmacısı Sadi Konuralp’in kitaplaşan yazıları korku müziklerinin jazz ve elektronik müzikle olan akademik ilişkisini çok güzel özetler. Korku sineması sesle denemeler yapan avangard bestecileri daima sevmiştir.
1980 tarihli ‘über’ kült ‘Maniac’ filminin müzikleri bağımsız bir şekilde dinlendiğinde bile ilginç bir deneyimdir. ‘Maniac’ın sinemalardaki remake’i şaşırtıcı bir şekilde orijinalinden farkını ortaya koymayı başarırken; son dönemin analog synth çılgınlığından izler taşıyan, John Carpenter ve Wendy Carlos bestelerini hatırlatan müzikleri de gayet iyi düşünülmüş. Müziklere imza atan Rob’un ‘Drive’ filminin (cool ve fetiş estetiği tamamlayan) müziklerinden de ilham aldığına şüphe yok. Yeni model ‘Maniac’, beyazperdedeki seksenler modasına uyarken klişelere sığınmıyor, geçmişe dönük saygısını onu yenileyerek dışa vuruyor. Rob’un müzikleri de dönemin fetiş enstrümanlarıyla yepyeni zifiri melodiler getiriyor kulağımıza.
Gotik tatlar içeren romantik synth kompozisyonları giderek geçmişin estetik zevklerine dönük fetişistik bir özlemin sesi olmaya başladı. Çağın ‘yeni’ müzikleri icat edilene kadar geçmişin sesleriyle idare edeceğiz anlaşılan, iyi yapıldığı sürece itiraz yok!


    ETİKETLER:

    seksenler

    ,

    Müzik

    ,

    şüphe