'Nasıl demeli sıra herkese geldi'

'Nasıl demeli sıra herkese geldi'
'Nasıl demeli sıra herkese geldi'
'Metropolis' belgeseli, resmi şiddet ve uygulayıcıları ile mağdurlara odaklanıyor. Ayrıca polisler de şiddeti kendi cephelerinden değerlendiriyor.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

“Polis teşkilatı, yapısı itibariyle biraz muhafazakâr. Mesela eşcinselliği yıllarca suç unsuru olarak gördük. Ve polis olarak uzunca bir süre, hâlâ olduğu gibi, eşcinsellikle kaba kuvvet yöntemiyle mücadele ettik. Oysa herkes biliyor ki eşcinsellik suç değildir ve polisle ilgisi olmayan bir olaydır.” Bu sözler, film tasarımı öğrencisi Eylem Şen’in çektiği ‘Metropolis’ belgeselinde konuşan Emniyet-Sen kurucusu ve avukatı Emrullah Aksakal’a ait... Bu akşam Cezayir Toplantı Salonu’nda gösterilecek olan belgesel, resmi şiddet, bu şiddetin uygulayıcıları, mağdurlar ve suçluların cezasız kalması üzerine. Büşra Ersanlı, Ali Bayramoğlu, Erkan Koca, İsmail Saymaz ve daha birçok araştırmacı-yazarın yer aldığı belgeselde güvenlik politikaları; yargı, siyaset ve polis bürokrasisi üzerinden masaya yatırılıyor. Ailelerin “Sırf Mardinliyiz diye öldürdüler çocuğu”, “Batmanlıyız dedikten sonra bizi darp etmeye başladılar” ifadelerini Aksakal’ın “Irka dayalı bir ayrım yaptığını söylemek haksızlık olur. O kadar çok polis biliyorum ki, insan kaçakçılığı teknelerinde Afrika kökenli vatandaşların kadın bağına kadar kendi ceplerinden aldılar” sözleri takip ediyor. Kısacası ‘Metropolis’, sadece polis şiddetinden mağdur olanların değil, aynı zamanda polislerin cephesinden de tablonun nasıl göründüğünün altını çiziyor.

Belgesele Metropolis adı verilmesi ise kelimenin, etimolojik anlamı itibariyle polis ve kent kelimelerinin buluştuğu bir kökene sahip olmasından. “Çünkü kentler kuruluşu ve yaygınlaşması itibariyle iktidar ve güvenlik ilişkisi ve çatışmasıyla ilgili” diyor Eylem Şen, “Kapitalizm kente dayalı üretim ilişkileriyle birlikte bu çatışmayı en yüksek noktaya çıkardı. Bugün temel olarak kent merkezli güvenlik politikaları -küçük ya da büyük kent farkı gözetmeksizin- ülke çapında yargı, siyaset ve polis bürokrasisi üzerinden şekilleniyor.”

Polis emir kulu mu?

Belgeselin dikkat çeken noktalarından biri, zamanında polis teşkilatında bulunmuş kimi konuşmacıların polisin merkezden gelen direktifler doğrultusunda şiddet eylemlerinde bulunduğunu ifade etmesi. Peki, polisler gerçekten de şiddet söz konusu olduğunda emir kulu mu? Eylem Şen şöyle yanıtlıyor: “Polisin emir aldığı konusu şüphesiz doğru ama aynı zamanda her polisin de aynı biçimde şiddetin bir parçası olmadığı da doğru. İstisnai olarak şiddeti açığa çıkaran ya da engellemeye çalışanlar dahi var.”

Bugün, aktivist tarafı olsun ya da olmasın, gündelik hayatta tesadüfen devletle karşı karşıya kalan insanların bile polis kurşunuyla hayatını kaybettiğinin ve resmi kurumların bu durumu engellemek için bir şey yapmadığının altını çizen Şen’e bırakalım son sözü: “Bu olaylar birbirinden bağımsız değil. Başkaldıranları susturmak için çekilen tetik başını kaldırmasına fırsat vermeden mazlumun tenine değiyor. Bu insanların yanında olalım. Fevziye Cengiz davasında yargılanan kamu görevlilerinin bir kısmı beraat etti. Oysa onun güvendiği tek şey kamuoyuydu. Nasıl demeli? Sıra herkese geldi. Çok geç olmadan hep birlikte birbirimize sahip çıkıp resmi şiddeti engelleyecek değişimlerin gerçekleşmesini sağlamalıyız.”

‘Metropolis’, bu akşam 19.30’da Cezayir Toplantı Salonu’nda.