Natalie Portman

13 yaşındayken Leon'da tanıştığımız Natalie Portman'ı da, sinema endüstrisinin içinde kaybolmadan dolanarak gözümüzün önünde...

13 yaşındayken Leon'da tanıştığımız Natalie Portman'ı da, sinema endüstrisinin içinde kaybolmadan dolanarak gözümüzün önünde büyüyüp serpilen yıldızlar arasına katabiliriz artık. Durumunun, şöhreti yüzünden rahatça arkadaş edinememek ve benzeri yan etkilerini de yaşıyor. Şikayetçi. 21 yaşında. Aynı zamanda eski kraliçe, yeni senatör Amidala kendisi ve kainatın en kötü yürekli adamları arasına karışacak Anakin'le flört halinde.
Kraliçe Amidala Bölüm I'den bu yana değişti mi?
Şey, artık bir kraliçe değil. Şimdi bir senatör. Hükümeti tamamen bırakmayı istedi ama yeni kraliçe ondan kalmasını istedi.
Amidala, artık ağır törensel giysiler giymek zorunda olmadığı için memnun mu?
(Gülerek) Tabii asıl sormak istediğin, "Memnun musun?"
Beni yakaladın. Memnun muydun?
Elbette bir rahatlama oldu. Acı içindeyken konsantre olmak çok zor. Geçen filmde öyle ağır bir baş aksesuvarı vardı ki, tepesinden uzanan iple bir makaraya dolanıyordu ve böylece biri arkadan ipi çekerek yükümü hafifletiyordu.
Amidala'nın bu filmde çok daha fazla aksiyonlu sahnesi var, dövüşler falan. Eğlenceli miydi?
Öyleydi. Ama dublörlerin çoğunun hayali yaratıklarla dövüşmesi ya da onlardan kaçması gerekiyordu ve bu bir şekilde... tuhaf ve eğlenceliydi.
Hayali yaratıklarla dövüşmek senin için kolay mı?
Bundan önce değil. Sahnelerinin yüzde 90'ı mavi ekranın karşısındaki bir şeritleyken, beklenmeyecek şekilde iyi oluyorsun.
Hayal gücün fantezi türüne yatkın mı; mesela Yüzüklerin Efendisi ya da Harry Potter'la ilgili misin?
Pek değil (nasıl yani? bu beyanatına kendisi de gülmüş). Amelie tarzı fanteziden, korkunç canavar tarzı olandan daha çok hoşlanıyorum.
Anladığım kadarıyla Jedi oyuncularının, ışın kılıçlarını her filmden önce seçme şansı oluyor. Peki senin?
Benim silahlarımda hayır. Ben her zaman, fön makinesi kılıklı bir şey alıyorum. Silahlarıma bakın; sanki saçımı yapmaktan geliyormuşum gibi gözüküyor.
(Yapımcı) Rick McCallum, Bölüm II'nin senin için Bölüm I'den çok daha iyi bir deneyim olduğunu söylüyor.
Bölüm I benim için çok zordu. 16 yaşında, etrafta kendi yaşlarımda kimse olmadan, kimseyi tanımadan Londra'da bulunmak... İşte bu gerçekten zordu. Hava berbattı ve stüdyo eski bir fabrika gibiydi. Çok bunaltıcı bir yazdı.
Bölüm I'e dönüp bakınca, o zor dönemin performansını nasıl etkilediğini görüyor musun?
Kesinlikle. Ve bu konuda kötü hissediyorum. 16 yaşındayken, bencillik edip "Benim için iyi bir gün değil ve ben bununla baş edemiyorum," demek kolay. Şimdi bunun benim işim olduğunu bilecek yaşa geldim. Kendi meselelerimi bir kenara bırakmam gerekiyor.
En son konuştuğumuzda, koleje yeni başlamıştın ve oyunculuğun, amaçlarına ne kadar uyum sağladığını yeniden gözden geçiriyordun. Herhangi bir sonuca ulaştın mı?
Kesinlikle. Oyunculuğa devam etmek istiyorum ama sadece inandığım işlerde. Artık yüzde yüz kendimi koymadığım işler yapamam. Ben hep içgüdülerimle çalışırdım. Hala da işin büyük kısmının içgüdülerden geldiğine inanıyorum. Ama aynı zamanda, araştırma da insana çok şey katıyor. Ayrıca, kolejdeki İngilizce derslerini aldıktan sonra, senaryolarda daha farklı şeyleri arar oldum. Bunları bulamamak da can sıkıcı. En iyi performansımı, üzerinde çalışmaya değer olduğunu hissettiğim zaman çıkardığımı düşünüyorum.
Son olarak - bir psikoloji öğrencisi olduğuna göre - biraz kelime çağrışımı yaparız diye düşündüm. Hazır mısın?
İlginç olabilir; tamam.
George Lucas.
Şeker.
Hayden Christensen.
Karanlık.
Yoda.
Küçük.
Jar Jar.
Büyük.
Amidala.
Ağır.
Ağır?
Sanırım kafasına giydikleri yüzünden.
Son olarak, Natalie Portman.
Oh, Tanrım, ben. Her neyse.