NBA'de yeni sezon

Siz bu yazıyı okurken, biz NBA hastaları, kış aşkımızla iki haftadır yeniden buluşmuş olacağız.
Haber: ALİ UMUT YORULMAZ / Arşivi

Siz bu yazıyı okurken, biz NBA hastaları, kış aşkımızla iki haftadır yeniden buluşmuş olacağız. 2002- 2003 sezonu boyunca hayatımızı renklendirecek olan basketbolun en büyük yıldızları işbaşı yapmış olacaklar. 82 maçlık, belki de spor tarihinin en zor, en kırıcı ve de sürprizlere açık mücadelesi sadece basketbolseverleri değil, şovu ve rekabeti seven herkesi kendine bağlayacak... Shaquille O'Neal, Kobe Bryant, Tim Duncan, Tracy McGrady, Kevin Garnett, Dirk Nowitzki, Paul Pierce, Michael Jordan ve daha bir çok süperstarla birlikte Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur da kendi takımlarının, dünyanın bu en saygın ve en güçlü basketbol liginde başarılı kılmaya çalışacaklar. Kış ve ilkbahar boyunca süperstarlar, görev adamları, NBA'in yenileri çaylaklar, bu işe yıllarını vermiş eski topraklar, hepsi de tek bir amaç için canlarını dişlerine takacak, birbirleriyle savaşacak, kavga edecek, sakatlanacak, harikalar yaratacak, kaybedecek, gülecek, üzülecek ve alkışlanacaklar. O amaç, yüzüğü parmaklarına takabilmek. Şampiyonluk yüzüğünü.
NASIL ŞAMPİYON OLUNUR?
Evet, şampiyon olmanın yolu nerelerden geçer? Neler yapmak lazımdır? Şampiyonluğa giden yolu, NBA heyecanını yeni keşfedenler için kısaca açıklamaya çalışalım.
NBA'in 29 takımı Doğu ve Batı olarak coğrafi açıdan ikiye ayrılmış durumda. 15 takım Doğu Konferansı'nda, 14 takım da Batı Konferansı'nda mücadele ediyor. Bu iki konferans da kendi içinde ikiye ayrılıyor. Doğu'da Atlantik ve Merkez, Batı'da ise Ortabatı ve Pasifik grupları yer alıyor. Her takım, Doğu Konferansı'nın sekiz üyeli Merkez Grubu'nda yer alan fazladan bir takımın yarattığı küçük istisnaları saymazsak, 82 maçlık normal sezonda, kendi konferansındaki takımlarla dörder, diğer konferansın takımlarıyla ise ikişer maç yapıyor. Bu maçlar sonunda iki konferansta ilk sekiz sırayı alan takımlar playoffa kalmış oluyor. Ve bu sekizer takım, NBA Finali'ne çıkacak olan takımı belirlemek için yine konferans dahilinde mücadele ediyorlar ve Doğu ile Batı Konferansları'nın şampiyonları, "en büyük" olabilmek için yedi maç üzerinden NBA Finali'ni oynuyor, dörde varan da kupayı ve yüzükleri kapıyor.
ŞAMPİYONLUK BATIDAN
NBA Finali'nin yolu Doğu ve Batı konferanslarını şampiyon bitirmekten geçiyor ama son yıllarda NBA Şampiyonluğu'nun yolu sadece ve sadece Batı'dan geliyor diyebiliriz. 1997-98 sezonunda Michael Jordan'lı Chicago Bulls'un şampiyonluğundan beri NBA Şampiyonu hep Batı'dan çıkıyor ve bu sezon da çok büyük ihtimalle öyle olacak. Zira Doğu'nun geçen sezonki en güçlü takımı New Jersey Nets dahi, normal sezondaki galibiyet yüzdesi bakımından, Batı'daki Sacramento Kings, Los Angeles Lakers, San Antonio Spurs ve Dallas Mavericks'in ardından geliyordu... Hem de, nispeten daha güçsüz rakiplerle, Batı takımlarından daha fazla maç yapmasına rağmen... Öyle ki, yukarıda saydığımız dört Batı yarı finalistinden hangisi NBA Finali'ne çıksa, şampiyon olacaktı. Bunu becerebilen Lakers da zaten Nets'e tek maç bile vermeden seriyi süpürdü, şampiyonluğa 4-0 ile ulaştı.
2002-2003 sezonunda, gerek kaliteli Avrupalı oyunculara olan büyük rağbet, gerekse geçmiş yıllara göre daha fazla NBA'e kendini hazırlamış oyuncunun katıldığı son yılların en derin Draft'i (NBA takımlarının oyuncu seçme organizasyonu) nedeniyle, hem ligdeki kadrolar büyük değişime uğradı, hem de kalite oldukça arttı. Özellikle bu yaz Indianapolis'deki Dünya Basketbol Şampiyonası'nda ve sezon içerisinde Euroleague'de ya da oynadıkları ülke liglerinde kendini gösteren Arjantinli Emmanuel Ginobili, Hırvat Gordan Giricek, Brezilyalı Nene Hilario, Yugoslav Marko Jaric, Sloven Bostjan Nachbar, Yugoslav Igor Rakocevic, Yunan Efthimios Rentzias, Arjantinli Pepe Sanchez, Polonyalı Cezary Trybanski, Gürcü Nikoloz Tsikitishvili, Çek Jiri Welsch, İrlandalı Pat Burke ve dev Çinli pivot Yao Ming gibi oyuncular bir bir NBA'in yolunu tuttular. Bütün bu parlak isimlerin yanında bir de Draft'te tamamına yakını Kolej Ligi'nde (NCAA) oynadıktan sonra seçilen Jay Williams, Mike Dunleavy Jr, Drew Gooden, Dajuan Wagner, Chris Wilcox, Dan Gadzuric, Marcus Haislip, Caron Butler, Amare Stoudemire gibi isimler de, bu sezon ortaya çıkması muhtemel sürprizlere neden olacak kalitede oyuncular...
Doğu'da kim öle, kim kala
Gelelim, 29 Ekim'de başlayan yeni sezonun Doğulu favorilerine...
Geçen sezonun NBA Finalisti New Jersey Nets, bir kez daha final oynayabilmek ve bu sefer daha da iyi mücadele edebilmek için kadrosunu Zaireli Pivot Dikembe Mutombo ve eski "en iyi altıncı adam"lardan Rodney Rogers ile takviye etti. Geçen yıl başarılı bir çaylak sezonu geçiren Richard Jefferson'ında bu sene yükselmesi beklenen performansı ile birlikte New Jersey Nets, Jason Kidd'in önderliğinde bir kez daha NBA Finali'nin en büyük adayı gözüküyor...
NBA'deki ikinci temsilcimiz Mehmet Okur'un yeni takımı ve geçen normal sezonun Merkez Grubu birincisi Detroit Pistons ise tecrübeli yıldızı Jerry Stackhouse'u, genç yıldız adayı Richard "Rip" Hamilton karşılığında, Michael Jordan'ın takımı Washington Wizards'a gönderdi. Mehmet ile beraber takıma Chauncey Billups ve Tayshaun Prince takviyeleri yapıldı. Geçen yılın bol ödüllü takımı Pistons'ın bu sene New Jersey Nets'in sert rakibi olmasını bekliyorum ama çok fazla kuralcı bir koç olan Rick Carlisle'ın takımını NBA Finali'ne taşıyabileceğini de pek aklım kesmiyor...
Orlando Magic, son iki sezondur büyük kozu Grant Hill'den mahrum olarak mücadele ediyor. Hill, sağlam iken takımı için çok büyük bir kozken, sakat olduğunda da yüklü kontratı yüzünden büyük bir handikap. Hill'in yokluğunda takımı sırtlayan Tracy McGrady ise tek başına takımı finale taşımaya yetmiyor maalesef. Aslında Hill'in en azından playofflarda her maçta sahada olabileceğine inansam, "NBA Finali Orlando Magic'in" derdim... Ama inanamıyorum bir türlü.
Yazın Charlotte şehrinden New Orleans'a taşınan Hornets takımında ise tek mühim değişiklik bu oldu. Teknik kadro ve oyuncular yerli yerinde duruyorlar, Washington Wizards'dan alınan gard Courtney Alexander, tek yeni gelen. Tabii bir de, geçen sezonu hastalık nedeniyle sahada değil, tribünde geçiren, takımın skoreri, yıldızı ve lideri Jamal Mashburn iyileşmiş ve eski formuna yaklaşıyor olması var. Kesinlikle NBA'in en mazbut takımı onlar ama en azından playofflar garanti.
Majesteleri Michael Jordan da, kariyerinin son yılında -ki artık herhalde gerçekten sondur takımı Washington Wizards'ı playofflara, hatta belki de NBA Finali'ne taşımayı kafasına koymuş durumda. Jordan'ın yaz aylarında boş durmayıp Larry Hughes, Jerry Stackhouse, Bryon Russell ve Charles Oakley gibi tecrübeli birinci sınıf oyuncular ve Juan Dixon, Jared Jeffries gibi gelecek vaadeden çaylaklarla donattığı takımında, geçen sene pek randıman alınamayan draft birinci tur birinci sıra seçimi Kwame Brown da coşmuş durumda. Şimdilik görünen o ki playoffa kesinlikle kalacaklar, sonrasını da Jordan'ın sağlığı belirleyecek. Ama kariyerinin sonunda majestelerini NBA Finali'nde son üç yılın şampiyonu Lakers'a karşı seyretmek de inanılmaz birşey olurdu herhalde... Daha doğrusu, "olurdu" demeyelim de, "olur" diyelim!
Yukarıda sözünü ettiğimiz beş takımın haricinde, Glenn "Big Dog" Robinson'ı gönderip huzur bulmayı uman Milwaukee Bucks, onun gittiği ve sezona müthiş bir başlangıç yaptığı Atlanta Hawks, genç kadrosu bir yıl daha tecrübelenen ancak bence koçlarından kaybeden Indiana Pacers; Keon Clark'ı Sacramento Kings'e kaybettikten sonra pota altı zayıflayan Toronto Raptors; Kenny AndersonVin Baker takasıyla hem oyun kurucusuz kalıp hem de tembel Baker'ın kontrat yükünü omuzlayarak tamamen iki yıldızı Paul Pierce ve Antoine Walker'ın üzerine yıkılan Boston Celtics; bir de, başarısını sezonun sayı krallığı adaylarından Iverson'ın performansının belirleyeceği Philadelphia 76ers, Doğu'da playoffa kalacak son üç takım arasına girmeye çalışacaklar.
Yeniden yapılanmasını tamamlamak üzere olan Chicago Bulls, lideri Alonzo Morning'i böbrek rahatsızlığı yüzünden kaybeden Miami Heat, yazın aldığı yıldız forvet Antonio McDyess'dan sakatlığı dolayısıyla tüm sezon boyu mahrum kalacak olan New York Knicks ve bu yaz kadrosuyla çok oynayıp daha da zayıflayan Cleveland Cavaliers, Doğu'da playoff şansı vermediğim ekipler.
Batı Konferansı cehennemi
Batı'da, son üç yılın şampiyonu Los Angeles Lakers için fazla lafa gerek yok. İki süperyıldız Shaq ve Kobe, "diğerleri"nden biraz yardım umarak dördüncü kez şampiyon olmaya çalışacaklar. Becerirlerse de kimse şaşırmayacak.
Geçen sene Lakers'a kök söktüren Batı, dolayısıyla NBA şampiyonluğunu kılpayı kaptıran Sacramento Kings ise daha da güçlü ve iddialı. Kings, Chris Webber liderliğinde Mike Bibby, Doug Christie, Predrag Stojakovic, Vlade Divac, Hidayet Türkoğlu ve Bobby Jackson'dan oluşan as kadrosunu koruduğu gibi, bir de yazın harika transfer yaptı: Süper bloklarıyla rakip uzunların korkulu rüyası olan Keon Clark... Çünkü Kings artık NBA'in en güçlü grubundaki yeni (ama ezeli olmaya aday) bir rekabetin başrol ortağı. Takımın sahipleri de dahil olmak üzere herkes "Lakers'ı geçebilmek", bir diğer anlamda NBA Şampiyonu olabilmek için gaza gelmiş durumda. Öyle ki, sezon öncesi iki takım arasında oynanan hazırlık maçında oyuncular hırslarını almayıp birbirlerine girdiler. Sonuç olarak Kings'den Christie 2, Lakers'dan Rick Fox 6 maç ceza aldı. Ama olayların bu kadarla kalabileceğine inanmak zor. İki takım arasında süregiden, Lakerslılara
"Sacramento Kings değil, Sacramento Queens" dedirten söz düellosu da, en son Shaq'in Christie'nin eşi hakkında yaptığı "parmağa masaj" esprisiyle yeni bir boyut kazandı. Shaq sonradan hatasını anlayıp özür diledi ama attığı her basketten sonra selam gönderecek kadar eşine aşık olan Christie'nin gelecek maçta Shaq'i pataklamaya çalışmayacağını kimse iddia edemez!
Patronu Mark Cuban'ın, en büyük hayali olan NBA Şampiyonluğu'nu kazanmak için hiçbir masraftan kaçınmadığı, Big Three'si Michael Finley, Alman Dirk Nowitzki ve Kanadalı Steve Nash'in sürüklemeye devam ettiği Dallas Mavericks takımında ise bu seneki en önemli değişiklik, ribaunt ustası forvet Popeye Jones. Jones'un, Dallas Mavericks'in en zayıf yeri olan savunmasına katkısı olacaktır. Ama mevcut pivotları Raef LaFrentz'in yerine gerçekten "sert" bir uzun bulamadıkları sürece, Dallas'ın Sacramento veya Lakers ile başetmesi zor görünüyor.
NBA'in efendi süperstarı Tim Duncan'ın takımı San Antonio Spurs, iki senedir Avrupa Ligleri'nde oynayan oyunculara yatırım yapıyor. Geçen sene aldıkları ve başarılı bir çaylak sezonu geçiren Fransız Tony Parker'dan sonra, bu yıl da, Indianapolis 2002'nin en heyecan verici oyuncusu, Arjantinli gard "Manu" Ginobili'yi takıma kattılar. Spurs'ün eski lideri Amiral Robinson'ın kariyerinin son senesinde ona bir yüzük daha armağan etmek isteyen oyuncular canlarını dişlerine takacaklar ama maalesef şu an Kings ve Lakers'ı geçebilecek kadar iyi gözükmüyorlar...
3-4 yıldır ileride pek çok takımın örnek alacağı bir yeniden yapılanma süreci yaşayan Los Angeles Clippers, yaz alışverişiyle Andre Miller gibi süper bir oyun kurucuyu da kadrosuna kattıktan sonra nihayet playofflara yakışacaktır. Sezona çok fazla sakatla, özellikle de takımın alaround yıldızı Lamar Odom'dan yoksun girmeleri umarım büyük bir handikap yaratmaz... Zira bir kazaya uğrayıp playofflara kalamazlarsa, cimri başkan Donald Sterling takımı dağıtabilir, şu anki heyecan veren, gelecek vaadeden genç çekirdek kadroya verilen emekler de hebâ oluverir.
Batı'da da bu beş takım haricinde, geçen yıl da playofflara kalmış olan Rasheed Wallace'ın Portland Trail Blazers'ı, Gary Payton'ın Seattle Sonics'i, Stockton - Malone ikilisinin Utah Jazz'i ve Kevin Garnett'in Minnesota Timberwolves'u, sakatları iyileşen ve Yao Ming takviyesi yapan Houston Rockets, playofflara kalma mücadelesi verecekler.
Yeniden yapılanma sürecindeki Denver Nuggets, Golden State Warriors, Memphis Grizzlies ile bu yıl iki çaylağa yatırım yapan Phoenix Suns'a playoff şansı vermiyorum...



Sezon başladı ama sadece sağlam kalabilenler için
Son bir kaç yıldır sezonbaşı sakatlıkları takımların canını yakacak boyutta ciddileşmeye başladı. Artık yoğun tempodan kaynaklanan aşırı zorlamalardan mı, yoksa yanlış antrenman tekniklerinden mi bilemiyorum ama bir an önce bu soruna eğilmek şart. Bu sezon da, daha maçlar başlamadan Antonio McDyess, Don Reid, Felipe Lopez gibi oyuncular hazırlık maçlarında sakatlanıp sezonu kapattılar. Hatta New York Knicks Koçu Don Chaney, bazı meslekdaşları tarafından, "McDyess'ı hazırlık maçlarında gereğinden fazla oynattığı" gerekçesiyle eleştirildi. Utah'ın çaylağı Raul Lopez İspanya Milli Takımı'nın idmanında sakatlandı ve sezonu kapattı. Mike Bibby, Lamond Murray, Curtis Borchardt, Nate Huffman gibi oyuncular da hazırlık maçlarında sakatlanan, sezona geç başlayacak oyunculardan bazıları.
Bir de geçen sezondan gelen sakatlıklar yüzünden yeni sezona başlayamayan oyuncular var. Bunların arasından Marcus Camby ve Terrell Brandon'un durumları ciddi. Camby'nin bu sezon oynaması, Brandon'ın ise kariyeri tehlikede... Aynı durumda olan bir diğer isim ise Atlanta Hawks'ın genç oyuncusu DerMarr Johnson. Antrenman çıkışı arabasıyla ağaca çarpan ve boynunu iki yerden kıran Johnson'ın dönüşü oldukça zor olacak. Miami Heat'in yıldızı, NBA'in en sevilen oyuncularından biri olan Alonzo Mourning ise geçmiş sezonlarda başını ağrıtan böbrek rahatsızlığından dolayı en iyi ihtimalle bu sezon oynamayacak. Lamar Odom ve Shaquille O'Neal da sezona sakat listesinde girdiler ama sezon içinde takımdaki yerlerini alacaklar.
Sprewell'in sakatlIĞI bİle baŞka!
Bu konuyu işlerken ayrı bir paragraf açmak gereken, New York Knicks'in haşarı yıldızlarından Latrell Sprewell'in ise sakatlığı bile bir başka oluyor. Sezonun başlamasına az bir süre kala hazırlık kampına elie sarılı gelen, sakat olduğu ortaya çıkan ve ameliyat olan, durumu zamanında bildirmediği için de 250 bin dolar ve bir maç oynamama cezasıyla beraber,
"hazır olana kadar" takımdan uzaklaştırılan Spree, bu cezaların tümüne itiraz etti. Üstelik, elindeki kırığın, yatındaki bir partide yere kusan misafir kadının sebep olduğu kavgada duvara yumruk atmasıyla oluştuğunu yazan gazeteye de yüklü bir tazminat davası açtı. Aynı oyuncu, yıllar evvel Golden State Warriors takımında oynarken koçuyla birbirine girmiş, mahkemelik olup ligden bir sezon uzaklaştırılmış fakat daha sonra aklanmıştı.


Bizimkiler neler yapıyor?
NBA'deki süperstarımız Hidayet Türkoğlu, iki senelik kariyeri boyunca devamlı olarak kendini geliştirdi. 2000 yılı draft organizasyonunda 16. sırada seçilmiş olan Hidayet, o sene ilk sırada seçilen Kenyon Martin ve o sezon "yılın çaylağı" seçilen Mike Miller ile birlikte, Class of 2000'in en değerli üyelerinden biri şimdi. Kendisinden daha ön sıralarda seçilmiş Stromile Swift, Darius Miles, Marcus Fizer, DerMarr Johnson, Jamal Crawford ve Courtney Alexander gibi NCAA yıldızlarını da gölgede bırakmış, şampiyonluk adı Kings'in vazgeçilmez görev adamlarından biri olmuş durumda. Geçen iki yılda oyunundaki yükselişe paralel olarak fiziksel gelişimini de sürdüren Hidayet, şu an NBA'de basketbolun iki tarafını da (savunmahücum) layığıyla oynayabilen en değerli genç oyunculardan biri. Hatta ilk beş çıkma fırsatı bulabildiğinde zaman içinde "NBA'in en iyi 10 kısa forvetinden biri" olacağına da eminim.
Hidayet yeni sezona fırtına gibi girdi. Takımdaki sakat oyuncuların fazlalığı sayesinde ilk üç maça ilk beşte başlayan Hidayet, ortalama 33.7 dakikada 17.3 sayı ve 4 ribaunt gibi gayet başarılı averajlar yakaladı, böylece ilk beşte her zaman yeri olduğunu dosta düşmana kanıtlamış oldu.
NBA'de bu sene ikinci temsilcimiz olan Mehmet Okur ise hazırlık maçlarındaki gayet iyi performansından sonra sezona biraz şanssız başladı. Ayağında ufak bir sorun olduğu söylenen Mehmet, ilk üç maçta sadece 9 dakika oynama fırsatı bulabildi. Fazla kuralcı bir koç olarak gördüğüm Rick Carlisle eğer Mehmet'e hak ettiği şansı vermezse çok yanlış yapar diye düşünüyorum. Çünkü Mehmet, tam onun istediği gibi, hem savunmada, hem de hücumda etkili çok yönlü bir uzun. İnanıyorum ki, ayağındaki sorun giderildikten sonra yavaş yavaş dakikaları artacak ve bir süre sonra da onu Detroit Pistons ilk beşinde görebileceğiz.


Michael Jordan eskisi gibi
Bir de Majesteleri var elbette. Takımı Washington Wizards ile lige son derece sansasyonel bir giriş yaptı ve geçen senenin Doğu finalisti Boston Celtics'e,114-69'la tarihinin en büyük hezimetini yaşattılar. 40 yaşında artık son sezonunu yaşayan Michael Jordan, bu yıl altıncı adamlık yapacağını söyledi. Ama böyle her maç kenardan gelip 20 dakikada 20 sayı atan altıncı adama can kurban. Ödül kolleksiyoncusu MJ, bu sezon da "en iyi altıncı adam" ödülüne mi göz dikti acaba?


Yıldızlar iş başında
NBA'in süperyıldızları her zaman olduğu gibi işin tuzu biberi. Onlar, kötü oynasalar bile vazgeçilmez oyuncular. Örneğin geçen sezonun MVP'si Tim Duncan bu sezona pek iyi başlamadı ama yine de 20 sayı ve 11 ribaundluk ortalamalar tutturmuş durumda. Lakers'ın yıldızı Kobe Bryant, vasat girdiği sezonda birden dirilip takımını taşımaya başladı. Paul Pierce, lige kendisi gibi berbat başlayan Boston Celtics'in kaderini, üçüncü maçta attığı 46 sayıyla değiştirdi. Dallas'ın yıldızı Dirk Nowitzki, Steve Nash ile beraber geçen sezonki formunda... Kevin Garnett ise hâlâ tek başına Minnesota'yı taşıyor. Jason Kidd, Tracy McGrady, "Big" Ben Wallace, Shawn "Matrix" Marion, Allen Iverson, Gary "the Glove" Payton, bu sezona girişleriyle gösterdiler ki, hepsi de kaldıkları yerden devam ediyorlar.