Ne giyerler, ne dinlerler?

Özellikle hafta sonları, çok farklı kesimlerin her yaş grubundan insanları ağırlayan İstiklal Caddesi, marjinal...
Haber: DUYGU GÜLENÇ / Arşivi
GÜLDEN AYDIN / Arşivi

Özellikle hafta sonları, çok farklı kesimlerin her yaş grubundan insanları ağırlayan İstiklal Caddesi, marjinal gençlerin kendilerini en rahat hissettiği yerlerin başında geliyor. Günün büyük bir bölümünde sinemaya, konsere ya da bir partiye yetişmek için derilere bürünmüş bir halde rengârenk tişörtler, düşük bel kotlar, etekler ve spor ayakkabılarla caddenin bir ahtapotun kollarını andıran ara sokaklarında yukarıdan aşağıya koşturuyorlar. Kaşlarına, burunlarına, kulaklarına, dudaklarına, dillerine, göbeklerine piercing'ler takıyorlar.
Görenlerin hayret dolu yüzlerine, laf atıp dalga geçenlere aldırmaksızın sabit bakışlarla günboyu arşınlıyorlar Beyoğlu'nu. Meydandan Tünel'e, Tünel'den meydana...
Ne giyerler, ne tür müzik dinlerler, her şeyden önce niye böyleler?
Taksim'deki Anabala, Atlas, Aznavur pasajlarından Kadıköy'deki Akmar Pasajı'na uzanan asi gençlik buralardan hem kıyafetlerini temin ediyor hem de buraları günlük uğradıkları mekân haline getiriyorlar.
Ortak paydaları müzik olan bu gençleri, yine müzik zevkleri birbirinden ayırıyor. Yaşama bakışları dinledikleri müziğe göre değişiyor.
Metal dinleyenler bu âlemin 'karamsarları' diye tanınırken, punklar 'asi gençleri' simgeliyor. Hip hopçular ise 'çevreye, politikaya, toplumsal olaylara'
en duyarlı kesim.
Her şeye karşı punk
Anabala Pasajı'nın müdavimlerinden Yavuz Akkuş'a göre punklar üç gruba ayrılıyor. 'Grunge'lar pasaklı, kirli eski
püskü kıyafetler ve postallar giyen tipler.
'Skinhead' yani dazlaklardan Türkiye'de pek yok. Bir de diz altı etek, club tarzı ayakkabı ve dar gömlekler giyip saçlarını renkli spreylerle boyayan 'ska-punk' grubu var. Felsefelerinde isyan ve başkaldırı olduğunu savunan punk'lardan Özgür Aydın, "Her insan hayatı boyunca bir şeylere isyan eder" diyor. Söz dövmelerden açılınca da bunun dinlediği müzikle ilgisi olmadığını söylüyor: "Aslında hiçbir müzik akımında dövme ya da piercing yaptırma zorunluluğu yok. Bana göre bunlar başlı başına bir kültür."
Küfür var ama...
Amerika'daki siyah-beyaz mücadelesi sonucu ortaya çıkan hip hop doğanın yok olmasını, yozlaşan kitleleri, alt tabakanın ezilmesini, yoksullukları ve rüşveti, yani gerçekleri dile getiriyor. Beş yıldır MC'likle uğraşan Ahmet Mersin'e göre hip hop kendi içinde dallara ayrılmasına rağmen temel felsefe aynı:
"Saygı, barış ve evrensel bir kültür ortamı... Şarkı sözlerimizin bazılarında küfür var ama bunlar sosyal adaletsizliği yeren ve tepedeki insanların yüzüne tokat gibi inen sözler. Yaptığımız müzik herkese açık olmalı. Herkesin kendinden bir şeyler bulmasını istiyoruz."
Batsın bu dünya
Amerika'da birkaç insanın hayata isyan amacıyla çöplükte başlattığı metal müziğin dinleyici kitlesini ise popülist yaşamdan uzak, underground takılan tipler oluşturuyor. Saçlarını öne atıp düşünceli düşünceli birasını yudumlayan Arzu Yalçın, sisteme isyan ediyor:
"Dünya taban tabana zıtlıklar ve eşitsizliklerle dolu. Hiçbir beklentim olmadan ve sessizce başkaldırıyorum. Hayat böyle olmasın diye haykıran parçalarla metal, hayatımı ve düşüncelerimi yansıtıyor. Siyah giymemin nedeni karamsarlığı temsil etmesi."
Aslında türler ve tarzlar o kadar da kesin ve belirleyici değil. Herkes her müziği dinleyip hoşuna gittiği, kendini en iyi ifade ettiği biçimde giyiniyor. Figen Ergin'e göre "Müzik evrensel ve belirli müziklerin belirli kıyafetleri yok.
Bu nedenle böyle bir ayrımın yapılması çok da doğru değil."