Ne giyse yakıştırmak

Ne giyse yakıştırmak
Ne giyse yakıştırmak
Sesinin heybetiyle değil, kelimelere kattığı duygunun şerbetiyle kendini ifade eden Vanessa Paradis'nin yeni albümü tombala gibi; herkes gönlüne göre bir şarkı bulabilir.
Haber: DERYA BENGİ / Arşivi

Onu duvardaki bir posterden, süslü püslü bir kapak kızından ibaret sayanları biraz morartmak için, sağ olsun, arada bir albüm çıkarıyor Vanessa Paradis. “Bana marka demeyin, ben şarkıcıyım” diye haykırdığını duyar gibi oluyoruz. Haykırmak lafın gelişi. Yoksa Vanessa Paradis haykırmaz, bağırmaz. Bağırırsa sesi kısılır. Zaten kısık. Herkesin sesi Edith Piaf, Aretha Franklin, Amy Winehouse gibi olacak diye bir kaide yok. Paradis, sesinin heybetiyle değil, kelimelere kattığı duygunun şerbetiyle kendini ifade eden iyi bir şarkıcı. 60’ların Fransız ye ye müziğinden aşina olduğumuz Jane Birkin, Françoise Hardy benzeri, küçük sesliler familyasından.
İşi yazmak değil, zarafetle söylemek. Doğurmak değil, sütle beslemek. Biri 14, diğeri 20 yaşının hatırası ‘Joe Le Taxi’ ve ‘Be My Baby’ adlarında dünya çapında iki hit, ‘Walk On The Wild Side’a (Lou Reed), ‘Les Cactus’e (Jacques Dutronc), ‘Les histoires d’amour’a (Les Rita Mitsouko), ‘Hallelujah’ya (Cohen), ‘Waiting on an Angel’a (Ben Harper) getirdiği nefis yorumlar ve yayımladığı altı albüme dağılmış onlarca güzel melodi, Paradis’nin seksapelinin sırrını ifşa ediyor: Ne bulsa giymek değil, ne giyse yakıştırmak.
Bugüne kadar albümlerini Serge Gainsbourg - Franck Langolff ikilisine, Lenny Kravitz’e, Mathieu Chédid’e emanet etmişti. ‘Love Songs’ta, bu sefer Gainsbourg okulunun talebelerinden Benjamin Biolay’le çalışmış. Magazinciler şöyle diyebilir: “Johnny Depp’in eski karısıyla Chiara Mastroianni’nin eski kocasının verimli hasadı”.
Vanessa’ya özel
70 dakikayı aşan, 20 şarkılık duble albüme elimizi daldırıp tombala çeksek bile mutlaka gönlümüze göre birkaç şarkı yakalarız, ama yine de Afrika , Latin, reggae dokunuşlu ‘Tu vois c’que j’vois’, ‘Sombreros’, uygun adım rock ‘Les Espaces et les sentiments’ ve new-wave ‘Mi Amor’u bir ‘kare as’ olarak tayin edelim. Hepsi de Vanessa’ya özel yazılmış şarkılar. Albüme yedi besteyle katılıp hem makinist hem kondüktör olan Biolay’e ait ‘La Chanson des vieux cons’, Boogaerts bestesi ‘Le Rempart’ ve Domenico Modugno cover’ı ‘Tu si na cosa grande’, şanson kontenjanından alkışı hak ediyor. Pete Doherty’yle birlikte kurduğu The Libertines grubuyla bir dönem İngiltere ’yi sarsan Carl Barât, albümün ağır misafirlerinden: ‘Where The Wild Roses Grow’un türevi görünümündeki ‘The Dark, It Comes’da, Paradis’yle düet yapıyor.
‘Love Songs’ karalar bağlamadan, kendini melankoliye pek kaptırmadan aşkı, ayrılığı, arkadaşlığı anlatan, ılıman iklimli, açık ve az bulutlu bir albüm.