Ne trendy, ne değil?

Büyülü bir Amerikan kelimesinin esareti altına giriyoruz bir kez daha.
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Büyülü bir Amerikan kelimesinin esareti altına giriyoruz bir kez daha. Ne de olsa yaz geliyor, hayatımızın biçimleri baştan aşağı değişikliklere uğrayarak yeniden çiziliyor. Cool, hot, hip gibi Türkçe karşılığı olmayan ama en az bu topraklarda da çıktıkları yer kadar sıklıkla kullanılmaya
başlanan bir kelime var: Trendy. Sahi, nedir bu her atılan adımın trendy olduğu için meşrulaştırılması, bu derin kelimeyle açıklanması? Bir Türkçe karşılığı yok, neyi kastettiği ise örneklerle anlaşılıyor.
Bir kere kapsadığı iki bölge var: Öncelikle bir yaşama biçimi, ardından da kişisel bir var oluş, kendini tanımlama şekli. Bir kişi de, bir durum da değişen şartlara göre trendy olabiliyor.
80'lerden beri yaygın olarak kullanılan 'in-out' listelerine benzemiyor. Bir karşıtı, aksi, out'u yok. Trend, trendi yok ediyor, varlığını siliyor. Ve trendy olan kendini yeniden üretemiyor. Dahası trendy'lik kendi içinde de bir kısırdöngü: Trendy olan aslında anlamını, daha çok da çekiciliğini yitiriyor. Bir şey trendy olur olmaz, yerine geçecek olan yeni dalga üretiliyor.
Yaşam tarzı olarak trendy'lik bir kişi ya da dar bir grup içinden çıkıp onların etki alanının da ötesine yayılma anlamına geliyor. Bu grup ya da kişilere 'trend-setter' yani trend belirleyici deniyor. Kendi alışkanlıkları veya yaşama biçimleri yaygınlaştığındaysa, trend-setter'lar anında bir başka boyuta geçiyor, kendilerine başka cazibe merkezleri buluyor.
Trendy olanı takip eden kişileri tanımlamak için de aynı kelime kullanılıyor. Bir kısmı, trendy olarak harcadıkları vakitte öğrendikleriyle bizzat trend-setter mertebesine terfi ediyor, bir kısmı ise hıza ayak uydurma başarılarıyla kendilerini sürekli güncelliyor.
Dünyanın belli başlı trend musluklarının başında moda dünyasının hırçın çocukları ve reklamcı dâhiler var. Ortak çalışmalarıyla pompaladıkları bir anlayış kısa sürede hayatın her alanına hâkim olabiliyor.
Trendy aynı zamanda bir görme-duyma-algılama biçimi. Tamamen subjektif ve yerel özelliklere göre farklılıklar gösterebilen bir hayat akımı...
BU YAZ neler olacak?
Genel eğilim
Günümüzde hâkim anlayış basite dönme, sadeleşme. Mesela basit, ucuz, ama dayanıklı tüketim mallarıyla ev döşemek çok trendy:
İstanbul'daki sokak lambacılarının pek güzide ve sadık müşterileri var.
İsveç'in basit ve dayanıklı markası Ikea'nın da. Hatta, 'Ikea, Türkiye'de neden yok?' diye hayıflanan da az değil... Basitleşme eğiliminin bir de tefrikası mevcut: Meşhur In Style ekibi Real Simple (Gerçekten Basit) adlı bir dergiyle karşınızda!
Modada trendy
Türk moda dünyasında defileler savaşı çok trendy oldu. Nisan ayından beri Yıldırım Mayruk, Dilek Hanif, Cengiz Abazoğlu, Faruk Saraç, Ahmet Eraslan gibi tasarımcılar podyumları renklendiriyor. Mayruk defilesinde
eski mankenlerin yürümesi, başkalarına da ilham verdi: Faruk Saraç podyumunda Atilla Saral ve Yaşar Alptekin boy gösterirken, Cengiz Abazoğlu'nda da eski mankenler Deniz Akkaya ve Funda Güngör yürüdü.
Dünya podyumlarında ise Vivienne Westwood ve Jean Paul Gaultier gibi yaratıcı beyinler erkeğe bol, uzun, renkli etekler giydiriyor. Tom Ford, John Galliano gibi eski markaların yeni kuşak temsilcileri ise politik çıkışlar yapıyor (Bkz: Dünyanın en güzel giyinen adamı Afgan Kralı)...
Şimdi reklamlar
Reklamları bir sanat formu olarak incelemek pek trendy. Türk televizyonlarında bile buna yönelik programlar yapılıyor çoktandır. Oliviero Toscani'nin Benetton'la sözleşmesinin iptal edilmesinden bu yana reklamlarda aşırılık, provokasyon da yok olmuş durumda. Calvin Klein'ın vücudumuzu şekillendirme isteği uyandıran reklamları unutuldu, bir başka Amerikan firması olan Gap ise artık Kiefer Sutherland, Tom Sizemore gibi 'hakkı yenmiş' ve 'yeteri kadar ünlü olmamış' isimleri kullanıyor. Reklamda iade-i itibar çok trendy.
İletişim yöntemleri
İnternette mail forward etmek artık trendy değil. Karen Fogg'un mail'lerinin ele geçmesinin ardından yazışarak dert anlatmak da. Ama Fogg'un adres defterinde adınızın yer alması trendy. Yüz yüze görüşmek güvenlik nedeniyle mecburen trendy oldu. Cep telefonlarında ise kısa mesaj devri kapandı. Bu aralar Turkcell'in 7585'ini kullanmak pek revaçta. Telefonunuzu 7585'e yönlendiriyorsunuz, arayan kişi ulaşamıyor ama siz mesaj olarak kimin aradığını görüyorsunuz. Onsuz yapamayanlar ise yeni kuşak aletlerin peşinde: Hem Palm hem de telefon olarak işleyen, renkli ekranlı, bol fonksiyonlu oyuncaklar... Bir aralar numaraların gizlenmesi çok yaygındı. Özellikle de şöhretli isimler karşı tarafta numaralarının görünmesinden çekinirdi. Oysa şimdi görünen numaralar çok trendy: Habertürk'ün patronu Ufuk Güldemir, şarkıcı Mustafa Sandal, İstanbulspor'un teknik direktörü Aykut Kocaman, Fenerbahçe kalecisi Rüştü Reçber, işadamı Ayhan Bermek öncüleri...
Sol entelektüeller
Perihan Mağden bir yıl dolmadan arka arkaya iki önemli trendin öncülüğünü yaptı. Roman yazmak için köşesini bıraktığında, 'bir şeyi bırakma eylemi' çok trendy oldu. Aynı hafta Ayşe Arman "Gidiyorum, ne zaman dönerim bilmiyorum, röportajlarımı yapmıyorum," mealinde bir yazı kaleme alıp bir süre ortalıktan kaybolmuştu. Öküz dergisi de o günlerde "Bitti, bitirdik" diyerek kapandı... Mağden'in romanını yazmak için evine çekilmesi de kısa süre önce başkalarına
öncülük etti. Entelektüeller arasında eve kapanıp roman yazmak hâlâ çok trendy.
Mekân sırrı
Özellikle İstanbul'da yeni bir kafe veya restoran keşfedenler, bu bilgiyi başkalarıyla
paylaşamak istemiyor. Sebebi çok basit: O mekânlar bir anda 'fazla' trendy oluyor, kalabalıklaşıyor, ilk keşfedenler huzur bulamıyor.
Yeme-içme
Önemli toplantılar, görüşmeler, buluşmalar artık kahvaltı masalarında yapılıyor. Günü uzatma operasyonu, güneşten faydalanmayla birleşince masalardan kalkılmıyor. Üstelik hafta içlerinde! Bu kahvaltı meselesi dışarıda yemeğe bir alternatif teşkil ediyor. Akşamları evlerde daha çok sofra kuruluyor. Bunun tabii tek bir sebebi var: Tam anlamıyla tatminkâr bir yemek bulmak olanaksızlaşıyor.
Sosyetik kaprisler
Sık gidilen restoranlarda masaya bakacak garsonu, mevcut personel arasından seçip geçmişteki iyi tecrübelere dayanarak onda ısrar etmek çok trendy (Bkz: Changa'da ille de İlyas bize baksın)... Yeni gidilen yerlerde ise espresso istediğinizde, garsonun "Double mı, single mı?" sorusuna "Espresso double olmaz," diye karşılık vermek, yahut şarap tattırmaya kalkana "Taze şaraptır, tadılmaz," demek hayli gösterişli.
Ev partileri
İstanbul'da yemek kalitesi hızla düşerken, metropolün keyfine düşkün insanları krizin zorlamasıyla değil de artık canları istediği için evlere kapanıyor. Yüksek sosyetenin ev davetleri çok trendy. Oralara davet edilmek için araya arkadaş sokmaksa tam bir yarışa dönüştü. Belma Simavi'nin Gümüşsuyu, Selma Bezmen'in Bebek, Yıldırım Mayruk ve Barbaros Şansal'ın Sarıyer, Zeynep Fadıllıoğlu'nun da Büyükdere'deki ev davetleri hakikaten çok eğlenceli oluyor.
Semt-tatil meseleleri
Bir zamanlar geceleri ölü olan Nişantaşı'nda birbiri ardına kulüp, bar ve restoranlar açılıyor. Yıllarca pazar günleri kapısını kilitleyen İtalyan lokantası Mezzaluna bile dayanamadı, artık haftanın yedi günü hizmet veriyor.
Tatil içinse butik oteller yerlerini hip otellere bıraktı. Hip Hotels kitabını alıp meşhur tasarımcıların izini taşıyan otellere kapağı atmak çok trendy. Yurtiçinde ise Göcek, Çeşme, Türkbükü unutulurken Bozburun ve Alanya yükselen değer.
Dünyayı gezmek isteyenler arasındaki radikal şıklar geçen sene akın akın Çin'e gitmişti. Bu sene istikamet Vietnam. Avrupa'da Lizbon ve Prag cazibesini yitirdi, Barselona nedense hâlâ trendy (Bkz: Ventura Pons'un Aşkın Gıdası filmi)... Veya Bask'ı gezin. San Sebastian'da futbolcu Tayfun ve Nihat'a da uğrarsınız.
Varoşlarda saat kaç?
Nişantaşı kadınları
rahatlamak amacıyla feldenkrais yapadursun, varoş gençleri yazın gelmesiyle beraber mahallelerinde açılan spor salonlarından faydalanıyor. Ne de olsa kaslarını gösterecek, ilgi toplayacaklar. Küreselleşmenin bastırdığı güzellik fetişizminin bir uzantısı olarak gym'ler artık varoşlarda çok trendy. Gaziosmanpaşa, Alibeyköy, Ümraniye gibi semtlerin gençleri üzerlerine yapışan tişörtleriyle vücutlarını Taksim-Kadıköy gibi yerlerde sergiliyor. Ve spor salonlarına şükrediliyor.
Yeraltındaki varoş gençlerinin geçişlerini bilenler ise Ceylan Çaplı'nın lanse ettiği bir akımın etkisini giderek kaybettiğini fark ediyordur muhakkak.
Müzikal değerler
Veda albümüyle hiç olmadığı kadar alkış alan Elton John'un ağırlıkla başkalarının oynadığı ve bir dönemin yeniden canlandırıldığı kliplerini izlemek çok trendy. Noir Desir grubunun Le Vent Nous Portera, Manu Chao'nun da Me Gustas Tu şarkıları yüzünden Fransızca, Portekizce,
İspanyolca şarkı sözü ezberlemek, bu parçalar
çaldığında eksiksiz eşlik etmek çok trendy. Hatta Cervantes Institut'teki sınıflar dolup taşıyor. Türk müzik piyasasında ise Ercan Saatçi'yle albüm için çalışıp yaşlandıktan sonra geç gelen şöhretin tadını çıkarmak çok trendy (Bkz: İlhan Şeşen, aka Amca)...
Cinsel devrim!
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Zekeriya Beyaz'ın öncülük ettiği otel odasında "İzle ve Öde" sistemine teslim olup araştırma amaçlı porno izlemek çok trendy.
Sinemalarda da, Bağımsız Film Festivali'nde Baise-Moi / Düz Beni gösterildi, şimdi de Pornografi vizyonda. Reklamların birkaç sene önce ateşlediği androjen erkek modeline karşı, bugünlerde gizliden gizliye bir lezbiyen dışavurum söz konusu.
Medyatik gelişmeler
Gazetelerin ek vermesi hayli trendy: Radikal Futbol, Milliyet Kültür& Sanat, Hürriyet Keyif ve Bilim, Sabah'la Günaydın, Yeni Şafak'ın Cumartesi&Cumartesi, Zaman'ın Turkuaz ekleri ana gazetelerin yanında parıldıyor. Bu aralar en çok okunan köşeler ise entelektüeller arası dedikodu haberleri: Radikal, Milliyet, Aktüel düzenli olarak, Hürriyet ise göstermeden ve belli aralıklarla bu işi yapıyor.
Meydada çok çalışmak, çok üretmek yükselen değer: Serdar Turgut geçenlerde yılda 500'den fazla yazı yazdığını itiraf etti. Radikal'in yayın yönetmeni İsmet Berkan'ın da ondan aşağı kalır yanı yok: Yedi gün düzenli köşe, idari sorumluluklar, televizyon
programı, ayrıca fırsat bulduğunda spor sayfasına, Cumartesi, İki ve Futbol eklerine yazı yetiştirmek kolay iş mi? Bir de Fatih Altaylı var çok çalışan...
İş saatleri
Fransa bir yandan faşizmi tartışıyor, diğer yandan da çalışma saatleri yıllardır çözüm bulunamayan bir sorun olmaya devam ediyor. Haftalık çalışma gününün dörde indirilmesi sayesinde işsizliğe çözüm bulunacağı, insanların da kendilerini daha fazla vakit ayıracağı konuşuluyor. Bu sayede kendilerini entelektüel açıdan geliştirebilecekler...
Türkiye'de de öğlenleri Bebek Koru Kahve'de bir zamanlar yoğunluklarıyla yanlarına yaklaşılamayan insanların uzun, upuzun öğle yemeklerine gittikleri gözleniyor. Öğleden sonra işten çıkmak, telefonu kapatmak, gezmek, keşfetmek ve dışarıdan kattıklarınızla daha yaratıcı bir iş hayatı çok trendy.
Günümüz kapitalizminin motto'su ise "Düşmanımız yok ama herkes de dost değildir."
Sportif süreç
Beşiktaş'ın yıldızı İlhan Mansız'ın hem kendisi trendy hem de onunla aşk yaşamak. Ama Selin Denizli değil...
Trabzonsporlu futbolcular arasında ise bu sene silah ruhsatı için başvurmak çok trendy. Mehmet Ağar'ın yakını oyuncuların ise Korkut Eken'i ziyaret etmesi, onun adına yapılan turnuvada yarışması...
Ve Fatih Terim döndüğü için Galatasaray'ı bırakmak da trendy.
Yaşamsal ayrıntılar
Geçen sene evde çorapla geziliyordu, şimdi çıplak ayak dolaşmak çok trendy. Şişeden Cola içmenin yerine teneke kutuya dönüş başladı. Sırf Beşiktaşlı futbolcular mecburen kullanıyor diye, gidip kendi beğeninize uygun bir Smart araba almanın modası geçti, hava yastığı açılan Mini Cooper'la gezmek, Body Shop'lardan alınan çay ağacı, çimen ve çilek şampuanlarıyla yıkanmak, Güler Sabancı'nın şaraplarını içmek, sushi ayağa düştüğü için Tayland mutfağına sığınmak, Mahsun Kırmızıgül'ü sosyetik davetlere çağırmak da başka trendy ayrıntılar.
Ama bir şey var ki, belki de 'hep trendy' denen o kendi içindeki çelişkili cümleyi tehdit eden tek ayrıntı: Plastik ördeğin iktidarını kimse sarsamıyor.