Ne yapsa standart

Ne yapsa standart
Ne yapsa standart

Davetsiz misafir formülünü uygulamaya çalışan Yakın Tehdit , kapalı alan geriliminin sığ örneklerinden.

Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

Joel Schumacher, temelde gerilim üzerine yoğunlaşsa da, 1970’lerde senarist olarak başladığı kariyerinde türler arasında gezinmeyi bilmiş bir yönetmen. Filmografisinde önemli çıkışlar yapmasına rağmen, ‘ortalama’ yakıştırmasını yapabileceğimiz bir zanaatkâr. Son filmi ‘Trespass / Yakın Tehdit’se bu ortalamanın da altında kalan bir çalışma. Üç kişilik bir ailenin ‘ultra modern ’ evine soyguna gelen dört kişilik çetenin evde yarattığı terörü resmeden film , ‘davetsiz misafir’ formülünün epeyce aşağılarda seyreden bir uzantısı. Michael Haneke’nin ‘Tehlikeli Oyunlar’da bu formülü varoluşsal bir düzleme oturttuğu ortadayken ya da William Wyler’ın 1955 yapımı ‘The Desperate Hours / Ümitsiz Saatler’inde aile üzerindeki baskıdan sağlam bir gerilim motifi çıkmışken (ki bu hikâyenin Michael Cimino imzalı 1990 yapımı uyarlaması ‘Tehlikeli Saatler’ de idare eder), Joel Schumacher’ın ‘Yakın Tehdit’inin zayıflığı daha da belirginleşiyor. Hatta son dönem çalışmalardan, Miguel Ángel Vivas’ın pek sevmediğimiz ‘Secuestrados / Dehşet Evi’nin bile bu formülü daha iyi uyguladığı söylenebilir. ‘Yakın Tehdit’, işin içine, soygunculardan birinin ev sahibesine aşkını da yerleştirerek standarttan çıkma eğilimi gösterse de, bunu yaparken ailenin deformasyonuna vurgu yapmaktansa onu ‘koruma’ altına almayı düşünüyor ve buradan çıkarabileceği eleştirel tonu da es geçmiş oluyor. Bunu da kaybettikten sonra elinde sadece kapalı alan gerilimi kalan Joel Schumacher ise hiçbir orijinalliği olmayan hikâye içinde sıkışıp kalıyor. Evin babasının, soyguncuların kafasını karıştıran ailesini kurtarmaya yönelik hamleleri de herhangi bir işlev kazanmıyor filmde, sadece hikâyenin uzayıp genleşmesine yarıyor ki bu da ‘ sürpriz ’ arayan seyirciye bütün kapıları kapatıyor.
Nicolas Cage ve Nicole Kidman’ın hikâyenin zayıflığı içinde anlamsızca sürüklendikleri ‘Yakın Tehdit’, Joel Schumacher filmografisinin gelebileceği en kötü duraklardan birine dönüşüyor sonuç olarak. Kapalı alan geriliminden yansıyabilecek ışıktan nemalanamayan film, herhangi bir iz bırakmıyor arkasında.