scorecardresearch.com

Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında...

Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında...
Romantik İngiliz kome dilerinin yaratıcısı Richard Curtis, bu kez geçmiş zamanda sıkça gezinen bir kahramanla karşımızda. 'Zamanda Aşk', 'Bugün Aslında Dündü'yle 'Sil Baştan'ı hatırlatıyor.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

Bazılarının üslubu bu, en iyi bildiği suların dışına pek çıkmıyor. Yeni Zelanda doğumlu ‘has’ bir Britanyalı olan Richard Curtis (gerekli bir bilgi mi bilmiyorum ama aktarayım; Oxford’da ‘İngiliz dili ve edebiyatı’ okumuş ve birincilikle bitirmiş), uzun metraj kariyerinde genellikle ‘romantik komedi’nin dışına pek taşmadı. Onu sinema âlemi daha çok senarist olarak tanıdı. En çok da ‘Mr. Bean’ dizisinin ve filmlerinin yazarı olarak. Daha sonra ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’, ‘Brigdet Jones’un Günlüğü’ ‘Notting Hill’ gibi filmlerde imzasını gördük. Nihayetinde kamera arkasına geçtiğinde ‘Love, Actually’ gibi belki de halihazırda ‘romantik-komedi’ dalında ‘En hoş yılbaşı filmi’ sayılan bir yapıta imza attı. İkinci uzun metrajlı adımı bizde gösterilmeyen ama DVD’ye çıkan ‘The Boat That Rocked’dı ve Curtis, ‘Radyo günleri’nden yasaklı bir sayfayı anlatan harika bir filmle aktarıyordu.
1956 doğumlu sanatçı bugünden itibaren üçüncü kez yönetmenliği denediği ve bugün bizde de vizyona girecek olan ‘Zamanda Aşk-About Time’la karşımızda. Yine ‘romantik komedi’ formatına sahip bir öyküyle huzurlarımıza gelen Curtis, kendi kaleme aldığı filminde genç bir avukat adayı Tim’in yaşadıklarını anlatıyor. Önce kısaca hikâye: Sahil yöresi Cornwall’da sakin bir hayat yaşayan Tim’e, 21 yaşına adım atacağı gün babası büyük bir sır aktarır: Ailedeki erkeklerin kapalı bir mekâna girip (ki bu genellikle dolaplar oluyor) elini sıktığında zamanın gerisine dönmek gibi bir yetenekleri vardır. Tim önce inanmadığı bu ‘miras’ı en kısa yoldan, yani deneyerek devralır ve sıkıştığı her olayda, ‘Tehlike anında camı kırmak’ türünden bir refleks geliştirir. Taşradaki güzelim evini terk edip avukatlık yapmak için gittiği Londra’da karşısına çıkan Mary’ye âşık olur ama genç kadının telefonunu kaydetmeyince yeteneklerine başvurarak zamanda kısa yolculuklara çıkmak zorunda kalır. Bu yolculuklar sadece aşk hayatında değil, iş ve aile düzeninin yoluna konulmasında da geçerli olacaktır…

‘Yeni Hugh Grant’

HG Wells’in ünlü ütopyası ‘ Zaman Makinesi’, günümüz sinemasında görüldüğü üzere artık büyük bir tasarım olarak karşımıza gelmiyor. ‘Zamanda Aşk’, fikren sırtını Wells’in fikrine dayasa da asıl akrabalıklarını Harold Ramis’in ünlü komedisi ‘Groundhog Day’le (‘Bugün Aslında Dündü’) ve Michel Gondry klasiği ‘Eternal Sunshine of the Spotless Mind’la (‘Sil Baştan’) kuruyor. Curtis, senaryoyu ince ayrıntılarla örmüş ve aralara hem romantizm hem de etkileyici bir baba-oğul ilişkisi yerleştirmiş ve filmini ‘romantik-komedi’ olduğu kadar göz yaşartıcı ve yer yer gıpta edilecek türden bir aile tasviriyle donatmış. Topluluğun bir türlü dikiş tutturamayan üyesi konumundaki kız kardeş Kit Kat de bu genel ve mutlu çerçevenin yardıma muhtaç karakteri olarak, senaryoya yeni yan yollar eklemiş. Ayrıca Tim’in Londra’ya adım attığında evinde kaldığı oyun yazarı Harry tiplemesini de Curtis, gayet iyi çizmiş (bu karakter bana uzaktan uzağa, Herbert Ross klasiği ‘The Goodby Girl’deki Richard Dreyfuss’un canlandırdığı şöhretin kapısını zorlayan Broadway aktörünü çağrıştırdı).
Oyunculuklara gelince; Tim’de Domhnall Gleeson, yeni bir yıldız olarak parlıyor. Ünlü aktör Brendan Gleeson’ın oğlu olan genç yetenek, İngiliz eleştirmenlerce “Curtis’in yeni Hugh Grant’i” olarak lanse edilmiş. Projede Mary rolünü ilk olarak Zooey Deschanel’ın canlandırması düşünülmüş ama nihayetinde bu karakter Rachel McAdams’a kalmış (Malum, Kanada doğumlu oyuncu daha önce de ‘Zaman Yolcusunun Karısı’ filminde rol aldığı için ‘Zaman yolculukları’na aşina). Filmin asıl yıldızı, artık bir Curtis oyuncusu’ olarak anılan Bill Nighy. Emektar aktör Tim’in babasında döktürüyor. Bir de ‘yırtmayı bekleyen’ agresif oyun yazarı Harry’de Tom Hollander en dikkat çekici performanslardan birini ortaya koyuyor.
Klasik hafta sonu eğlenceliklerinden biri ‘Zamanda Aşk’. Nasıl derler, ‘kalitelilerinden…’ Lakin insan böyle filmlere Türkiye ’den bakarken bambaşka fantezilerin peşine düşüyor. Çünkü bu coğrafyadan bakıldığında, “Aynı gezegende yaşayıp da farklı zaman dilimlerinde gezmek aslında mümkün” diyebiliyoruz. Mesela Eskişehir Valisi gibi bir yönetici tipleme-
sine bu çağda rastlamak bizi hiçbir ‘Zaman makinesi’ne girmeden insanlığın karanlık dönemlerine anında götürüveriyor. Sözün özü, bizim yaşadıklarımız, herhangi bir Hollywood ya da İngiliz senaryo yazarının kaleme aldığı fantezilerden daha uçuk ve daha gerçek…


http://www.radikal.com.tr/115389711538970

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.