Neden her ülkede kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor?

Neden her ülkede kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor?
Neden her ülkede kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor?
Dünyanın her yerinde kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor. Bu konunun sebebi uzun süredir araştırılıyor ve pek çok fazla etkenden bahsediliyorsa da, Bilimfili'nin haberine göre son araştırmalar bu etkenleri ikiye indirdi.

Yeni bir çalışma kadınlar ve erkekler arasındaki ölüm oranı farkını iki temel nedene indirdi: Sigara ve kardiyovasküler hastalıklar. Araştırmacılar bu sonucun geçtiğimiz yüzyılda kadın ve erkek ölüm oranları arasındaki farkın artmasının nedenini de açıkladığını söylüyor.

Eğer bir kadın iseniz, dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın, istatistikler karşı cinsinizden daha uzun yaşama şansınız olduğunu söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, düşük gelirli ülkelerde yaşayan kadınlar, ortalama olarak, erkeklere kıyasla 3 yıl daha fazla yaşıyorlar. Bu rakamlar, yüksek gelirli ülkelerde 6 yıla kadar artıyor.

Ama neden?


Almanya’daki Demografik Araştırmalar Max Planck Enstitüsü (The Max Planck Institute for Demographic Research) bu farklılığın her zaman bu şekilde olmadığını iddia ediyor. Enstitünün hazırladığı rapora göre, bu ölüm oranı farkı 20. yüzyılın başından bu yana önemli ölçüde arttı.

Araştırmacılar, 13 gelişmiş ülkeden 1800 ile 1935 arasında doğan kişiler üzerine çalışarak, bu verilerdeki kadın ve erkekleri karşılaştırdılar. Aşağıda göreceğiniz ölüm oranı-yaş grafiğinde, erkek ve kadın doğum yılları renkli çizgiler ile sunulmuştur. Alex B. Berezow’un Real Clear Science’ta açıkladığı gibi, 60 yaşındaki kişileri bütün kuşaklarda karşılaştırırsanız, farkın nasıl değiştiğini görebilirsiniz:

“1800 ile 1839 yılları arasında doğmuş kişiler için ölüm oranı kabaca 1,2 idi; bu demektir ki 60 yaşında ölen 120 erkeğe karşılık olarak yaklaşık 100 kadın ölüyor.”

Sadece birkaç on yıl sonra ise bu oranda dramatik bir değişim oldu. 1880 ve 1899 arasında doğanlarda erkek-kadın ölüm oranı 1,6’ya fırladı. Bu da 60 yaşında ölen 160 erkek için 100 kadının öldüğü anlamına geliyor. Bu durum zamanla daha da kötüye gitti. 1920 ile 1935 arası doğan kuşak için ölüm oranı 2,1’e yükselmiş, yani 60 yaşında ölen 210 erkeğe karşı 100 kadın öldü.

 

Grafik : Dikey eksende Erkek : Kadın Ölüm Oranlarının Oranı – Yatay eksende Yaş tanımlanmış durumda. Yukarıdaki lejandda ise Doğum-taburlarının yıllara göre ayrılmış çizgi renkleri gösteriliyor

 

60 yaş ölüm oranlarında büyük önem taşıyor. Ulusal Bilimler Akademisi Bildireleri’nde (Proceedings of the National Academy of Sciences) yer aldığı üzere: “Yetişkin erkek ölüm fazlalığı, temel olarak 50-70 yaş grubu aralığında yer etmiştir.” Çalışmaya göre, kadın ve erkek ölümleri arasındaki veriler incelendiğinde, göze açıkça çarpan iki neden görüldü: Sigara ve kardiyovasküler hastalıklar. Bu raporda ayrıca, Kardiyovasküler hastalıklar, 1900 ve 1935 yılları arasındaki doğum kuşağında, erkek ölümlerindeki fazlalıkla ilişkili en temel faktör olarak sunuldu.

Sigara ve Kalp Damar Hastalıkları


Sigara daha az etki etmesine rağmen, 1900 ve 1935 arasında doğan, 50 ve 70 yaşları arasında, sigaraya atfedilen ölümlerin, erkek ölüm fazlalığının yaklaşık yüzde 30’undan sorumlu olduğu görüldü. Yine de, kardiyovasküler hastalıklar erkek ölüm fazlalığının temel sebebi olarak raporlandı.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, Dünya’da erkekler kadınlardan daha fazla sigara içiyor. Ve kadın içici oranları bazı ülkelerde artmasına rağmen, küresel oranlara bakıldığında, erkeklerin yüzde 40’ı sigara içerken kadınların yaklaşık yüzde dokuzu sigara içmekte.

Konu kalp hastalıklarına geldiğinde ise, istatistikler kadın ve erkek arasında net bir fark göstermiyor. Kalp rahatsızlıklarının bir erkek problemi olarak gösterilmesi Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir mit olarak yorumlandı. Çünkü kalp rahatsızlıkları, aslında kadınları öldüren bir numaralı hastalık. Yine de, kalp hastalıkları oranları 20. Yüzyılın sonralarından itibaren dramatik bir düşüşe geçti ve bu çalışmanın sonuçlarına yansıdı. ABD Hastalık Kontrol Merkezleri’ne (The US Centres for Disease Control-CDC-) göre, 1950 yılından beri, yaş odaklı kardiyovasküler hastalık ölüm oranları yüzde 60 azaldı. Bu durum 20. yüzyılın en önemli halk sağlığı başarılarından biri olarak görüldü.

Sonuç olarak, elbette ki kadın ve erkek ölümlerindeki farkı çevreleyen daha birçok gizem var ancak bu farkın gittikçe açıldığı da bildiğimiz bir gerçektir. Bu çalışmanın, bu fark ve nedenleri konusunda farkındalık yaratarak farkın biraz olsun sabitlenmesine yardımcı olduğunu ummaktayız.