scorecardresearch.com

Nedir bu K-Pop çılgınlığı?

Nedir bu K-Pop çılgınlığı?
7 Eylül'de Ülker Sports Arena'da gerçekleşecek K-Pop festivali 'Music Bank in İstanbul'a yaklaşık 10 bin kişi bekleniyor. Pek çoğumuzun Gangnam Style ile tanıdığı K-Pop'a biraz yakından bakalım.

K-Pop, Güney Kore’den bütün dünyaya çaktırmadan yayılan bir müzik türü. Milyonlarca defa izlenen klipleri, bebekler arasında bile popüler olan dans figürleri ve karakteristik absürdlükleriyle artık bir fenomen. Daha önce kimsenin pek alakasının olmadığı Güney Kore kültürü bile bu ‘trend’ etkisiyle yaygınlaşıyor. Mevcut salgından hiç haberimiz olmasa bile PSY icraatlarından haberdar olmayanımız yok. Bu ilginç müzik türüne olan ilgi Türkiye ’de özellikle 2011 yılında, Kore Kültür Merkezi’nin Ankara ’da ofis açmasıyla artmaya başladı. İki ülke arasındaki yoğun kültürel alışveriş, K-Pop’un dünyayı bir salgın halinde sarmaya başladığı zamanlara denk gelince, K-Pop Türk gençleri arasında da kaçınılmaz bir biçimde yaygınlaştı. Belki çoğumuzun ilk defa adını duyduğu bu müzik türünün aslında bayağı sadık ve sağlam bir hayran kitlesi var. Sadece Türkiye’de 150 bin kayıtlı K-Pop fanı olduğu düşünülürse, artık bu müzik türüne daha yakından bakma vaktinin geldiğini anlayabiliriz.

‘Fan’ kavramını değiştirdi


İnternetle birlikte Güney Kore’yi aşıp bütün dünyaya yayılan K-Pop’un Japonya’daki J-Pop akımıyla birçok ortak noktası var. Bu iki müzik türünün belki de en ilginç özelliği, ‘fan’ kavramını yeniden yaratacak kadar çılgın hayranlarının olması. Her topluluğun hayran grubunun, çoğu zaman topluluğun adıyla uyumlu ayrı bir adı var mesela. Hayranlar işi bazen abartıyorlar, öyle ki, aralarında para toplayıp sevdikleri grubun solistine doğum günü hediyesi olarak araba alabiliyorlar. Aslına bakılırsa K-Pop, sadece müzik değil. Bazen inanılmaz absürdlükte olabilen video kliplerinden ayrı düşünülemeyen bir ‘konsept’. Bu kadar büyük bir trend haline gelişinin arkasında o tuhaf danslı, konulu, kısa film tadındaki videoları var. Videoların absürdlüğü kadar melodiler de oldukça akılda kalıcı. Pek çoğumuz PSY grubunun geçen seneye damgasını vuran ‘Gangnam Style’ını ilk defa dinlediğimizde muhtemelen gülüp geçtik. Ama daha sonra nasıl olduğunu anlayamadığımız bir biçimde dilimize dolandı. Sonra fark ettik ki, bütün dünya bizimle aynı durumda ve ne anlama geldiğinden pek haberdar olmadığı bu tekerleme ayarındaki şarkı sözlerini bir şekilde biliyor.
K-Pop fanlarından Turuncan Tırpan “K-Pop müzikal altyapısını Batı’dan almış da olsa kapitalizmi içselleştirip kendine özgü bir forma büründüren Güney Kore toplumunda farklı bir boyutta kendine yer edinmiş durumda” diye açıklıyor bu türün başarısını. Tırpan’a göre “Konserlerinde seyircinin aynı anda aynı hareketleri yaparak sahnedekilere eşlik ettiği K-Pop kültürü aslında tam bir Doğu toplumlarına özgü bağlılık göstergesi. Bu kadar destek gören bir müzik türü de sınırların kalktığı bir dünyada Güney Kore’den her yere kolayca pazarlanıyor. Türkiye’nin de bundan nasiplenmesi oldukça normal bir durum. Türkiye’de, sosyal medya üzerinden birbirlerini bulan K-Pop sevenler de azımsanmayacak derecede fazla.”
K-Pop çılgınlığının beklenen bir sonucu olarak İstanbul ’da büyük bir organizasyon da gerçekleşecek. 7 Eylül 2013 tarihinde Ülker Sports Arena’daki K-Pop festivali ‘Music Bank in İstanbul’a yaklaşık 10 bin kişi bekleniyor. Güney Kore’nin en ünlü gruplarından Super Junior, Beast, Mblaq, Ftisland, Miss A ve Ailee’nin sahne alacağı festivalde izleyiciler ilginç ve güçlü koreografileri canlı izleme şansı bulacak.

K-Pop’un önlenemez yükselişi


K-Pop müziğin kırılma noktası olarak 90’lı yılların başında bir yetenek yarışmasıyla keşfedilen grup ‘Seo Taiji and Boys’ gösteriliyor. Grup yarışmada en düşük puanı almasına rağmen piyasada önemli başarı elde etmiş. Öyle ki MTV’nin gruba yorumu “K-Pop bir daha eskisi gibi olmayacak” olmuş. Seo Taiji and Boys’un ardından grubun izinden giden pek çok başka grup da türemiş Güney Kore’de. 2000’lerle beraber ise bu dalga ülke sınırlarını da aşmaya başlamış. K-Pop piyasası gitgide Ortadoğu piyasasını domine eder hale gelmiş. Söz konusu büyümeyle beraber müzisyenler de şarkılarını daha ziyade İngilizce yapmaya karar vermiş haliyle. Batı medyasında K-Pop’un asıl kırılması ise PYS ve ‘Gangnam Style’ şarkısıyla yaşanmış durumda. Temmuz ortalarında klibin izlenme sayısı 1.7 milyarı geçmişti. Bu olayın ardından Güney Kore’deki K-Pop okullarının sayısı arttığı gibi Avrupa’da da bir dans ve müzik türü olarak kabul gören K-Pop’a yönelik kurslar açılmaya başladı ve K-Pop piyasasının önlenemez büyümesi de ivme kazandı.
Rolling Stone yazarları K-Pop’u “Batı müziğinin ve yüksek enerjili Japon müziğinin harmanlanması” olarak tanımlıyor. Pop, rock, hip hop, R&B gibi pek çok tarzın iç içe geçtiği K-Pop’ta Doğu ve Batı ritimleri Asyalı performansla birleşiyor. Bu haliyle K-Pop Batı dünyası için otantik bir doğaya da sahip diyebiliriz. K-Pop’un önemli karakteristiklerinden bir diğeri ise yakışıklı erkeklerle güzel kadınların sahnede çekici şovlar yapıyor olması. Yabancı şarkı yazarları ve prodüktörlerin de Koreli bu performansa ayak uydurmaya çalıştıkları örnekler mevcut üstelik. Amerikan hiphop kültüründen pek çok isimle kayıtlar yapmaya başlayan K-Pop şarkıcıları Akon’dan Snoop Dogg’a pek çok isimle çalıştığı gibi şarkı yazarları da genelde İsveç ve Norveç’ten oluyor. The Wall Street Journal ise bu durumu “Amerikan vuruşlarıyla İskandinav şarkı yazma tarzlarının birleştiği bir şey” olarak tanımlıyor. Son yıllarda K-Pop müzik gözle görülür şekilde yeni nesil müzik gruplarını yönlendiriyor. Özellikle internet üzerinden hızla yayılan bu akım, dijital kayıtları ve kısa single formatlarıyla seyirciyi yakalamayı ve hafızada kalmayı iyi başarıyor.

Demografik olarak K-pop kitlesi


k Japonya’da 2002’den itibaren ergenlik çağındaki
gençler ve üst sınıf orta yaşlı kadınların ilgisini çekiyor.
k Amerika’da ise 2010’dan öncesinde yalnızca Koreli Amerikan vatandaşları tarafından dinlenirken, bu tarihten sonra çokça Koreli Amerikanlar ve Asyalı Amerikanlar ile beyaz Amerikalılar ve Afro-Amerikanların da ilgi alanına girdi.
k Dünyanın geri kalanında da 2010’dan itibaren ergenlik çağındakiler ve çokça gençlerin gözdesi. Özellikle kızlar, 20’li yaşlardaki kadınlar ve daha az oranda 30’lu yaşlardaki kadınlar.


http://www.radikal.com.tr/114568711456870

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.