Nermin Bezmen: Kurt Seyit ve Şura'yı Rus diplomatın eşi çaldı!

Nermin Bezmen: Kurt Seyit ve Şura'yı Rus diplomatın eşi çaldı!
Nermin Bezmen: Kurt Seyit ve Şura'yı Rus diplomatın eşi çaldı!
'Kurt Seyit ve Şura' kitap olarak basıldığında çok sevildi. Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah'ın başrollerini oynadığı bir televizyon dizisine dönüştürüldü. Dizi Rusya'da da ilgiyle izlenirken kitabın yazarı Nermin Bezmen, kitabının başka bir isimle 'Aleksandra ve Kurt Seyit' adıyla basıldığını gördü. Kitap kapağındaysa Kıvanç Tatlıtuğ'un neredeyse aynısı olan biri duruyordu. İçinde neredeyse her şey aynıydı. Bezmen'in şüphelendiği biri var ve o kişi bir Rus diplomatın eşi...

RADİKAL – Kurt Seyit ve Şura’nın yazarı Nermin Bezmen,  "Şimdi Şura’nın hayatının devamını yazıyorum. Buradan ayrıldıktan sonraki hayatını anlatacağım. 90 yaşındaki ablasıyla tanıştım. Yedi ay, her salı, günde 10 saat çalıştık. Dedemin anlattığı dışında bütün aile hikâyesini ondan dinledim. Ardından Paris’teki kuzenleriyle tanıştım. Sonra Amerika’da öz kızını buldum. Aile mektupları, fotoğrafları hep bende. Binlerce sayfalık bir arşiv var elimde. Kasımda kitap fuarına yetiştirmeye çalışıyorum” diyor. Hürriyet gazetesinden Hakan Gence,  Nermin Bezmen’le konuştu:

Hadi anlatın, her şey nasıl başladı?
İki hafta önce Rusya’daki fanlardan bir mesaj geldi.

Ne diyordu mesajda?
Aslında baştan anlatmak gerekirse ‘Kurt Seyit ve Şura’ Türkiye ’de gösterilmeye başlandıktan sonra meraklıları da Rusya’da internet üzerinden alt yazılı olarak diziyi izlemeye başladı. Hikâyenin fanları oluştu, hem de büyük bir hızla. Bu sırada Rusya’daki Limbus Yayınevi kitabımın haklarını satın aldı. Rusya’daki bir televizyon kanalı da ‘Kurt Seyit ve Şura’yı yayınlamaya başlayınca bilinirlik iyice arttı. İnsanlar kitabı bekliyordu. Biz de ekim sonu çeviriyi bitirmek üzere hızla çalışmalara daldık. İşte bu sırada Rus fanlarla internet üzerinden konuşurken, “Sizin roman basılmış olamaz değil mi?” mesajını aldım. Sonra öğrendik kitap Moskova’da çıkmış.

Siz gördünüz mü?
Oradan biri bana kitabın kapağını yolladı. Ay Yapım’ın dizi afişinden istifade etmişler. Sadece tipler biraz değiştirilmiş. Hatta bence Kıvanç Tatlıtuğ’nun sadece yüzüne photoshop yapmışlar.
Kitabın adı ne olmuş?
Bizde kitabın adı ‘Kurt Seyit ve Şura’. Şura da, Aleksandra’nın nick name’i gibi. Dizi de bu yüzden Rusya’da ‘Kurt Seyit ve Aleksandra’ olarak gösterildi. İntihali yapanlar da kitabın adını böyle koymuş.

Peki içerik?
Bire bir benim öyküm, karakterlerim ve iskeletim üzerine hikâye değiştirilerek konmuş. Dedem Kurt Seyit’in adı aynen kalmış. Anneannemin adı aynı şekilde Murka. Ama mesela Pedro Borinsky’yi, Bobrinski olarak yazmış. Sonuçta bu hikâye benim ve Kurt Seyit benim dedem. Mesela Çehov’un ‘Vişne Bahçesi’ beni çok etkiler. Sonunda o vişne bahçesinin yok oluşuna da hiç bir zaman kalbim el vermemiştir. Ben alayım o kitabı ‘Benim Vişne Bahçem’ diye adını değiştireyim. Sonra diyalogları biraz değiştirip sonunda bahçeyi de yok ettirmeyeyim. Şimdi bu Nermin Bezmen kitabı mı olur? Yani bu işte intihal var. Bu da aslında çalmanın entellektüel kılıfından başka bir şey değil.

İntihali yapan yazar kim?
Kitabın kapağında ilk başta ‘Maria Vichenskaya’ diye bir isim vardı. Hatta yazarın adının altına bir de ‘Muhteşem Yüzyıl’ ibaresi koymuşlardı. Muhteşem Yüzyıl da Rusya’da oynayan popüler dizilerden biriydi. Herhalde okuru her yönden çekmeye çalıştılar.

Araştırdınız mı, kimmiş Maria Vichenskaya?
Bu olayı öğrenince yayınevine dizinin broşürleri, orijinal kitap kapakları gönderildi… Karşı taraf hemen kitabın künyesine bir isim daha ekledi. Çünkü Maria aslında olmayan biriymiş.
Kimin adı eklendi?
Gerçek yazar aslında Ekaterina Mishanenkova dendi. Ama bence bu isim de bir kamuflaj.

Kafam karıştı. Kim kimi kamufle ediyor?
Dizi Rusya’da gösterime girdiğinde fanlar ‘Veronica’ isimli bir kadının kendi Facebook sayfası üzerinden benimle ve diziyle ilgili yazdığını söylediler. Çok çirkin ve ağır eleştiriler… “Orada balo yapılmazdı, harp zamanıydı, Kurt Seyit oraya gidemezdi” gibi kendine göre ayrı bir hikâye...  Cevap yazanları da sayfasından atıyormuş. Ondan şüphelendim.

Kimmiş?
Sayfasında kullandığı bir takma isimmiş. Tarihçi Rus bir kadın. Tabii arşivlere girme ve tarihi araştırma şansı olduğu için benim ulaşamadığım çok şeyi bulup daha eskilere gitmiş olabilir. Arada benim için kopuk olan zamanları tamamlamış olabilir. Bunların hepsinin başımın üstünde yeri var. Ama o öyle yapmadı. Bulduklarını anlatarak, benim hikâyemin tamamen yanlış olduğunu, o hayatların hiç yaşanmadığını söyledi. Anneannemin kökeni hakkında bile farklı şeyler yazılmış. Benim ailemi bana öğretmeyin yani. Yine de herhangi bir eleştiri zannedip üzerinde durmadım.

Gerçek adını öğrendiniz mi?
Victoria…

Soyadı neymiş?
Eğer ismi verirsem insanlar zor duruma düşer. Suçlamak istemem. Bu ismin Rus bir diplomatın eşi olduğunu ve tarihçi olduğunu öğrendim diyeyim.

Diplamatla görüştünüz mü?
Hayır, belki adam da iftihar ediyordur karısıyla. Ama tabii bunları yapan karısıysa!

Bir diplomatın eşi neden bunu yapar?
Macerası eleştirilerle başlamış olabilir. Sonra “Ben neden böyle bir şey yazmadım, buna benzer bir şey yazayım” diyerek içinde bir heyecan uyanmış da olabilir.
Peki neler yaptınız?
Bu kitabı basan ACT yayınevine Rusya’daki yayınevim Lumbus bir kınama yazısı gönderdi. Cevap olarak “Üzerinde çalışılıyoruz” dendi. Yayınevleri normalde kendilerini böyle bir sorumluluktan uzak tutmak ister. Yayınevinin lakayt davranışına inanamadım. Sonra dün bir cevap geldi “Biz o kitabın birebir tercümesini yapmadık. Bu bir adaptasyondur” demişler. Bir romanın içinden cümle kullansanız bile yazarından izin almanız gerekir.

Rusya, edebiyat ve sanat konusunda zaten çok iyi. Neden sizin kitabınızı çalsınlar?
Rusya’nın kendi içinden böyle bir hikâye daha çıkmadı. Bir Kırım tatarı ve Rus kızının ihtilal hikâyesi kendine has bir hikâye. İçinde sadece ihtilal değil, din, ana baba, kültürün getirdikleri... O kadar çok dinamik var ki. Bu da kitabı farklı kılıyor.

Şimdi ne olacak?
ACT’nin bu işten bu kadar kolay sıyrılamaması lazım. Evinize bir hırsız girdiğinde özelinize tecavüz hissi kalır ya üzerinizde. Ben de şimdi bana, yıllarımın emeğine, aileme, hikayeme, bütün kahramanlarıma tecavüz edilmiş hissiyle yaşıyorum. Arzum sahtekârlığa sırt vermiş olan yayınevinin bunun derinliğini düşünüp kendini temize çıkarması. Kitabın sahibine hakkını teslim etmesi. Bunun için elimden geleni yapacağım. (HÜRRİYET)