Neşet Ertaş'ın bozlaklarını bir kere dinleyen acıyı anlar

Neşet Ertaş'ın bozlaklarını bir kere dinleyen acıyı anlar
Neşet Ertaş'ın bozlaklarını bir kere dinleyen acıyı anlar

Fotoğraf: Muhsin Akgün

2008'de 'Evlerinin Önü Boyalı Direk'in flamenko soslu eğlenceli yorumuyla çıkış yapan Öykü Gürman, 'Nem Alacak Felek Benim' isimli single'ıyla ve 'Panzehir' filmiyle ortaya çıktı. Flamenko dansıyla bezeli klibinin ertesinde Gürman ile buluşup müzikten konuştuk.
Haber: Muhsin TOPYILDIZ / Arşivi

Neden seçtiniz ‘Nem Alacak Felek Benim’i?
Hasan Turan’ın sözleri ve Cemil Demirsipahi’nin bestesi ile ortaya çıkmış ‘Nem Alacak Felek Benim’. Türkülerimizi yeni nesile tanıtmak ve flamenko müziği ile birleştirebilmek için bu türküyü seçtim. Ayşegül Aldinç bir gün telefonda bu türküyü okumamı önerdi. Yıldız Kenter’in ‘Züğürt’ filminde Mihrican Bahar’ın versiyonunu dinleyince çok etkilendim. Bir çeşit isyan türküsü. Amacım herkesin içinde beslediği isyanı açığa çıkarmak. Öte yandan ben de çok sevdim türküyü. Çok ciddi ağırlığı olan bir türkü ‘Nem Alacak Felek Benim’. Albüm öncesinde bu türküyle çıkmayı uygun gördük.
Single süreci nasıl gelişti?
Öncelikle Hasan Turan’ın kızı ile görüştüm ve söylemek için izin aldım. Kendilerinin benden bazı istekleri oldu. Daha evvel türkü başka sanatçılar tarafından söylenirken sözlerde oynamalar yapılmış. ‘Bir okkacık yağım mı var’ yerine ‘Bir okkacık balım mı var’ denmiş mesela. Bu sözlerin yazıldığı dönemde o kadar yoksullarmış ki balı düşünecek halleri bile yokmuş. Sözlere azami özen göstermemizi istediler.
‘Evlerinin Önü Boyalı Direk’ten beri birçok türkü söylediniz. Aynı zamanda kendi şarkılarınızı da yapıyorsunuz...
Ben çok sesli bir insanım. Daha önce Müslüm Gürses’le düet de yaptım, türküler de okudum, yakın zamanda Ahmet Kaya şarkısı da söyledim. Bunu bana verilmiş bir yetenek olarak görüyorum. Kendi şarkılarını okumakla türkü söylemek arasında pek fark yok. Önemli olan şarkı söylemek. Türkülerle şimdiki zaman arasında bir köprü kurmaya çalışıyorum sadece. İyi bir yorumcu olduğumu düşünüyorum, sadece türkücü değilim. Bir kategoriye girmek istemem. Bunun yanında eli kalem tutan bir insanım. Kendi şarkılarımı yapabiliyorum. Zaten kendine sanatçı diyen bir insan mutlaka üretir.
Bizim müziğimizin içine flamenkoyu karıştırmak ciddi bir mesai istemiyor mu? İçerdikleri hissiyat birbirine benzese de müzikal olarak birbirinden çok farklı türler bunlar.
Birbirine pek benzemiyor ama sanıldığı kadar da birbirinden kopuk değiller. Türk Halk Müziği de Türk Sanat Müziği de flamenko da acılı coğrafyaların ürünleri. Neşet Ertaş’ın bozlaklarını bir kere dinleyen acıyı anlar. İçerik olarak pek fark görmüyorum bu müzikler arasında. Sanatı sanat yapan yaşanmışlıktır.Teknik anlamda bakmak gerekirse öncelikle Berk ile oturup ritmini dinliyoruz şarkının. Metronoma karar verdikten sonra işe girişiyoruz. Birçok şarkının sorununun metronom olduğunu düşünüyorum. Belki biraz daha hızlı ya da biraz yavaş çalınsalar, notaları biraz değişse çok başka şeyler çıkacak ortaya. ‘Evlerinin Önü Boyalı Direk’i mi minörden söyleyip sesimi parlattık. Bu da insanların şarkıyı farklı algılamasını ve sevmesini sağladı.
Bu fikirler genelde sizden mi çıkıyor kardeşinizden mi?
Berk’ten çıkıyor, bende son buluyor. Son ütücü benim. (Gülüyor)
Zaman zaman flamenkoya yakın görünüyorsunuz zaman zaman da popüler müziğe. Bu dengeyi nasıl tutturuyorsunuz?
Bu benim doğal halim. Bir türkü söylediğimde bir türkücü kadar ağır, pop söylediğimde popçu kadar eğlenceli, flamenko söylediğimde isyankâr olabiliyorum. Benim için her şarkı bir öyküdür, şarkıcı da hikâyeyi anlatır. Biraz oyunculuğa ihtiyaç var bu noktada. O role girebilmek gerekir. ‘Nem Alacak Felek Benim’de o türküde anlatılan yokluğu hayal etmeye çalıştım. ‘Yalan Gözlerin’in sözlerine bakın adeta bir meyhanede rakı masasında yazılmış gibi. O anı yaşamaya çalışıyorum şarkıları söylerken.
Flamenko, müziği kadar dansıyla da dikkat çekici bir tür. Bir dans şovuna neden girişmiyorsunuz performanslarınızda?
Çok planladım dans şovunu ama dans etmek çok ciddi bir performans. Ayaklarınızdan ses çıkararak beş dakika dans ederseniz şarkı söyleyecek haliniz kalmaz. Flamenko kültürü şarkı söyleyenin dans ettiği bir kültür değildir zaten. Şarkıcı oturur, dansçı dans eder. Şarkıcı şarkıcılığını bilir, dansçı da dansçılığını. Yine de her flamenko şarkıcısı flamenkonun temel dans tekniğini bilir. İlk aşamada ayaklar işin içine girmez. Eller ve kolların koordinasyonu üzerine kuruludur. Üniversiteden beri dans etmek istiyorum. Dersler bile aldım ama çok zor bir dans olduğu için üzerine düşemiyorum.
Yakın zamanda ‘Panzehir’ filminde oynadınız...
Tetikçi Kadir Korkut’un hikâyesini anlatan bir film ‘Panzehir’. Ben de Kadir Korkut’un annesini oynuyorum. Aslında bir türkü söylemem üzerine gelmişti film teklifi. Filmde ‘Allı Turnam’ türküsünü söyledim. Hep yapmak istediğim bir şeydi sinemada oynamak. Bir süredir tiyatro için provalar yapıyoruz Haldun Dormen ve Hakan Altıner ile. ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’nı oynayacağız. Oyunculuk işini çok sevdim, yerimde duramıyorum. Haldun Dormen de Hakan Altıner de içime bir oyuncunun kaçtığını, şarkıcılığın yanında oyunculuğu mutlaka yapmam gerektiğini söylüyorlar. Söylediklerine göre anında role girebiliyormuşum.
Çocuklarla ilgili bir sosyal sorumluluk projesinin içerisindesiniz aynı zamanda.Son zamanda yaşanan çocuk ölümlerinden önce başladığımız bir çocuk projesiydi ama bu ölümler olunca iyice su üzerine çıkardık. Çocukları pedofili, cinsel istismar ve organ mafyası gibi çeşitli tehlikelerden korumak için 14 altın kural var. ‘Tanımadığım biri benden yardım isterse önce aileme sorarım’ ya da ‘Yanımda ailemden birisi olmadan tanımadığım herhangi birinin beni bir yere götürmesine izin vermem’ gibi kurallar bunlar. Bu 14 altın kurala içinde benim de bulunduğum 14 farklı sanatçı çocuklara hitap edecek tarzda birer dakikalık besteler yaptık. Bu besteler teneffüs zilleri olarak okullarda kullanılacak. Amacımız çocukların kendilerini nasıl koruyacaklarını onlara öğretmek. Çocuk Suçları Önleme Derneği Başkan Yardımcısı Gülhan Şişman’ın fikriydi. Yavuz Bingöl fark edip benimle paylaştı ve bu işe giriştik.
Bunun dışında bir de otizm projesinin içindesiniz.
Samet isminde otizmli ve görme engelli bir arkadaşımız var. Yetiştirme yurdunda kalıyor ve fotoğraf çekiyor. Şener Şen, Deniz Çakır, Çiçek Dilligil, Kubat gibi birçok kişinin fotoğrafını çekti. Fotoğraflanan kişiler arasında ben de varım. Bu fotoğraflardan oluşan sergi 17 Mayıs’ta ( BUGÜN ) saat 16.00’da Cef Sanat Galerisi’nde açılacak. Fotoğraflar uygun bütçeyle satılırsa Samet ve diğer otizmliler için destek olunmuş olacak.
Single ve klibin ardından neler olacak?
Şu anda tamamen albüme yoğunlaşmış vaziyetteyiz. Eylül ayında çıkmış olacak sanırım. Teknik açıdan çok içime sinen bir albüm oldu. Akustik performansı çok seviyorum. Albümü konser kaydı gibi kaydettik. Hep beraber stüdyoya girip tek seferde birlikte çaldık. Bunun dışında dünyanın en önemli flamenko gitaristlerinden Tomatito ile birlikte 26 Haziran’da Bursa’da sahneye çıkacağım. İnternet üzerinden Berk ile yaptığım işlere denk gelmişler ve böyle bir teklifte bulundular. Hayatta en çok istediğim şeylerden biriydi zaten. Hayal ettiğim şeylerden bir diğeri Paco de Lucia ile şarkı söylemekti. Paco de Lucia ölmeden bunu gerçekleştirmeyi de başarmıştım. Hayal ettiğim birçok şeyi yaşadım şimdi yeni hayaller ve hedefler koyuyorum kendime. Einstein “Dünyayı hayal gücü döndürür” der. Mesele doğru yerde doğru zamanlarda doğru kişilerle bulunabilmek.