Neticede Narkissos da boğuldu!

Neticede Narkissos da boğuldu!
Neticede Narkissos da boğuldu!
Haftanın sözcüğü 'selfie' oldu. Bir tür 'otoportre' sayılabilecek bu 'selfie' nereden çıktı, sanat ve fotoğraf tarihiyle, kendini beğenmişlikle alakası nedir?
Haber: SİNEM DÖNMEZ / Arşivi

Her yıl bir sözcüğü, yılın sözcüğü seçen Oxford sözlüğü editörleri, bu yıl ‘selfie’yi tercih etti. Son 12 ayda sözcüğün kullanımının yüzde 17 bin artması ve kavram olarak fenomenleşmesi sözcüğün seçilmesi için yeterli olmuş. Selfie’nin tam karşılığı ‘akıllı telefon ya da webcam yoluyla kişinin kendisinin çektiği ve sosyal medyaya yüklenen fotoğraf’ İlk olarak 2002’de Avustralya’da bir online forum’da kullanılan selfie, 2004’te fotoğraf paylaşım sitesi Flickr’a adım atıyor. Papa, Michelle Obama, Rihanna selfie’leri derken, 2013’te yılın sözcüğü mertebesine yükseliyor. Instagram’a her gün beş milyon ‘selfie’ yükleniyor.
Selfie’nin bu kadar popülerleşmesi, akıllı telefonların önlerine kamera eklenmesiyle; akabinde Papa’nın gençlerle çektirdiği selfie ve Miley Cyrus ve Rihanna’nın selfie’leri ile oldu. Onları ilgi arsızlığıyla suçlarken Hillary Clinton ve Michelle Obama’nın da selfie’lerinin yayılması selfie’yi bir noktada meşrulaştırdı. Bu lisede sigara içerken yakalanınca anneye “Ama herkes sigara içiyor” diyerek yırtmaya çalışmak gibi evet, ancak kabul edelim, herkes selfie çekiyor! Sempatik bir tarafı olduğunu da gizlememeliyiz. Selfie’nin profesyonel fotoğraflardan ayrılan en önemli yanı, ne kadar güzel veya yakışıklı göründüğünüzün çok da önemli olmaması. Photoshop’la mükemmelleştirilmiş imajların yerine bir gözü şiş, makyajsız, çıplak, amacı sadece eğlenmek olan fotoğraflar selfie’ler.
Selfie ile dalga geçmeden önce herkesi biraz sanat tarihine davet ediyorum. Van Gogh otoportresini çizmişti, Frida Kahlo da, Courbet ve Rembrant da... 15’inci yüzyılda aynanın icadından önce de sonra da neredeyse bütün sanatçılar otoportrelerini yapmış. Fotoğrafın tarihinin tozlu sayfalarına yola çıktığımızda Rus Grand Düşesi Anastasia Nikolaevna’nın, aynadan Kodak Brownie’si ile 1914’te çektiği selfie ile karşılaşıyoruz. 1839’da ise Robert Cornelius’un çektiği selfie’yi buluyoruz, muhtemelen dünyanın ilk selfie’si olarak...
Binbir çeşit selfie var. Her gün başka bir kasın gelişimini takip ettiğimiz spor salonu selfie’si, uyumak üzereyim/yeni uyandım selfie’si, saçlarımı kestirdim/kuafördeyim selfie’si, erotik selfie’ler... Selfie’lere alışacağız. Ben de Instagram’ı her açtığımda aynı arkadaşımın her gün değişik taraftan fotoğrafını görmeye bayılmıyorum. Ama ne yapalım, belki “Bakın ne kadar şahane görünüyorum değil mi?” diye düşünüp onaylanmaya ihtiyacı vardır. Üzerlerine gitmeyelim, neticede Narkissos da boğuldu…