New York'tan kanlı canlı bir ziyaret

New York'tan kanlı canlı bir ziyaret
New York'tan kanlı canlı bir ziyaret
İkinci Kat prodüksiyonu 'Şapkalı O. Çocuğu', oyuncuları başta olmak üzere şimdiden senenin en iyi yapımlarından biri olmaya aday.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Veronica kokainle yükselmiş, alkolik annesiyle telefonda konuşuyor: “Anne içme ve o adamı bırak ya, hâlâ taş gibisin”. Sevgilisi, hapisten şartlı tahliyeyle çıkmış, alkolü ve uyuşturucuyu yeni bırakmış Jackie mutlu mesut eve geliyor: Kapıcı olarak bir bulmuş ve artık hayat yoluna girecek. Tam sevişeceklerken Jackie kendisine ait olmayan bir şapkayı fark ediyor ve çıldırıyor; Veronica onu hangi ‘o. çocuğuyla’ aldatıyor, o sürekli değişik şapkalar takan alt kattaki yavşakla mı yoksa? Öte yanda Jackie’nin anonim alkolikler sponsoru, kendini sağlıklı yaşama ve rehabilitasyona adamış, çok bilmiş Ralph, onun aslında ne mal olduğunu çok iyi bilen, hayattan bıkmış karısı Victoria, Jackie’nin kuzeni, maçolukla kadınsılık arasında gelgitlerde, kendine meraklı, tuhaf Julio ve bütün bu ekstrem karakterlerin çeşitli gerilim noktalarında kesişen hayatları var.
New Yorklu yazar Stephen Adly Guirgis’in oyunu ‘Şapkalı O. Çocuğu’ İkinci Kat’ta Bedir Bedir’in rejisiyle sahneleniyor. Hayata bir yerinden tutunmaya çalışan karakterlerin küfürle bezeli diyaloglarıyla klasik biçimli bir öyküyü ve naif/yoğun bir aşk hikâyesini bol miktarda güldürerek aktaran, enerjisi yüksek, yoğun ve iyi metin kendini gösterebilmek için çok sağlam oyunculuklara ihtiyaç duyuyor ve İkinci Kat’ın prodüksiyonundaki kast ve yönetmen bunu mükemmelen başarmışlar: Evrim Doğan’ın yoğun, gergin, karmaşık Veronica’sı, Esra Dermancıoğlu’nun kaçık, aşırı Victoria’sı, Ünal Yeter’in şaşkın, âşık ve kızgın Jackie’si, Hakan Atalay’ın ukala, numaracı, saman altından su yürüten, sinir Ralph’i ve Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun cinsiyet rollerinin iki ucu arasında gidip gelen kuzen Julio’su son derece nüanslı, yoğun ve sağlam performanslar.
Üç ayrı mekânı bir arada barındıran ve mekân ayrımlarını bir küçük sembolik ışık yanıp sönmesiyle işaretleyen sahne tasarımıyla mizansenler işlevsel. Reji, tutturduğu ivmeyle etkili. Tek sorun, uzun olmasına rağmen öykünün biçiminden dolayı tek perdede halledilmesi gereken oyunun iki perdeye bölünmüş olması. Çok yüksek bir yerdeyken ara veriliyor ve zaten oyunun çözümü olması dolayısıyla biraz daha az yoğun ve çok daha kısa olan ikinci perde birdenbire düşüyor, pat diye bitmiş hissi verdiği için seyirciyi de muallakta bırakıyor. Benim izlediğim akşam seyircinin şaşkınlaşıp hak edilen alkışı verememesi bile bu yüzdendi. Bunun dışında ‘Şapkalı O. Çocuğu’ oyunculuklarının iyiliği başta olmak üzere bir bütün olarak senenin en iyi yapımlarından biri olmaya aday gibi dörünüyor.


    ETİKETLER:

    Aday

    ,

    hayat

    ,

    aşk

    ,

    Akşam

    ,

    klasik

    ,

    yazar

    ,

    gerilim

    ,

    ,

    derece

    ,

    perde