Nil Karaibrahimgil: Özgür kızın hayatı nasıl değişti?

Nil Karaibrahimgil: Özgür kızın hayatı nasıl değişti?
Nil Karaibrahimgil: Özgür kızın hayatı nasıl değişti?
Şarkı sözleri, besteleri, reklam müzikleri ve köşe yazılarıyla tanıdığımız Nil Karaibrahimgil'in artık bir de Aziz Arif'i var. Özgür kız anne oldu...

Kendi yazdığı şarkılarının ilginç sözleri ve farklı imajları ile Türk pop müziğinde kendine özgün yeri olan Nil, Boğaziçi Üniversitesi Siyasi Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu. Sanatçı reklamcılık alanında da iki defa Kristal Elma ödülünü kazandı. Şu ana kadar beş albüm çıkaran Nil, Serdar Erener ile evli. Çiftin Aziz Arif isimli bir oğulları var.

Art Ajanda Bodrum dergisi yeni anne olan Nil Karaibrahimgil ile bir söyleşi yaptı. Gül Mutlu’nun yaptığı söyleşi şöyle:

Bugün yeni Nil’den bahsedelim istiyorum, 3 Mayıs’ta hayatına yeni bir anlam gelen anne Nil’den. Ne dersin?

Tabii ki konuşalım. Aslında doğumdan sonraki duygularımı toparlayıp yazmam bir iki ayımı aldı. Sonra ne hissettiğimi buldum ve Kelebek’teki köşemde ”ben aslında Aziz Arif’mişim” yazımı yazdım.

Nasıl bir hamilelik geçirdin?

Hamilelik çok acayip bir şey. Her haftasını bir mucizeye tanıklık ederek geçirdim. Bebeğin haftalik gelişimini ve kendini nasıl inşa ettiğini gösteren web siteleri var. Her hafta bakıp inanamıyordum olanlara. Sonra kendimi çoğu kadının başına gelen olağan bir şey bu diyerek sakinleştiriyordum. Heyecandan uyuyamıyordum. Kadınlar, tanıdığım anneler nasıl bunu anlatmaz diyordum. Şanslıydım hormonlar bana kötü oyunlar oynamadı. Hamileliğimde normal hayatımdan tek farklı olan şey büyüyen göbeğimdi. Yoksa her şey aynıydı. Sadece bir ara sırtım ağrıdı, onu da çok iyi bir kayropraktist bir seansta çözdü. Her sabah sahilde hayaller kurarak bir saat yürüdüm. İyiydi yani çok şükür.

Aziz Arif’le ilk karşılaştığın anı anlatsana. Neler hissettin?

Aziz Arif’in adını doğduğunda henüz koymamıştık. Doğar doğmaz kucağıma vermelerini istemiştim. Onu göğsüme koydular. Gözleri açıktı, gözlerime baktı. O anki duygularımı ömür boyu ne anlatabileceğim ne de yazabileceğim. Sadece şükredebileceğim.

Çok cin olduğu bakışlarından belli. Bunun dışında nasıl bir bebek Aziz Arif?

Valla her bebek gibi. Bazen ona bakıp “kimsin sen?” diyorum içimden. Oğlum demek bile istemiyorum. Oradaki “m” eki beni rahatsız ediyor. Bana ait değil o. Kimseye ait değil. Kendine ait, kendine benzeyen ve zamanla tanıyacağımız, bizim için en değerli olacak birisi. Sabırsızlanıyorum onu tanımak için. İnşallah onu sağa sola çekiştirmeden, kendimdeki eksikleri onda tamamlamaya, fazlalıkları onda törpülemeye uğraşmadan, onu büyütecek erdeme sahip olurum.

Özgür kızın hayatında ne gibi değişiklikler oldu?

Henüz yeni bir anneyim ben. Evet eskisi gibi sağa sola gidemiyorum. Ama çok gittim zaten. Hayatımın bu yeni bölümünde, tıpkı romanlarda olduğu gibi hikaye ev civarında geçebilir. Geceler uykusuz olabilir. Bir arkadaşım, ya bebek senin hayatına doğacak ya da sen bebeğin hayatına doğacaksın demişti hamileyken. Bebek bizim hayatımıza doğsun istiyorum. Onunla birkaç günlük olduğundan beri sokaklara, seyahatlere çıktım. Ama şu var, neredeyse bir yıldır konser vermedim. Çok özledim sahnede olmayı. İçimdeki, sahneye çıkan o kadınla tekrar karşılaşmayı da iple çekiyorum.

Serdar (Erener) nasıl bir baba?

Serdar zaten onunla karşılaştığımda harika bir babaydı. Şimdi de öyle. Emzirebilse, Aziz Arif’e bütün gün bakabilir. Ne, ne zaman, nasıl yapılıyor hepsini biliyor.

Son şarkın, Kanatlarım Var Ruhumda, çok sevildi. Youtubeda tıklanma sayısı 20 milyonu geçti. Bu şarkıyı hamileyken yazmıştın. Sence annelik besteciliğini besledi mi?

O şarkı son yıllarda en sevilen şarkım oldu. Hamileyken kainattan beslendiğiniz o memba gürüldüyor. Yedi aylık hamileyken klibi Kilyos’ta çektik. Üşütmemek için hayatımın en hızlı klibini çekmiştim. Ay Yapım çok hızlı çalışan bir dizi ekibi ve yönetmenini ayarlamıştı klip için. Ara verdiğimiz an battaniyelere sarınıyordum. Yaz filmine kalpaklı klip işte böyle çıktı. Aziz Arif’in herhalde en çok dinlediği şarkı odur. Yandex jingle’ı da çok sevildi, onu da hamileyken yapmıştım. Şimdi anne olarak yeni yazdığım melodi ve sözlerde de büyük değişiklik görüyorum. Yani evet, her şeyi etkilediği gibi besteciliğimi de etkiledi.

Neden Bodrum?

Buraya bayramda gelmiştik. Aziz Arif’i ilk defa uçağa bindirmiştim. Gelmişken uzun kalmayı planlamıştım. Kaldıkça dönmem için pek bir sebep olmadığına ikna oldum. Burada deniz havası, güneş, rüzgar, su ve doğa var. Bir bebek için daha güzel ne olabilir? Dünyayı böyle bir yer zannetmesin diye bir ara Bodrum pazarına götürmeyi düşünüyorum sadece. Görsün kalabalık ve gürültücü bir yer. Bir de Bodrum’da sürekli esen serin bir rüzgar var. Benim gibi yaz sevmezler için çekilebilir yapıyor bu mevsimi. Doktorun da tesadüfen burada ayda bir iki kere geldiği bir yazlığı olduğunu öğrenince gerek kalmadı dönmeye. Kalabildiğim kadar kalayım diyorum. İşlerimi de teknoloji sayesinde buradan yapabiliyorum. Ipad’imde minik bir stüdyom var. Büyük kayıtlar yapmak gerekirse de İskender Paydaş’ın Bodrum’daki stüdyosuna gideceğim.

İlk konserini Bodrum’da vermiştin. Hayatında Bodrum’un özel bir yeri var mı?

Bodrum’a her gelişimde, arabayla havaalanından gelirken geçmiş Bodrum yazlarımı düşünüyorum. Ne kadar başka Niller, ne kadar başka yazlar geçirmek üzere buraya geldi. Şimdi de kucağımda bir bebekle. Ve dediğin gibi ilk konserimi Bodrum Kalesi’nde vermiştim, hatta anısı, Ben Ona Resmen Aşığım klibimde saklı. Burada kaldıkça şunu gördüm: Bence Bodrum Türkiye ’nin Los Angeles’ı. Eğlence endüstrisi de gelse tamam olacak ki yavaş yavaş geliyor. Baksana stüdyo arayınca bir sürü müzisyen açmış bile. Ayrıca çok iyi bir anaokulu olduğunu da duydum.