No Doubt her telden...

Arızalı sarışın kız ve grubu olarak tanındılar.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

Arızalı sarışın kız ve grubu olarak tanındılar. 1995 yılı onlar için tabiri caizse 'yırtmaya' başladıkları yıl oldu.
'Tragic Kingdom' albümü piyasaya çıktı ve
'Don't Speak' bomba gibi tüm dünya listelerinin üst sıralarına düştü. Tek şarkılık gruplardan olmadıklarını ise kısa sürede kanıtladılar. 'Just A Girl',
'Spiderwebs' birbiri ardına geldi. 2000 yılında çıkardıkları 'Return Of Saturn'den
'Ex-Girlfriend', 'Simple Kind Of Life',
'New' satış rekorları kırdı. Aslında No Doubt'un tarihi 1995'te başlamıyor. Uzun, ince, dertli bir yolda düşe kalka ilerlemeye başlamaları 1987'ye uzanıyor. Hikâyeleri bir film senaryosu gibi; aşk, ihtiras, acı, şan, şöhret ne ararsanız var.
'Show must go on'
Solist Gwen Stefani'nin erkek kardeşi Eric, grubun ilk temellerini attığında yer California Anaheim, yıl 1987'dir. Klavyeci Eric Stefani, solist John Spence ile birlikte bir punk/ska grubu olan No Doubt'u kurar. Kız kardeş Gwen'de ses vardır ama biraz çekingendir. Eric onu geri vokal yapmaya ikna eder. Gwen o yıllarda 19 yaşındadır ve Madness dinlemektedir, idolü ise Fishbone'un efsanevi hiperaktif çocuğu Angelo Moore'dur (Hatırlarsanız Fishbone, 80'lerin en standartlar ötesi funk/ska gruplarındandı. Neredeyse tüm enstrümanları çalan zenci solist Angelo 'Dr. Madd Wibe' sahnede yerinde duramazdı). No Doubt bir-iki okul konseri verir. Bu arada basçı Tony Kanal grupla tanışır ve kabul edilir. Bu onun ilk grubudur ama son derece profesyonel bir giriş yapar. Hem basçı hem menajer olur. Ayrıca çıtır Gwen'i de kapar. Aşkları tam 7 yıl sürecektir.
Gwen'in geri vokalden solistliğe terfi etmesi ise trajik bir olay sonucu gerçekleşir. John Spence, Anaheim Parkı'nda kafasına bir kurşun sıkarak hayata veda eder. Gwen solist olmuştur. İki gün sonra konsere çıkar. Şov devam eder, grup profesyonelliği yavaş yavaş keşfetmektedir. 1989 yazında davulcu Adrian Young gruba katılır. Çok tecrübeli bir müzisyen olduğunu söylemiştir ama daha önce sadece bir kere sahneye çıktığı anlaşılır. Bu, onun da ilk grubu olur.
Bu arada grup Arizona'da ilk eyalet dışı konserlerini verir. Red Hot Chili Peppers, Ziggy Marley ve Mano Negra ile tanışırlar. 1991 yılına gelindiğinde grup hayatta kalmak için hâlâ yan işlerde çalışmaktadır. Gwen ve Tony tezgâhtarlık, Adrian bir 'steak' restoranında garsonluk yapar. Gitarist Tom ise küçük bir müzik dükkânı işletmektedir. O yıl Interscope ile anlaşma imzalarlar. Ama hayatlarının değişmesi için 1994 yılını beklemeleri gerekmektedir. Zira 1992'de bin bir güçlükle bitirdikleri ilk albüm 'No Doubt' ancak 30 bin satmıştır. Eric gruptan ayrılır.
Bu arada 'Tragic Kingdom' albümünün kayıtları
bitmek üzeredir, bir de Gwen ile Tony'nin ilişkisi. Aynı yıl Tony artık daraldığını söyleyerek Gwen'i terk eder. 'Don't Speak' işte bu öykünün şarkısı olarak, Gwen'in yürekten vokalleriyle 1995'te albüm çıkınca hemen patlar.
Kimi ararsan var
No Doubt, 'Tragic Kingdom' ile bugün 15 milyonluk bir satışa ulaşmış durumda.
'Return Of Saturn' de bir o kadar başarılı.
İlk albümleri (hani 30 bin satan) 'No Doubt' ise 250 binlik bir satışı yakalamış. Ama 'Rock Steady' hepsini sollayacak gibi...
Albüm tam anlamıyla bir olgunluk albümü niteliğinde. Prodüktörlere baktığımızda grubun başarısını daha iyi anlıyoruz. Esas oğlan niteliğinde Björk'ün 'Debut' ve 'Post' albümlerinin de prodüktörü, Madonna ve Massive Attack'la da çalışan Nellee Hooper var. 'Detective', 'Running', 'Rock Steady' ve açılış parçası 'Hella Good'da onun etkisi açıkça hissediliyor. İkinci 'baba' prodüktör 80'lerin ve 90'ların elektronik müziğinin başarılı ismi William Orbit. Albümün en başarılı parçası olan 'Making Out' onun eseri. The Cars'dan hatırlayacağınız 'Drive',
'You Might Think' gibi klasiklerin yaratıcısı
gitarist/solist Ric Ocasek, bir diğer sürpriz. Prodüktörlüğünü yaptığı iki şarkıdan
biri olan 'Don't Let Me Down', 'You Might Think'e o kadar benziyor ki, The Cars olmadığını anlamak için Gwen Stefani'nin sesini duymak gerekiyor. Müziğin dev ismi ve basçı Tony Kanal'ın kahramanı Prince de 'Waiting Room'un prodüktörlüğünü yapmış. Üstelik geri vokallerde de harikalar yaratıyor.
No Doubt, belli ki kariyerinin dönüm noktalarından birinde. 'Rock Steady' tarzdan tarza atlayan şarkılarıyla çok başarılı bir albüm ama 'Tragic Kingdom'daki doğallığı ve tazeliği arayanlar, yerine daha olgun, ayakları yere daha sağlam basan bir albümle karşılaşacaklar. Grubun popülaritesine gelince, kesin olan şu: 2002'de pop dünyası onları konuşacak.