'Nymphomaniac' erotik değil eğlenceli!

'Nymphomaniac' erotik değil eğlenceli!
'Nymphomaniac' erotik değil eğlenceli!
Trier ve Shia LaBeouf'un Berlinale'de çıkarttıkları tantana bir yana 'Nymphomaniac Vol.1 son derece eğlenceli. Olay yaratan seks sahneleri erotizmden uzak!
Haber: ENGİN ERTAN / Arşivi

Bu yılki Berlinale’nin belki de en merakla beklenen filmi yarışma dışı olarak programa dahil edilen Lars von Trier’in ‘Nymphomaniac Vol.1’ıydı. Filmin iki saat uzunluğundaki standart versiyonu Noel’den bu yana çeşitli ülkelerde ticari gösterime girmişti.

Yaklaşık iki buçuk saat uzunluğundaki sansürsüz versiyonunun dünya prömiyeriyse Berlin’de gerçekleşti ve daha çekim aşamasındayken etrafında bolca gürültü kopan ‘Nymphomaniac Vol.1’ festivalin de olayı olmayı başardı. Filmin pazar günkü basın toplantısında yaşananlar bolca yazıldı çizildi; bir daha tekrar etmeye gerek yok. Görünen o ki von Trier çocukça hamlelerle provokasyondan vazgeçmeyecek. Önceden planlandığı her halinden belli bir şovla basın toplantısını terk eden Shia LaBeouf ise filmin aynı akşam gerçekleşen galasına da üzerinde “Artık ünlü değilim” yazan bir kese kağıdını kafasına geçirerek katıldı. Belli ki von Trier’in o ekipten beraber yaramazlık yapmak için aklına girebildiği tek kişi LaBeouf olmuş.

Kışkırtıcı değil

Öte yandan von Trier’in filmin Berlin’deki gösterimini böyle bir provokasyonla süslemesi pek şaşırtıcı değil. Zira, çoğunluğun beklentilerinin aksine, ‘Nymphomaniac Vol.1’ kışkırtıcı bir film değil. Joe isimli nemfoman (daha doğrusu kendisini bu şekilde tanımlayan) bir kadının çocukluğundan başlayarak hayat hikâyesini anlatan film, gerçekten keyifli bir seyirlik. Lars von Trier’in bu sefer izleyiciyi rahatsız etmek içini kendini zorlamaması, hatta bilakis son derece komik bir film çekmesi, sinema tarihi adına küçük ama onun adına büyük bir adım. Bu bağlamda ‘Krallık’a yakın bir tada sahip de denilebilir ‘Nymphomaniac Vol.1’ için. Filme gösterilen ilginin başlıca sebebi olan gerçek seks sahneleriyse erotizmden fazlasıyla uzaklar. Hemen hepsinde biçimsel numaralar öne çıktığı için sahnenin merkezinde cinsel birleşme yer almıyor. Ayrıca Joe karakterinin mekaniğe duyduğu ilgi gibi, filmin sevişme sahneleri de ziyadesiyle mekanik. Eğer ‘Nymphomaniac Vol.1’ı ciddiye almaya kalkarsanız, nemfomaniyi balık tutma metaforu üzerinden açıklamaya çalışmak gibi deli saçması önermeleri tahammül edilemez bulabilirsiniz. Fakat neyse ki bu sefer herkesten önce von Trier kendisini ciddiye almıyor. Son noktada, ikinci bölümü de izlemeden “Nymphomaniac”la ilgili kesin bir kanıya varmak zor (ikinci bölümün sansürsüz versiyonunun ilk kez nerede gösterileceği hâlâ bilinmiyor). Fakat ilk bölüme bakarak, von Trier’in uzun zamandır çektiği en iyi film diyebiliriz. Tek bir sahnede harikalar yaratan Uma Thurman için bile izlemeye değer! Unutmadan, filmin her iki bölümünün de kısa versiyonları haftaya !f İstanbul’da gösterilecek.

Yarışmanın ilk favorisi

Nihayet Altın Ayı yarışında öne çıkan bir film oldu: Dietrich Brüggemann’ın yönettiği ‘Kreuzweg’. 14 sahneden oluşan (üçü hariç, diğerlerinde kamera sabit) filminde yönetmen, inanç özgürlüğü üzerine son derece etkileyici bir tartışmaya giriyor. Evde ve ailesinin bağlı olduğu kilisede her gün Katolikliğin aşırı geleneksel bir yorumunu dinleyen 14 yaşındaki Maria’nın yaşadığı ikilemler bu sahnelerin merkez noktasında duruyor. Ailesinin ve kilisenin öğrettiklerini (aslında dayattıklarını demek daha doğru) gerçek hayata adapte edemeyen genç kız, küçük kardeşinin iyileşmesi için kendini kurban etmeye karar veriyor. Biçimsel açıdan son derece katı ama net bir tarz seçen Brüggemann, böylece bizleri tartışmak istediği konularla yüz yüze bırakıyor. Şimdilik eleştirmenlerin de favorisi gibi gözüken ‘Kreuzweg’in festivalden ödülsüz dönmesi gerçekten şaşırtıcı olur. Belki de ‘Duvara Karşı’dan 10 yıl sonra yine bir Alman filmi Altın Ayı’ya uzanır...