O bir 'mobbing' gazisi

O bir 'mobbing' gazisi
O bir 'mobbing' gazisi
Türkiye'nin ilk 'işyerinde psikolojik taciz' davası sonuçlandı. İşin peşini bırakmayarak kazandığı davayla, 'mobbing'in hukuki literatüre girmesini sağlayan Tülin Yıldırım, yaşadıklarını ve işyerinde nelerin normal olmadığını anlattı
Haber: PINAR ÖĞÜNÇ - pinar.ogunc@radikal.com.tr / Arşivi

Siz ‘mobbing’ kelimesini ilk kez ne zaman duydunuz?
Aslında çok ilginçtir, Jeoloji Mühendisleri Odası’nın (JMO) Haber Bülteni’nde meslektaşım Nuray Önoğlu’nun yazmış olduğu bir makaleyle bu kavramla tanıştım.

İşyerinde yaşadıklarınızın ‘mobbing’ ya da ‘psikolojik taciz’ olduğuna nasıl karar verdiniz?
Yaşadığım şeyler benim normal olarak gördüğüm iş ilişkilerinin dışındaydı. Her zaman işyerinde ufak tefek ya da büyük sorunlar yaşanır. Bunlar doğal olarak gerilimlere, can sıkıntısına yol açar. Sonra unutulur gider. Yapılanlar unutulmuyorsa, her küçük sorunda yeniden hatırlatılıyorsa bu durum normal değildir. Ben genel olarak başarılı bulunan, çalıştığım yöneticilerce takdir edilen bir çalışandım. Yaptığım şeyler beğenilmeyip hep eleştiri almaya başlayınca bir sorun olduğunu hissettim. Ama bu elle tutulur bir şey değildi. Sonra izinli olduğum gün işlerle ilgili bir aksaklık yaşanıp bununla ilgili benden savunma da istenince, taşlar yerine oturdu ve yapılanların kasıtlı olduğunu anladım. O zaman mobbing kavramını bilmiyordum. Kavramı duyduktan sonra yaşadıklarım aynıydı.

Ne zamandan beri orada çalışıyordunuz?
Toplamda yedi yıla yakın çalıştım.

Muhtemelen başta yaşadıklarınızın tam adını koyamıyordunuz. Şimdi geriye dönüp baktığınızda ne zamandan beri psikolojik taciz altındaymışsınız?
Yaşadıklarımın mobbing olduğunu bilmediğim sekiz aylık süreyi de sayarsak atılana kadar toplam iki yıl mobbing’e uğradım.

Sizi en fazla etkileyen, mutsuz eden, onurunuzu kıran birkaç örnek anlatır mısınız?
Şube adreslerini ajandada basılmak üzere güncelliyorum. Güncellemeyi bitirip Yönetim Kurulu’na teslim ettim. Ertesi gün bir yönetici beni odasına çağırdı, gayet kibarca, hatta dostane bir şekilde, “Tülin, sende bu aralar dikkat dağınıklığı sorunu görüyorum. Bize verdiğin listeyi kontrol ettim, hepsi yanlış” dedi. Listeyi düzeltmelerle geri verdi. Öyle paniklemiştim ki, nasıl bu kadar hatalı olabilirdi! Tekrar kontrol ettim, hata yoktu. Yöneticiye bu düzeltmeleri neye dayanarak yaptığını sorduğumda, bana geçen yılki ajandadan olduğunu söyledi! Yani eski bilgileri, benim yaptığım güncellemelere kontrol kaynağı olarak kullanmış. Ne bir özür, ne başka bir söz... Bunun bir dedikodu malzemesi yapılıp hem yöneticilerin kendi arasında hem de başka insanlarla konuşulduğunu da biliyorum. Dedikodular da mobbing’de çokça kullanılan bir yöntem. ‘Tülin’e bir iş veriyorsun, al işte yaptıklarının hepsi yanlış, baştan düzeltmek zorunda kaldım” denilerek o kırmızılı kısımlar kimlere gösterildi acaba...
Oda’da (JMO) yazışmaların büyük çoğunluğunu ben yapıyordum. Benden iki yıl boyunca alınan bütün savunmaların, bana tebliğ edilecek olanlarını da bana yazdırdılar. Sabah geliyorsunuz ve kendinize savunma isteyen bir yazı yazıyorsunuz. Başlangıçta işim dolayısıyla bunda bir kasıt aramadım, ta ki bir başka iş arkadaşımdan savunma istenene kadar. “İlgili arkadaş yazsın, şu an işi yok” dediğimde, “Bu doğru olmaz” yanıtını aldım. Bana savunma yazıları yazdırmalarının uygun olmadığını biliyor ama beni yıldırmak için yapıyorlardı.
Bilgi Üniversitesi’nin STK’lara yönelik bir eğitim verdiğini öğrenmiştim. Bir kurum adına katılım zorunluluğu vardı. Oda Başkanı’na bu talebimi ilettim, Yönetim Kurulu toplantısında konuşulması gerektiğini söyledi. Oda’nın hiçbir maddi yükü, kaybı olmadığı halde kurum adına gitmeme izin vermediler. Bana büyük olanaklar sunabilecek bir programdı ama yönetim önümü kesmeyi yeğleyerek beni bir kat daha mutsuz etmeyi başardı.

Sizden başka, aynı muameleye uğrayan var mıydı?
Mobbing’in uygulandığı bir işyerinde kimse bunun dışında kalamaz. Zaten bu süreç başladığında hedef sadece siz değilsinizdir. Bu baskılar yoluyla diğerlerine de mesaj verirsiniz. Evet, diğer çalışma arkadaşlarım da bir düzeyde uğradı ama hiçbiri benimki gibi ileri aşamada değildi.

Üstlerinizden tek bir kişinin psikolojik tacizine mi maruzdunuz yoksa bu, bir tür yönetim tarzı mıydı?
Mobbing’in tanımında uygulayan, ‘kişi ya da kişilerce’ diye geçer. Kişi, kurumun politikalarından bağımsız mobbing uygulayamaz. Dolayısıyla sürekli mobbing uygulayan bir kişi varken, onu destekleyen ve hatta belli düzeylerde aynısını yapan bazı Yönetim Kurulu üyeleri vardı. Yani evet, mobbing bir yönetim tarzıdır diyebiliriz.

Bu gibi hallerde nasıl tepkiler veriyordunuz? Mizacı gereği sessiz kalanlardan mısınız yoksa olay anlarında da karşılık veriyor muydunuz?
Saldırılara çoğunlukla hemen refleks gösterirdim, gerek yazılı, gerekse sözlü olarak. Ama bazen ortamın kalabalık olması nedeniyle iş arkadaşımla yüksek sesle konuşmam üzerine, “Niye kavga ediyorsun?” diyen birine ne söyleyeceğinizi bilemiyorsunuz.

İş arkadaşlarınızın tepkisi neydi, onlara normal mi geliyordu bunlar?
Hiçbiri normal bulmuyordu. Üzülmemem, sakin olmam konusunda sürekli teskin edip destek oldular.

Sendikanızdan destek gördünüz mü?
Sendikam bana verilen ve mahkemenin de haksız bulduğu bütün cezalarda olumsuz oy kullandı. Ama onlara mobbing’i anlattığımda genel tavırları, ‘Bu her işyerinde yaşanabilir, işveren çıkarmak istediği işçiye bu tür uygulamalar yapar, sabırlı ol, mücadele et’ şeklindeydi. Sendika sadece işverene, iş hukuku ve borçlar hukukunda geçen, işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcunu hatırlatsaydı, yönetimin bana karşı uygulamalarını durdurabilir, hatta belki bu tutumlarıyla çalışanların büyük saygısını kazanıp sendikalaşmanın önünü açabilirlerdi.

Çalışanlar yaşadıklarının sistematik bir psikolojik taciz olduğuna karar verdiğinde neler yapmalı?
Mobbing çoğunlukla sözlü saldırılardan oluştuğu için kanıtlaması oldukça güçtür. Ama benzer şeyleri yaşayan iş arkadaşlarınızla sözlü eylemler tutanağa dönüştürülebilir. Yazılı olan her şey, mail, mesaj vs. toplanmalı...

İşe iade hakkı kazandınız, gerçekten dönmek ister miydiniz?
O işyerinde kötü günler yaşattılar bana. Hâlâ eski günleri hatırlamak beni üzüyor. Tüm bunları yaşayıp bana değişik kurum ve kişilerden haklı olduğum yönünde o kadar çok destek aldıktan sonra hem haksızlıkların bir kanıtı olarak orada olmak, hem de çalışma hakkını savunmak için dönmek isterdim.

Bütün bu süreç sizin ruh halinizi nasıl etkiledi? İş dışındaki hayatınız nasıl etkilendi?
İşte sürekli gergin ve huzursuzdum. Bu huzursuzluğum iş dışında da devam ediyordu. Şiddetli saldırılara maruz kaldığım günlerde uykusuz ve ağlayarak geçirdiğim günler oldu. Güvensiz ve panik halindeydim. Rüyalarımda bile işleri eksik yaptığımı görüyor ‘Aman tanrım şimdi ne olacak!’ paniğiyle uyanıyordum. Herhalde bu dava olmasa, bugün kendine güvenini tamamen yitirmiş, içine kapanık ve iş yaşamında başarısız bir kişi olarak yaşardım.

Şimdi günleriniz nasıl geçiyor? İş arıyor musunuz?
‘İşten ayrılmaktan başka çaren yok!’ fikrini reddedip herkes için bir şey yapmaktan dolayı artık farklı bir yaşamım var. Bir dizi insan bu süreci destekledi, takip etti. Artık beni de aşan gelişmeleri büyük bir mutlulukla izliyorum. Sürecin burada kalmaması için kendi çevremizle ya da çeşitli organizasyonlarda mobbing’e karşı mücadelemi anlatıyorum. İşten çıkarıldıktan sonra iş sağlığı ve güvenliği eğitimi alarak, İngiltere’ye dil öğrenmeye gittim. Geldikten sonra Katar’da doğalgaz çevrim santralı inşasında iş güvenliği mühendisi olarak çalıştım. Şu an da büyük bir toplu konut projesinde iş güvenliği şefi olarak çalışıyorum.